Merhabalar Heval;

               Otuz yıllık sevgi, emek ,fedakarlık ve cefayla donatılmış, yaratılan değerlerle birer okul haline getirilmiş, gerekirse her bir taşını bir mermi bir bomba haline getirebileceğimiz bu kutsal dağlarda senden uzak olmanın acısını yaşasak da gelecek özgür günlere inançla, sağuk karlı bir kışı daha dişlerimiz sıkılı, ellerimiz tetikte, gözlerimiz ise ufukta beklemekteyiz. 

Her biri bir mahkeme vesilesiyle ...! insanlığa sunulmuş olsa da her bir ‘’Namen’’ üzerine birer yıl eğitim gördük ve şimdi son namen olan ‘’Bir Halkı Savunmak ‘’üzerine gördüğümüz bir yıllık eğitimimizde sona eriyor. Tıpkı zamanın kaderini çizmedeki son anlarına koşması gibi, bizde yol ayrımındaki son donanımımızı’’ Bir Halkı savunmakla’’ yapıyoruz. Her şey zamanla adeta yarışta olduğu gibi bizde tüm hazırlıklarımızla bu yarışta yerimizi alıyoruz.

              Mektubuma ‘’Merhaba Heval’’girişiyle başlasam da aslında Heval olabilmenin içini dolduramadığımın farkındayım. Fakat dağdan adaya bir köprü olan ‘’Heval‘’lığın yolunda yürüyen bir savaşçın olarak İmralı duvarlarını bir Hevalcığın olabilme sevdasıyla ’’Merhaba Heval’’ fısıltısıyla ısıtarak yıkmak istedim sadece.‘’ Her çağda, hiçbir çağda yaşayan, yalnız insan’’ olduğundan yalnızlığına ortak olma çırpınışlarındayım. Evcilleştirilmiş kanatlarım göklerde süzülüşüme izin vermese de sen yüreğimizi, beynimizi özgürlüğe tahrik etmişsin bir kere. Bu tahrik ne alışkanlık dinler, ne imkansızlık tanır, bilirim. Anladığım, yaşadığım o ki, bu tahrik sana Heval olmanın sevdasıyla yaşamadan, özgürlük aşkıyla savaşmadan anlar bir…

    Şimdi ‘’bin yıllık özlemin’’ olduğunu bildiğim dağlara layık olma ve dağların özgürleştirici etkisiyle amansız bir savaşçın olmaya hazırlanıyorum. Yaşım İmralı süreciyle bir. Yoğruluşum, hamurum hep bunun acısı, öfkesi kararlılığıyla oldu. Belki, şimdilik küçük bir savaşçı kızınım sadece ama uzun ince zorlu, çetrefilli yollarda daha da boy verebileceğimi görebiliyorum şimdiden.

     Evet Heval, Çağın Bilgesi olmanın sana İmralı da an be an, pare pare ödettirilirken, yüreğimizle seninle olsak da aslında şuan ve her an İmralı'daki durumunu hep merak ediyoruz. Belki sen uzun uzadıya Namelerinle insanlığa bize seslenişinle sıhhatinin, durumunun her şeyiyle mükemmel olduğunu anlatıyorsun. Ama sonuçta orası İmralı ve sen ise… Biliyorum sen ki İmralı da bile kır çiçekleri yetiştirebilensin. Ve sen ki dayanılması güç, imha koşullarında bile çağın ideolojik kimliğini kaleme alabilensin. Ve sen ki, yaşama, tarihe insanlığa dair olansın. Ve daha nice sen ki… Aslında amacım sana methiyeler, kafiyeler düzmek olmasa da  cansız kalemim bile yarattıkların karşısında gördüklerini kaleme döktürüveriyor işte..

           Hiç sonu olmayacak olan bir mektubun daha sonuna geldik Heval. Ne olur kendine çok çok iyi bak. Solunum sorunun için dağdan tutam tutam otlar ve bir nefes dağ havası göndermek isterdim. Ama…. Maalesef senin için tek yapabileceğim şey, güçlü yaşamak ve güçlü savaşmak olacak Heval. Ve senin için buna dört elle sarılmışım. Şimdilik görüşmek dileğiyle mektubumu sonlandırıyorum.

  Esen kal Heval

SAVUŞKA ADAR