Merhaba güzel günlük;

Uzun zaman oldu yazmıyorum. Ama hiç sormadın, neredeydin, ne yapıyordun, hiç sormadın. Ama bak seni sordum. Ve bambaşka bir yerde hayallerimin olduğu yerde aldım elime ve içimdekilerini dökmeye.

Uzun zaman önce sana söylemiştim. Gideceğim özgür dağlara, kimseye cesaret edememiştim ama sana söylemiştim. Ve şu an bu duygularımı dağda yazıyorum. Aslında bugün nasıl geçti, ne oldu, gerilla nedir. Kendimi nasıl hissediyorum. İşte bunları dile getirmek istiyorum. Yaklaşık iki ay oldu, saflara gelmem, burası çok farklı, her şeyi, insan olduğunu anladığın, gördüğün, bildiğin tek yer özgür dağlardır. Yeni savaşçılarda eğitim görüyoruz. Bugün tam 30 gün oldu. Bu devreye başlamamız ‘Beritan’ yoldaşın şehadetine denk geldi, tesadüf ama çok güzel oldu. Bende inanamıyorum gerilla saflarında olduğuma, hem de komutanımın bana verdiği defterde günlük tuttuğuma, her şey bana hayal gibi geliyor. Bazen farklı bir şey oluyor gibi. Sanki bunların hepsini önceden yaşamış ve hissediyorum. İlginç ama içime farklı bir heyecan katıyor. Gerilla olmak yaşamaktır. Diyorum ki meğerse ben hiç yaşamamış. Onun için PKK yaşamını tercih ettim. Gelelim bugüne, biz yani; Ben, Heval Besê, Heval Xwinda fırıncıydık. Ve komando vardı. Fırın güzeldi, emek verdik, yorulduk ama değdi. Komandoya gitmedik çünkü üçümüz de hastaydık. Birbirimize hep yardımcı olduk, güzeldi, sonra moral vardı tabii. O da çok güzeldi. Ama ne oldu bilmiyorum. Hep ben şarkı söylüyordum. Bugünde PKK saflarında böyle geçti. Güzeldi ve hissediyorum.  Gün be gün hayallerimin gerçekleşeceğine…

26. 11. 2010

Kandil