PKK’yi onun gözlerinde tanıdım

Savuşka ZELAL

Şehit Göksu ile 2011 güzünde tanıştık. Muş’un Güney alanında beraber kaldık. Onunla beraber kaldığım süre boyunca gerilla yaşamı hakkında

gerçekten çok şey öğrendim. Çünkü Göksu arkadaş gerilla yaşamını öylesine özümsemişti ki, etrafında gördüğü tüm arkadaşlara özümsetmek için elinden geleni yapıyordu. Ben onun gözlerinde gerillayı tanıdım; gözlerinde her daim umut, sevinç ve coşku vardı. Bu kavramlar da gerillayı ifade eden kavramlardı.

Bulunduğumuz alanda yeni arkadaşlar çoktu. Birçoğu örgütü tam olarak tanımıyor, tanımaya çalışıyordu. Bu yüzden Göksu arkadaş onlarla çok ilgileniyor, ilgilenmeyi sadece sözde bırakmıyor, yaşam pratiği ile de onlara PKK’nin özünü yaşattırmaya çalışıyordu. Bir kadronun yetişmesinin ne kadar zor olduğunu bildiği için gece gündüz demeden çalışıyor, yoğunlaşıyor; bu yoğunlaşmalarını da yeni, eski demenden yoldaşlarıyla paylaşıyordu. İster maddi, ister manevi olsun her konuda paylaşmayı seven bir yoldaştı. Yaşamın her anına katılıyor, katılım sağlamayan birisini gördüğünde de onu yaşama katmak için elinden ne geliyorsa yapıyordu. Bunu yapmaktan hiçbir zaman bıkmıyordu. İnsana dair ne varsa ilgilenmek, varolan sorunları anlamak, kavramak ve çözmekten hiçbir zaman çekinmediği gibi, bunu yaparken de; “PKK bizlere Kürtlerin de insan olduğunu öğretti. Bu yüzden ben bu örgütte saçlarımı beyazlatmak istiyorum. Bu örgüt için ne yapsam ne kadar emek harcasam azdır” diyor, bunu her zaman dillendiriyordu.

Göksu arkadaşın en belirgin özelliklerinden bir diğeri ise; kadına olan sevgisi ve kadın iradesini açığa çıkartma isteğiydi. Bu öylesi bir istekti ki, tüm yoğunlaşmaları buna endeksliydi. Düşmanın kadın gücünden çok korktuğunu biliyordu. Bazen yaşamda bizlerle yoğunlaşmalarını paylaştığı zaman; “heval bizler burada öyle eylemler yapacağız ki, düşmana yaşamı zehir edeceğiz. O zaman kadın gücünün ne anlam ifade ettiğini görecekler” diyordu.

Zaten uzun süre Muş Güney’de bir eylem olmamıştı. Burada eylem gerçekleştirip kadının neler yapabileceğini göstermek istiyordu. Kendisini askeri sevkiyat yapan trene yönelik yapılacak bir sabotaj eylemine hazırlamıştı. Ben de, onunla bu eyleme gidecek, eylemde yer alacaktım. Tüm hazırlıklar tamamlandıktan sonra eylem için yola koyulduk. O öylesine coşkuluydu ki, bu coşkuyu tarif etmek, tanımlamak gerçekten de çok zor. Ancak insan onun gözlerine bakarsa bu coşku tanıma kavuşabilir. O sabotaj eylemi için günlerce tren hattında bekledik. Hiçbir gün sabırsızlanmadı, bıkmadı. Eylemi gerçekleştirdiğimizde gerçekten, onun o an coşkudan uçacağını düşündüm. İçi içine sığmıyor, adeta kendi benliğinden taşıyordu. Düşmana hiç ummadığı yerde ve zamanda öylesi bir darbe vurmuştu ki, düşman bile ne yapacağını şaşırmış, bir panik havasıyla her yerde operasyonlar başlatmıştı. Düşman eylemin bir kadın tarafından yapıldığını duyduğunda ise adeta ikinci büyük darbeyi yemişti. Çünkü o zamana kadar, Muş Güney’de özgün bir eylem yapılmamıştı. Göksu arkadaşa en büyük coşku ve moralli bu durum veriyordu.

Yeni eylemler için durmadan, yorulmadan yoğunlaşıyor; keşifler yapıyordu. Muş alanında eylem yapmak Göksu arkadaş için çok önemliydi. O yaptığı her eylemin, intikam eylemi olduğunu söylüyordu. Düşman Muş halkı ile çok oynamış, halkın özüne ait ne varsa çalmış, değer olgusundan uzaklaştırmak için elinden ne geliyorsa yapmıştı. İşte düşmanın bu yönelimlerini bertaraf etmek, düşmanı bu alanda etkisiz kılmak, halka hak ettiği yaşamın olanaklarını sunmak gerillanın göreviydi; bir gerilla olarak Göksu arkadaş bunu çok iyi bilincindeydi. Bundan dolayı da durmadan yeni eylemler üzerine yoğunlaşıyor, etrafındaki herkesi bu konuda yoğunlaştırıyordu.

Göksu arkadaş sadece yoldaşlarıyla olan diyalogda değil, halk ile olan diyalogda da oldukça ikna edici ve öğreticiydi. Bu yüzden halk tarafından da çok sevilen bir arkadaştı. Halk ile ilişkilenirken, bir PKK militanının duruşundan asla taviz vermez; PKK’yi en iyi şekilde temsil ederdi. PKK yaşamına olan bağlılığı onu sevilen ve saygı duyulan bir militan haline getirmişti.

Gerçekleştirmeyi hedeflediği son eyleme de çok kapsamlı hazırlanmıştı. Aylarca bu eylem üzerine yoğunlaşmış, en ufak ayrıntıyı bile gözden kaçırmamaya özen göstermişti. Eyleme gitmeden bir gece önce gördüğü rüyayı bana anlattığında yüreğimde tuhaf bir şey hissetmiştim. Çünkü rüyasında saçının kesildiğini görmüştü. Öyle batıl inançları olan birisi değilim. Fakat bana gördüğü rüyayı anlattığında içim ürpermişti. Hele bizimle vedalaşırken ki coşkusu ve gülümseyişi tıpkı bir veda anın son karesi gibiydi.

Onun şahadetini duyduğumda hissettiğim duyguları ifade etmem çok zor. Çünkü Şehit Göksu bizlere yaşam heyecanı veriyordu. Onun şahadetiyle sanki bu heyecan bizlerden çalınmıştı. Ben onun gözlerinde yaşamın güzelliklerini gördüm. Eminim ki, kimin gözleri onun o parlayan gözlerine takılmışsa bu güzellikleri görmüştür. Yaşam onun gözlerinde çok daha anlamlıydı. Heval Göksu bizlere yaşamın güzelliklerini anlatabilmek için elinden ne geliyorsa yaptı. Çünkü o bu yaşama aşıktı. Herkesin de bu yaşamın her anının tadına vararak yaşamasını istiyordu. Şimdi bizlere düşen onun yarım kalan hayallerini tamamlamak ve PKK yaşamını her zaman anlamlı kılarak yaşamaktır.