Savaş nedir?

Gerillanın kaleminden

17 06 18

Toplumsal gelişimin yasaları her dönemde kendine has biçim ve özelliklere sahiptirler. Savaşın gelişimi, özellikleri ve kuralları, toplumsal zeminin objektif koşullarıyla doğrudan bağlantılıdır. Savaş çok farklı gerekçelerle ortaya çıkan, zorunlu olunmadığı taktirde başvurulmaması gereken bir olgudur. 

Zorunlu savunma dışında savaşın hiçbir türü mubah görülemez Savaşa başvuran bütün kesimlerin kendine göre savaşma gerekçeleri vardır. Ancak bu gerekçeler, kendini savaş dışında korumanın farklı bir yolunun bırakılmadığı, onuruna, varlığına ve özgürlüğüne yönelmiş tehlikeyi ve yok etme tehdidini şiddeti kullanarak bertaraf etmekten başka bir çarenin olmadığı durumlarda anlamlıdır ve insani bir değer ifade eder. Savaş, ancak halkın tarihi vazgeçilmez talepleri bağlamında içine girilebilecek eylemdir. Aksi durumda Önderliğin deyimiyle “çılgınlıktır.”

Savaşın kaynağını Önderlik “savaş ne insanların öfkelerinden ne nüfus artışından, ne coğrafi alanların ve stratejik noktaların ele geçirilmesinden, ne de ırkların üstünlüğünden doğmuştur. Savaş, sınıflar arası çelişkilerin antogonizmaya (uzlaşmaz çelişkiye) dönüşmesinden çıkar ve çözümü için ise; silah tek yol olarak görülmüştür” şeklinde açıklamaktadır

Geliştirilecek savaş stratejileri, toplumsal gelişmeye zıt olmamalıdır. Bunun için dönemsel olarak yapılacak plan ve yürütülecek taktiklerin doğru bir tespite kavuşması gerekir. “savaşta doğru tespit, başarıya götürür.” İlkesiyle hareket, önemli bir olgudur. Bütün çalışmalarda olduğu gibi, özellikle askerlik ve savaş sanatında başarının yolu bilimsel temellere dayalı, yeterli bir düşünce, inançlı bir yaklaşım, kararlı bir duruş, pratik anlamda keskin bir zeka, ciddiyet ve disiplinden geçer. Basit ya da sıradan bir yaklaşım savaşta kaybetmeye götürür.

Savaş bütünlüklü bir olaydır. Gelişim aşamaları farklı ve parçalı olsa da, belli bir düzen veya uyum içerisinde, hiçbir ayrıntısının gözden kaçırılmaması gerekir. Savaşta genel başarı, her alanın kendi içerisindeki başarısının toplamıdır. Buradan şu sonuca gidebiliriz: “Genelin başarısı, tek tek parçaların başarısından geçer.” Savaşın bu karakteri, savaşta sınıflaşma, iş bölümü ya da branşlaşma olarak nitelediğimiz özgün oluşumları zorunla hale getirmektedir. İş bölümü ya da branşlaşma, ele alınan hedefin çapını küçültür. Yani, hedefin sadece bir parçasını koparma esasına göre çalışır. Bu hedefler nicelik olarak çok büyük değiller, ancak stratejik değere sahiptirler. Böyle bir durumda hakimiyeti ya da işinin ehli olabilmenin gerekliliğini ortaya çıkarır. Biz de de amaçlanan branşlaşma, bu temellere dayanır. Branşlaşma profesyonel bir askeri güç yaratmayı hedefler. Profesyonel asker ya da savaşçı olay ve olgulara sıradan bir yaklaşım göstermediği gibi, daima yoğunlaşmayı ve gelişmeyi esas alıp yeni şeyler öğrenerek, düşmanına darbe vurmayı hedefler. Her an olası bir hareketliliğin hazırlığı içerisinde olurlar.

Önderlik, “Savaşta esas belirleyici irade savaşçıların kendileridir. Teori ve pratikleriyle karar verip uygulayacaklardır. Başarı ve yenilgilerin sahibi olarak kendilerini sorumlu göreceklerdir. Koşulları, güçleri, tecrübe ve teorileri ne kadar uygun görüyorsa, o kadar savaş veya savaşmaktan kaçınma kendi sorumluluğundadır” demektedir. Bu anlamda savaşın belirleyici bir unsuru olarak insan, savaşın içeriğini dolduracak, ona biçim ve düzen kazandıracak yetkinliktedir. Operasyon savaşın önemli bir parçasını teşkil ettiğinden, amaçları ve hedeflerinin net olarak belirlenmesi ve hedefi hakkında tamamen aydınlanması için, genel bir savaş bilgisine ihtiyaç vardır. Bu açıdan operasyon branşına katılacak arkadaş kendi belirleyici rolünü bilerek, savaşın alacağı düzeyde kendi üzerine düşenleri iyi açığa çıkartıp üst düzeyde bir katılımı sergilemelidir. İradi katılımını güçlü gerçekleştirmeli savaşın inceliklerin iyi anlayıp uygulama gücüne dönüştürecek bir düzey kazanmalıdır.