14 TEMMUZ BÜYÜK ÖLÜM ORUCU ŞEHİTLERİMİZİN FEDAİ RUHUYLA MÜCADELEMİZİ YÜKSELTECEĞİZ

 

Haziran ayını geride bıraktık. Yazın ilk ayı olmasının sıcaklığı ile mücadelenin de çok sıcak, yoğun geçtiği bir süreç olmaktadır. Haziran ayı, özgürlük mücadelesi tarihimize fedailik ayı olarak damgasını vurmuştur. Özellikle büyük şehidimiz Zilan (Zeynep Kınacı) yoldaşımızın 30 Haziran eylemi ve onun akabinde ardılları olarak gelişen fedai yoldaşlarımızın eylemleriyle yeniden bu ruh ve tarz canlandırılarak süregelmiştir. 2012 yılı Haziran ayını da 25 Mayıs tarihinde Kayseri’de fedai eylem gerçekleştiren Eriş ve Andok yoldaşlarımızın eylemleriyle karşıladık. Eriş ve Andok yoldaşlarımızın ortaya koyduğu fedai ruh ve direniş tarzı 2012 devrim döneminin direniş tarzı olarak bu yılki mücadelemize damgasını vurmuştur.

Özgürlük mücadelesi tarihimizde fedailik bir tarz olarak ilk defa 14 Temmuz ölüm orucu ile Diyarbakır zindanında Hayri Durmuş, Kemal Pir, Akif Yılmaz ve Ali Çiçek yoldaşlarımızın büyük direnişleri ile başlamıştır. Temmuz ayını karşıladığımız bugünlerde büyük ölüm orucu eylemcileri Kemal Pir, Hayri Durmuş, Akif Yılmaz, Ali Çiçek yoldaşlarımızı ve onların şahsında tüm devrim şehitlerimizi saygıyla anıyor, anılarına mücadeleyi yükselterek başarıya ulaştırma sözümüzü yineliyoruz.

Önderliğimizin 2011 yılı 27 Temmuz’undan itibaren başlatmış olduğu direniş tutumu ve akabinde hareket olarak mücadelemizin 4. aşaması olan Devrimci Halk savaşı hamlesi tüm yoğunluğuyla devam etmektedir. 2011 yılı boyunca yoğun bir direniş ve mücadele içerisinde olduk. 2011 yılı Türk devletinin Önderliğimiz, hareketimiz ve halkımız üzerinde topyekun tasfiye ve imha amaçlı geldiği bir yıl oldu. Özellikle AKP hükümeti tüm gücünü seferber ederek Önderlik, halk ve hareketimiz üzerinde her türlü soykırım politikalarını hayata geçirmekten bir an bile geri durmadı. Önderliğimizin direniş tutumuna karşılık İmralı işkence sistemi derinleştirilerek tecrit tüm yoğunluğuyla sürdürülmektedir. Temmuz ayı ile birlikte neredeyse bir yılını doldurmak üzere olan Önderliğimiz üzerindeki tecrit devam etmekte olup, halk ve hareket olarak Önderliğimizin durumundan haber alamaz durumdayız. Kürt sorununun demokratik çözümü için 13 yıldır İmralı işkence sistemi altında barış için büyük bir emek ve çaba harcayan Önderliğimiz, AKP’nin oyalama, Kürt sorununu çözümsüz bırakma politikalarına karşı kendisi de tutum belirlemiştir. AKP hükümeti, dayattığı çözümsüzlük politikasının kabul görebilmesi için pervasızca tüm değerlerimize saldırmaktadır. Çözümsüzlüğü ve savaşı isteyen tarafın biz olduğumuzu lanse etmeye çalışmakta, bu yönlü türlü oyunlar geliştirmekte ve toplumu yaydığı yalan haberlerle buna inandırmaya çalışmaktadır. ’90’lı yılların özel savaş hükümeti olan Çiller dönemini ve 12 Eylül faşist askeri darbecilerini bile aratan bir duruma gelen AKP hükümeti, sinsice ve kurnazca gerçekleri hasıraltı etmeye çalışmaktadır. Hak ve özgürlük talebinde bulunan, hakları için mücadele eden iradeli ve yurtsever halkımız, aydın ve emekçi kesimler üzerinde siyasi soykırım operasyonlarıyla onları sindirmeye, cezaevlerini doldurarak iradelerini kırmaya çalışmaktadır.

AKP hükümeti çözümsüzlük, inkar ve imha politikaları kapsamında kış ayları boyunca hareketimiz üzerinde de imha amaçlı operasyonlar geliştirdi. NATO’nun gelişmiş tekniğini de arkasına alarak, gerçekleştirmiş olduğu bu operasyonlarla sonuç almaya çalıştı. Kış aylarının gerillamız açısından yarattığı dezavantajları kendisi açısından avantaj sayarak, askeri operasyonlarını aralıksız bir biçimde sürdürdü. Bilindiği üzere bu kış sürecinde bu operasyonların sonucunda başta Garzan şehitlerimiz olmak üzere Erzurum’da, Cudi’de ve birçok yerde belli sayıda arkadaşımız direnerek şehit düştü. İmha operasyonlarının hedefinde özellikle kadın gücümüz yer aldı. Bizzat kadın gerilla gücümüzün konumlandığı alanlar tespit edilerek buralara imha yönelimleri geliştirildi. YJA Star güçlerimizin bulunduğu üslenme alanları hedeflendi. Bu saldırılar karşısında yoldaşlarımız büyük bir direniş sergileyerek son mermilerine kadar savaştılar, ellerine esir düşmemek için kendilerini uçurumlardan attılar, bombalarını kendilerinde patlattılar. AKP hükümeti yoğun bir psikolojik savaş içerisinde oldu. Kürt kadın gerillası şahsında gelişen direnişi çarpıtma, kendi saldırısı değil de örgüt içi olaylar gibi lanse etme çabalarını her yönlü sürdürdü.

Özgürlüğü için direnen ve mücadele eden kadın gerillamıza saldırarak, onlar şahsında toplumumuza soykırım mesajları verilmek istendi. Ki biliniyor zaten bir toplumu soykırımdan geçirmek ancak kadınlarından başlanarak gerçekleştirilebilir. Yapmış olduğu bu imha operasyonlarını kamufle etmek için de medyasını da yanına alarak toplumu yalan yanlış haberlerle maniple etmeye, gerçeği çarpıtmaya çalıştı. Kendisinin bir kadın katliamcısı iktidar ve yönetim olduğunu gizlemeye çalıştı. Türkiye gerçeği birçok iktidar kliğiyle tanıştı, onun uygulamalarıyla karşılaştı, fakat hiçbir iktidar ve yönetim gerçekliği AKP hükümeti döneminde olduğu kadar kadın gerçekliğine zarar vermemiştir. Ruhunu yaralamamış, işkenceden geçirmemiş, tutuklamamış ve öldürmemiştir. İslami kılıfa bürünen, ama aslında İslamiyet’e sözü edilen hak ve hukuktan nasibini almayan ve uygulamalarıyla tamamen İslamiyetin dışına çıkan bu iktidar kliği, toplumu, kadınları ve ezilen halkları katletmekten zevk almaktadır. Bir yandan katletmekte bir yandan da asimilasyona uğratıp kendi kültürel değerlerinden, köklerinden koparmak için deneyebildiği her türlü yöntemi devreye koymaktadır. Toplumumuzda önceleri “haydi kızlar okula” kampanyalarıyla Kürt kızlarını kendi anadilinden ve kültüründen uzaklaştırarak asimile etme yaklaşımı içerisinde oldu. Şimdi de Kürdistan’da türlü projeler devreye koyarak, Kürt kızlarımızı düşürmeye, onlar şahsında da toplumumuzda bir ahlaki çöküntü yaratmaya çalışmaktadır.

2012 yılına girerken de tüm mücadele değerlerimize dönük tasfiye ve imha yönelimleri kesintisiz sürdürüldü ve bu yönelimler hala devam etmektedir. Direnişimiz karşısında çözümsüz ve çaresiz kalan, fakat hala imhacı ve inkarcı zihniyetinden taviz vermeyen AKP hükümeti, bize saldıranın kendisi değil de, bizmişiz gibi yansıtmaya çalışmaktadır. Baharla birlikte gerillanın geçmiş yıldan açığa çıkardığı tecrübelere de dayanarak hamle yapabileceği ve sorunun çözümünü gerçekleştirme potansiyelini gören Türk devleti ve AKP hükümeti karşı bir hamle içerisindedir. Gerilla hamlemizi önlemek için kendisini Kürt sorununu çözme arayışındaymış gibi bizi de terör saldırıları geliştiriyoruz gibi göstermeye çalışan aldatıcı bir yaklaşım içerisindedir. Buna göre söylemde ve görünürde mevcut çatışmaları yumuşatma, ılımlı bir atmosfer yaratma çabasındadır. AKP’nin kesinlikle Kürt sorununun çözümünde herhangi bir adım atmayacağı, aksine Kürdü inkar-imha zihniyetinin olduğunu geçen mücadele döneminde her yönüyle deşifre etmiştik. AKP’nin bu yaklaşımları kamuoyu nezdinde de teşhir olmuştur.

2012 yılına gerilla güçleri olarak geçmişten de çıkardığımız sonuçlar üzerinden daha fazla hazırlıklı girdiğimiz kesindir. Bu konuda iddia, kararlılık ve fedai intikam ruhumuzun her dönemkinden daha fazla olduğu ve gerilla hamlesini geliştirirken ciddi bir tarz yenilenmesini yaşadığımızı herkes bilmelidir. Bunu Mayıs ve Haziran aylarında gelişen gerilla güçlerimizin eylemleri ile özellikle Cilo ve Çarçella arasında gelişen devrimci operasyonun, yine fedai arkadaşlarımızın bireysel eylemlerinden anlamak mümkündür. Gerilla güçlerimizin dayandığı halk desteğinin çok yoğun olduğu ve halkımızın bizzat mücadelede kendi üzerine düşen görevleri fedaice karşıladığı da görülmektedir. İçinde bulunduğumuz süreci mevcut bu mücadele kazanımlarımızla karşılarken, 2012 yılı mücadelesini başarıyla zafere ulaştırmak için YJA Star güçleri olarak ne gerekiyorsa onu yapacağız. Bunu herkes böyle bilmelidir. Mücadele kararlığımızı ve iddiamızı yükselterek 2012 yılına girdik.

Temmuz ayını yaşadığımız bugünlerde mücadeleyi elbette ki sıfırdan başlatmıyoruz. 2011 hamle sürecinin başlamasından şimdiye kadar destansı direniş içerisinde olan Arjin, Zin, Zilan Koçer, Çiçek, Ruken, Sema, Berfin Rojhılat, Vejin Soran, Ezda Bazid ve daha nice şehit yoldaşlarımızın emri mutlaka özgürlük mücadelemizi zaferle taçlandırmaktır. Biz YJA Star güçleri olarak kendimizi bu yönlü herkesten daha fazla sorumlu görmekteyiz. Şehit Andok yoldaşımızın dediği gibi bu süreç yüksek sorumluluk isteyen bir süreçtir ve YJA Star güçleri olarak bu sürecin başarıya götürülmesinden öncülük düzeyinde kendimizi sorumlu görmekteyiz. Temmuz ayı vesilesi ile de büyük ölüm orucu eylemcileri yoldaşlarımızın öncülük ettiği fedai ruhu yaşatmak ve bununla kazanmak olmazsa olmaz kabilindedir bizler için. Bu sürece Temmuz direniş ve fedai ruhuyla yükleneceğimiz kesindir. Başarımızın kesinliğine inandığımız gibi bizlerle aynı inancı paylaşan ve inancı uğruna büyük bedeller ödeyen halkımızı ve tüm kadınları da selamlıyor, hep birlikte mutlaka başaracağız diyorum.

Delal AMED