Özgürlüğün sonsuz ışığı; Rojîn

Emine ERCİYES

Adını yıldızlardan alan Rojîn yoldaşı ifade edecek olan en anlamlı tanım belki de adını aldığı yıldızlar olacaktır.  Ona annesi yıldızlardan birinin adını koymuş;

özgürlük saflarında da adını güneşten almıştır. Rojîn hem güneş kadın, hem güneş yaşam anlamına geliyor. Güneş gibi sıcak ve candan olduğu gibi, güneşin Önderliğimizin sembolü olması adına daha farklı bir anlam katmaktadır. Annesinin verdiği ad ise Süreyya’dır. Arapçada gökyüzündeki takımyıldızlarından birinin adıymış Süreyya. Bizler yoldaşlığı, yaşamı yaratma ve ölümü paylaşma sınırında paylaşırız. Bu birbirini her yönüyle en ince ve derin yanlarıyla tanıma anlamına gelir. Fakat geçmiş adlarımızı bilmeyiz. Sormak aklımıza gelmez. Bizi ifade eden bizim seçtiğimiz addır. O seçtiğimiz yolda kendimize biçtiğimiz ifadedir. Evet, Rojîn yoldaşın adını da şahadetiyle birlikte öğrendim. Annesinin verdiği isim de Rojîn yoldaşın özünü çok iyi ifade ediyor diyorum kendime. Rojîn yoldaşı tek bir yıldız ifade etmeye yetmez, o ancak tüm yıldızlarla ifade bulabilir. Farklı ışık ve enerji kaynakları olan yıldızların cümbüşü onu anlatabilir.

 İnsanlar adlarına göre karakterlere sahiptirler. Belki yeni doğan bir çocuğa takılan adın nasıl onu tarif edeceği bir çelişkidir, fakat sanki ailenin o çocuğa koyduğu adla ondan beklentileri çocuğa yansır. Diğer taraftan özgürlük savaşçıları olarak bizler kendi adımızı kendimiz seçeriz. Adımızla nasıl bir devrimci duruş ve mücadele hedeflediğimizi ifade ederiz. Çoğunlukla şehit yoldaşlarımızın adlarını alırız. Çünkü özgürlük savaşçıları olarak bizim felsefemiz ‘bir gider bin geliriz’ anlayışıdır. Bunun örnekleriyle doludur tarihimiz. Beritan, Zilan, Agit, Sema, Çiçek, Rüstem gibi şehit yoldaşlarımızın adları bir gidenin yerinin binlerle dolmasının somut ifadesi olarak, bugün özgürlük savaşçılarımızın en çok seçtiği adlardır.  Şehit yoldaşımızın adını almak kadar mücadelesini kaldığı yerden daha da büyüterek yürütmek yoldaşlık görevimizdir.

Tarihin en eski insanları özellikle de kadınlar adlarını yıldızlardan alırlarmış. Karanlığı delen ışık karanlıklar içinden yaşama açılan umuttur. Bir damla da olsa karanlığı delecek kadar güçlüdür çünkü ışık. İnsanlığı örgütleyerek toplumsallığı geliştiren ve yoktan var edercesine, icatlarla insanlığın yaşam koşullarını sağlayan, üretimi geliştiren kadın o sürecin toplumu için karanlığı delen ışık gibidir. Bu yüzden insanlar o kadınlara yıldız adlarını layık görmüşlerdir.

Yıldızlardan kadınlara ad verme Rojîn yoldaşın doğduğu toprakların geleneğidir. Ad verme geleneği gibi, toplumu ilk örgütleyen kadınların birçok geleneği o topraklarda hala devam etmektedir. Rojîn yoldaş da o geleneğin bir çok özelliğini kendisiyle yaşatan bir kadındı. O coğrafyanın özgür ruhu Rojîn yoldaşta dile gelmekteydi. Rojîn yoldaş, Colemerg’in Faraşîn yaylalarında yaşayan Gevda aşiretinin bir kızı olarak dünyaya gelmiştir. Faraşîn’in cennet güzelliğindeki yaylalarında yaşayan Gevdalar doğal toplum özelliklerini korumak için direnmişlerdir. Bu öncelikle aşiret kültürünün kaynağının özgürlük olmasından dolayıdır.   Faraşîn yaylalarında özgürce yaşamış, ihtiyaçları olan her şeyi doğa onlara emekleri karşılığı sunmuştur. Yaşama böyle başlamışlar, yaşamı böyle öğrenmişlerdir; bunu değiştirmek isteyenlere karşı ise hep mücadele etmişlerdir.

Rojîn yoldaş, özgürlük ve direniş ruhunu kendi toplumsal gerçekliğinin tarihsel kökenlerinden alan bir yoldaşımızdı. Onu PKK’ye çeken öncelikle bu tarihsel kökleridir. PKK, özgürlük çizgisini toplumun tarihsel köklerinden aldığı gibi, bugün özgürlük için verilmesi gereken mücadelenin adresidir. Özgürlük ruhu PKK’de somutlaşmaktadır. Ve özgürlüğü arayan herkesin yolu PKK’ye çıkacaktır. Rojîn yoldaşın PKK’yi bulması bu nedenle zor olmamıştır. Daha çocuk denecek yaşta genç olsa da topluma dayatılan yok oluşu ve ihaneti anlayabilecek kadar özgürlük ölçüleri keskindir. Kürdistan’a dayatılan soykırım, Rojîn yoldaşın katıldığı yıllarda en vahşi yöntemlerle halka saldırmaktadır. Doğanın bağrında özgürlüğü tadan bir toplumun kızı olarak Rojîn yoldaş, daha çok küçük yaşta da olsa, toplumuna dayatılan soykırıma ve ihanete telsim olmadığı gibi, direnişe geçmenin gerekliğinin de farkındadır.

         Özgürlük ihtiyacını bir toplumsal zorunluluk olarak hisseden Rojîn yoldaş, 93 yılında parti saflarına katılmıştır. Örgüt içinde kendini özgürlük çizgisiyle bütünleştirme temelinde yoğun bir çaba verdiği gibi, özgürlüğü yaşamsallaştırma temelinde de büyük bir emeğin sahibidir. Katıldığı günden şahadetine kadar hep yoğun pratik içinde kalmıştır. İlk katıldığı alan olan Botan’da uzun yıllar kalmış, hep en önde, en aktif olarak savaş pratiğine katılmıştır. Savaşın öğretici karakteri Rojîn yoldaşı da pişirmiş, eğitmiş ve yetkinleştirmiştir. Öyle ki savaşın keskinliği onun için yaşam tarzı haline gelmiştir. Kürdistan gibi soykırım kıskacında bir ülkede yaşam savaş keskinliğindedir. Savaş ortamında yaşamak için sadece kararlılık yetmez, bu ancak ilk adım olabilir. Kararlılıktan öte büyük bir irade, disiplin, adeta yoktan var eden yaratıcılık, örgütleyicilik gerekmektedir. Rojîn yoldaş mücadelemizin özgürlüğü, toplumsal iradeyi ve kadın iradesini yoktan var ediş direnişinde hem bir tarih özeti hem kendi özgünlükleriyle bir renkti. Özgürlük direnişinin hem bir yürütücüsü ve öncüsü, hem de kendi duruşuyla bir özgürlük timsaliydi.

 PKK, yok oluş noktasındaki Kürt halkından, tersinden yoktan var eden bir mücadele tarzıyla, özgürlüğe yürüyen toplumu geliştirmiştir. PKK’ye bu gücü veren bu anlayışla mücadele etmeyi başarabilen fedai militan gerçeğidir. Rojîn yoldaş gibi, ruhunu PKK ruhuna katabilmiş, emeğiyle damla damla PKK’yi örmüş arkadaşlardır. PKK onlardır. Onlar PKK’yi var ettiği gibi, PKK’nin yaşamsallaşmış hakikati Onlardır. Rojîn yoldaş, ruhuyla, özüyle, emeğiyle, yoldaşlığıyla, gülüşleriyle, hüzünleriyle, hatıralarıyla PKK’dir. PKK’nin militan tanımı, komutan tanımı, emek, yoldaşlık, savaşçılık, sevgi, sadelik, cesaret, mutluluk, özgürlük tanımı Rojîn yoldaşta somutlaşmıştır. PKK’yi özüylü yaşayabilmiş bir yoldaşımızdır Rojîn.

         Kadın özünü, tanrıça ruhunun canlılığında taşımasıyla PAJK çizgisinde dile gelen tanrıçalaşma ilkesinin yaşamsallaştığı bir yoldaşımızdı. Kadına güvenip, kadından güç aldığı gibi kadın özgürlüğüne yürekten bağlıydı. Önder Apo’nun deyimiyle; “tanrıça en zor koşullarda yaratıcı olabilendi”. Rojîn yoldaşta adeta bir tanrıça yaratıcılığında en zor koşullarda en yaratıcı tarzda çözümler bulur, yoktan var ederdi. İşleri öyle yola koyar ve yürütürdü. Bu özelliği de kadına güveni ve bir kadın olarak kendini güç kılmış olmasının ifadesiydi.

Aynı zamanda Rojîn yoldaş kadın özgürlüğünün kaygısız ve keskin savaşçıydı. Erkek egemen yaklaşımlara karşı her an tetikte ve savaş halinde olduğu gibi kadında yaşanan geri özelliklere karşı da asla taviz vermezdi.  Keskin savaşçılığı kadar yeniyi geliştirmenin de kavgacısıydı. Bu nedenle gerilikleri nedeniyle kavga ettiği kişileri kırmaz, gelişmeleri için de güçlü yanlarını açığa çıkarır, manevi desteğini hiç eksik etmeyerek hep yanlarında olurdu. Yoldaşlık ilkemizin geri olanı yıkmak ve güzel olanı geliştirmek olan mücadele anlayışını, keskin mücadelecilik ve büyük bir emekle yaşamsallaştırırdı. Onun yoldaşlığından etkilenmeyen yoktur. Ondan taviz koparamadığı için Ona en çok kızanlar bile yoldaşlığına saygı duymak ve emeğine saygı duymaktan kendilerini alamazlardı. O bir vicdan ifadesiydi. Vicdanı en zayıf noktaya savrulmuş olanlar bile Onun vicdanlı duruşu karşısında vicdana gelirlerdi. Bazen de insanlar sadece onun bu duruşundan etkilenerek vicdan arayışına girerlerdi.

          20 yıllık savaşçılığında öyle çok şeye tanık olmuştu ki; yaşadıkları anlatılarak bitirilemez, ifade edilemez. Anıları tam bir yaşam öğretmeniydi. En yüce fedailik ve kahramanlıklara tanıktı. En alçakça yaklaşımlara ve ihanetlere karşı direnmişti. Bizler Ona ‘olaylı kadın’ diye takılırdık. Üstü kapalı gizli bir şey kalmazdı onun yanında. Hele birileri yanlış bir şey yapmaya kalksın, Onun elinden kurtulamazdı. Ortamların olayların görünen yüzüyle yetinmezdi. Öngörüsü ve derin hisleriyle adeta yanlışları hisseder, arar bulur, deşifre ederdi. Bu yüzden çizgi savaşında insanlar Onunla karşı karşıya gelmektense kendini düzeltmeyi esas alırlardı. Bu duruşuyla savaş ustalarının savaşı savaştan önce kazanma taktiğini çizgi savaşında uygulayandı.

 Yoldaş canlısıydı, öyle ki uzaklıklar Onu bağlamaz, gözden ırak olan gönlünden ırak olmaz, zaman aşımı yoldaşlık sıcaklığını soğutamazdı. Mutlaka, herkesi, ayrım yapmadan arar sorar, merak eder, haber gönderirdi. Onunla yoldaşlık yapmak aslında hiç yalnız kalmamak anlamına gelirdi. Sağlam bir dağ gibi hep yanımızdaydı yoldaşlığı. Sapasağlam, dimdik, asiliği kadar nazlı, sade ve kendi ilkelerinden taviz vermeyen, tüm ihanet ve saldırılara karşı sade temizliğinden bir şey kaybetmeyen, tarihe direnmiş bir dağ. Gözden ırak olsa da orada olduğunu bildiğimiz, sırtımızı her zaman yaslayabileceğimiz, bizi koruyacak dağ gibi bir yoldaşlık. Nasıl ki O uzaktan bizleri hissederse O’nun olmadığı anları Onsuz geçirmezdik. Mutlaka anar, özler ve anılarıyla yanımızda hissederdik. O olmasa da en fazla Onun anılarından bahsederdik. Yoldaş sıcaklığında, kadın doğallığında, savaş keskinliğindeki anılarıyla bazen güler bazen hüzünlenir, hayıflanırdık. O ise, bazen kızardı bize, “niye hep benden bahsediyorsunuz?” derdi. 

 Rojîn yoldaş herkesin en sevgili yoldaşı olabilmiştir. Dünyanın en güzel, en sevgi dolu, sevilesi insanı kimdir? deseniz, Onu tanıyanların ilk aklına gelecek isimlerden biri Rojîn yoldaş olacaktır. Rojîn yoldaşı tanımış herkes Onu böyle ifade edecektir. O yoldaşlarının kalbinde en güzel yeri alabilmiş bir yoldaşımızdır. Herkese ait olabilmeyi başarmıştır. Bunu ise gerçek bir PKK’li olduğu için başarmıştır.  Onu tanıyanlar yaşayan PKK kişiliğiyle karşılaştıkları için şanslıdırlar; Rojîn yoldaştan öğrendikleri ömür boyu onlara güç, moral ve güven verecektir. Onu tanıyamayanlar ise bu dünya güzelini tanıyamamanın şanssızlığını yaşayacaklardır.

Rojîn yoldaş, toprağına, ülkesi Kürdistan’a tanrıça aşkıyla bağlıydı. Gerillacılığın en çetin yıllarını Botan’da yaşadığı için, Botan Onun kimliğinin ifadesiydi. Öylesine sever, güvenir, özlerdi Botan’ı. Botan’da yoldaşlığı birlikte paylaştığı arkadaşlar ise Onun yaşam ruhuydu adeta. Çoğu şehit olan yoldaşları ruhunun yarısı olarak yaşar, yaşatırdı. Bunlardan biri de Sorxwin yoldaştı. Birçok yönüyle gerçekten de ruhu Sorxwin yoldaşa benzerdi. Şahadetinden sonra soyadını Sorxwin koymuştu Rojîn yoldaş. Herkes ona böyle hitap etsin ister ama herkes onu bildikleri gibi Rojîn Gevda diye anardı. İçerler, kızar, küserdi. Biri Ona Rojîn Sorxwin dese bir çocuk gibi sevinir, adeta dünyalar Onun olurdu.

Son kaldığı Zagros’u ise bir başka severdi. Durup durup Çarçella’nın güzelliğinden hayranlıkla bahsederdi. Sanki hayatında görebileceği en güzel şeyi görmüş olmanın mutluluğu ve huzuruyla anlatırdı o güzellikleri. Rojîn yoldaş defalarca yaralanmıştı. Vücudunun birçok yerinde Onu zorlayacak yaraları vardı. Zagroslar ise güzel olduğu kadar asiliğiyle zordu, güç isterdi. Fakat O, dağların aşkına hiç dur durak bilmeden yorulmadan çalıştı. Kaba güçle değil, iradesiyle yarıştı asiliklere karşı. Tüm savaş tecrübesinin zirvesini Zagroslar’da sergiledi. Zagros YJA Star komutanı olarak, eyaletin geliştirdiği Devrimci Halk Savaşının örgütlenmesi ve pratikleşmesinde büyük bir emek ve çabayla sürece ve savaşa damgasını vurdu. Bu savaş tüm özgürlük militanları için olduğu gibi, Onun için de Reber Apo’ya dayatılan tecridi kırma ve özgürlüğünü sağlama hedefindeydi. Rojîn yoldaş bu tarihi göreve tüm azmiyle sahip çıktı ve Önderliğe layık yoldaşlık çizgisinin temsili olarak adını tarihe yazdı.

 Zagros düşmana karşı savaşın en yoğun verildiği bir yer olduğu gibi düşmanında gerillaya imhayı en vahşi yöntemlerle dayattığı bir yer olarak tarihe yazıldı. Özellikle Geliye Teyarê kayıpları Rojîn yoldaş için düşmanın yanına bırakılmaması gereken, düşmandan intikamının alınmasının olmazsa olmaz olduğu kayıplardı.  Düşmanın, bu kayıplarla gerillanın iradesini kırma hayalleri 2012 yılında Rojîn yoldaşın öncülüğünü yaptığı savaşta yerle bir oldu. Rojîn yoldaş Önder Apo’ya ve şehit yoldaşlara layık bir mücadelenin öncüsü ve fedaisi olmuştur. 

20 yıllık mücadele hayatında, hep düşmana en yakın mevzide savaştı. Toplumunu korumanın bu olduğunu biliyordu çünkü. Özgürlük bedel isterdi, bu nedenle Rojîn yoldaş ölümden hiç korkmadığı gibi ölüme kolay teslim olmadı, ölümle de savaştı. Ülke için ölmekten öte, zaferi yaratmak için defalarca yanına gelen ölümü kovdu, yendi. En zor koşullarda ölüm çemberini yıkmayı başardı. Özgürlük için kanının ve enerjisinin son damlasına kadar savaşmak için ölümü defalarca yendi.  Kürde dayatılan ölümü yıkmak için yaşam ve savaş direncini hep güçlü tuttu. Yaşam ve özgürlük azmi ölümü yenecek kadar güçlüydü.

         Onu yok ettiklerine sevinen zalim ve alçak yürekliler boşuna sevinmesin. Yıldızlar sönmez, ölmez, enerjilerinin bittiği an aslında enerjilerini tüm evrene yaydıkları andır. Belki parlayan bir yıldız olarak göremeyenler, yok olduğunu sanırlar, ama o zaten yıllarca evrene saldığı ışığıyla evrenin her yerine ulaşmıştır artık, her yerde yaşamaktadır.  Rojîn yoldaş ilmek ilmek dokuduğu özgürlük ruhunu yanından geçen tüm yoldaşlarına yansıtmıştır. Onun ışığı hepimizde yaşıyor. Onun şahadetiyle ölümsüzlüğe inancımız daha somutlaşıyor. Şahadeti ölümü tamamen yendiği ve sonsuzluğa ulaştığı andır. Ondaki özgürlük ruhu, yaşamı ve mücadelesinde somutlaşmış ve Onu ölümsüz kılmıştır. Ve O yaşarken Rojîn, yani güneş kadın olarak etrafına yaşam saçtığı gibi, şahadetiyle Süreyyalarca yıldız olmuş, yoldaşlığın yüreğinde parlamaktadır.