15 Ağustos, darbecilere cevaptır

onderlik-15agustosHilvan-Siverek bir dönemin sembolüdür. Mardin-Batman-Bingöl-Elazığ-Dersim-Antep-Maraş oralar bol bol bizim eylemlerimizden nasibini aldılar. Bu da bir politik taşırılma dönemiydi ama suikast tarzı

eylemlerin epey olduğu bir dönemdi. Ne gerçekleşti. Politik taşırılma, politik çizgi olma. Örgütün resmi ilanından tutalım kitlesinin temelini kazanmaya kadar. Tabii TC'nin buna verdiği karşılık bilindiği üzere 12 Eylül darbesidir. Ve ona karşı alınan tedbirler işte bu Ortadoğu'ya taşırılma ve büyük hazırlığa yönelme oldu. Bu büyük hazırlık bilindiği üzere 15 Ağustos hamlesine götürdü. İlk eleştirilerini yaptık.

 

 

15 Ağustos hamlesinin o ilk yılı aslında denemeydi. Boşa gidebilirdi, tasfiyeye uğrayabilirdi. Yönetim bu konuda büyük bir sorumsuzluk içindeydi. Biz müdahale ettik, Ortadoğu'da biraz daha kalıcı gerilla hazırlığı yaptık ve 3. Kongresi, '82 2. Kongremizin anlamı, 78'i şöyle değerlendirebiliriz. Bu anlamda '78 kongresi politikleşmeyi ilan kongresiydi. Ta '82'ye kadar '82 2. kongremiz sembolik olarak 15 Ağustos’a ulaşma yani dönüş ve başlatış kongresiydi. '86 tasfiye olma gibi bir gerillayı tekrar kalıcılaştırma kongresi tabii her birisinin ardından çok büyük çabaların içine girmiştik. Bilindiği üzere '90'a kadar gerillanı kalıcılığını temin ettik sadece.

Gerilla kalıcı ve takım hatta bölük düzeyinde birliklerle Kürdistan'da hareket edecektir. Bir yerde gerillanın oturtulma sürecidir. Bizim Ortadoğu'ya dayalı yine '86, '87 hazırlığımız gerillayı kalıcılaştırmaydı o da az çok gerçekleşti. Biz '92'den sonra artık alan hakimiyetini ön görmüştük. İkili bir iktidarı gerçekleştirebileceğimizi, ki bu da gelişiyordu. Bir kitle vardı, aslında Kürdistan neredeyse kontrol altına da alınıyordu. Düşman da kaybedildi gözüyle bakıyordu. Burada yerine getirilmeyen önemli görevler var. Muazzam o kalkışın gerillaya dönüştürülmemesi, halkın örgütlenmemesi iç nedenleri de var ama bana göre tam iktidar düşünülemezdi, çünkü TC'nin birikimi askeri gücü bunu kırabilirdi. Fakat kentleri denetime aldı ama dev gibi bir gerilla ordusu kalabilirdi elde, yine örgütlenmiş bir kitle elde kalabilirdi. TC'nin başarı oranı belki bugünkünün yüzde beş kısmına kadar indirgenebilirdi. Elden giden veya bizim kaybettiğimiz budur. Ama esas itibarıyla da gücümüzü ortaya koyduk. Bu topyekun seferberlik savaşına karşı dayanma mümkünse derinleşmeydi. Alanlarda gerillayı tutma, kitleyi de fazla uzaklaştırmama böyle ifade edebilir özellikle '92, '93 sonrası ve bunu sağladık. Şimdi çok daha farklı bir konjonktür yeni uluslararası ulusal düzeyle karşı karşıyayız. Bilindiği gibi siyasi çözüm çok tartışılıyor. Askeri yöntemle sonuç alınamayacağını artık Türkiye'de kabul ediyor.

Fakat bütün bunlar sadece tartışma düzeyinde kalıcı noktayı koymak bizim bu plan hedefimizin esasıdır. Bu bir yıl değil dikkat edilirse 2000'lere dayalı bir planlamadır. İki binli yıllara dayalı planlama kesinlikle Türkiye zemininde yine Kürdistan ve Ortadoğu zemininde Kürt sorununu çözüme kavuşturmak tabii bu aynı zamanda işte beraberinde çok büyük bir gelişmeyi getiriyor. Türkiye için tek seçenek hatta Ortadoğu için de önemli bir seçenek diyoruz. Güney devrimci hamlemiz bir Ortadoğu hamlesidir. Bu yeni hamlemiz Türkiye'ye yönelim bu da tabii Türkiye'yi, Anadolu'yu böyle devrime önemli oranda katma hamlesidir. Ve bu da tabii ki önemli oranda halk çözümüdür.

Nereden bakılırsa bakılsın bu hamlenin böyle Türkiye'de oturması bazı böyle zaaflık teşkil eden dar bölücüler sorununu ortadan kaldırabileceği gibi Türkiye'nin muazzam enerjisini devrime çekebilecektir. Bu yıllarda bunu sağlayacağız. Ağırlık vereceğiz, ilerleteceğiz ve mutlaka bu gelişme olacak. Özellikle bu ilk gruplar eğer temeli sağlam hazırlarsa buraya çok büyük bir gerilla ile birlikte kitleselleşme kaçınılmazdır. Bu plan bu anlamda devrim seçeneğine büyük ağırlık kazandırdığı gibi çözümünü de zorunlu kılıyor, Türkiye'nin mevcut bunalım düzeyi artık bu savaşı Kürdistan'da bile yürütemiyor. Bu yeni tarihi alanlarda hiç yürütemez. Bütün belirtilen eğer ciddi bir gerilemeyi yaşamazsak bu işin sonu bir çözümle devrimin ağır bastığı bir çözümle noktalanacak. Nasıl ki 70'ler 12 Eylül, 12 Mart faşizmiyle darbelendi ve 70'den sonrası yine 12 Eylül ile darbelenip başarısızlığa uğradıysa bu hamlemiz işte askeri çözüm yolunu Türkiye'de de boşa çıkarma özelliğine sahipti. Yani o zaman karşı devrim kazandı, bizim bu hamleyi de devrim kazanacak.

Kürdistan'daki büyük savaşımı hem Ortadoğulaştırma hem Anadolulaştırma temelinde büyük ivmeye doğru götürüyoruz. Görkemli bir görev aslında ve başarı imkanı da her zamankinden daha fazla yüksek. Türkiye karşı devrim çözülme noktasında dökülüyor adeta. Dediğim gibi burada Türkiye halkının da kısmen devreye geçirilmesi bu işi devrim lehine çözecektir. O halde bu planlama döneminin temel hedefi Güney'e de muazzam bir devrimci süreci başlatma ve Ortadoğulaştırma Türkiye hamlesi bu yıl güç kazanacak gelecek yıllarda bu belirleyici bir role doğru adaydır diyoruz. O da Türkiye'den karşı devrimci şebekeyi çözeceği gibi ondan alacağı güçle ve Kürdistan zaten tam bir devrim alanına dönüşecek.

Kürdistan'ın tam bir devrim alanına dönüşmesi de zaten tüm Ortadoğu'yu olduğu gibi etkileyecektir. Bunlar hayal değil eğer kısmen doğru çalışırsanız gördüğünüz gibi bir yerde bizim tek başımıza hele bu daracık sahada yönlendirdiğimiz bu olayı her alanda yönlendirmemiz büyük katkı sağlamamız mümkündür. Büyük bir taktik hakimiyet vardır. Pratik olanaklar fazlasıyla gelişmiştir. Devrimimiz uluslararası alanda aslında kök salmıştır. Dolayısıyla hamleye başlarken bu geçmiş hamle süreçleriyle plan süreçleriyle bağdaşmayacak çok ileri düzeyde bir başlangıca sahip oluyor.

Arkasına muazzam bir tecrübeyi alıyor tanınmışlığı alıyor. Bütün bunlar demek ki bu planlama dönemi arkasına alıyorsunuz. Ve bu temel devrim alanlarına yöneliyorsunuz. İçinde böyle iki binli yıllara doğru gittiğimizde özgürlük yürüyüşünün hedefleriyle buluşması bunu tabii çok zengin bir içerikle yapacak, çok kapsamlı taktiklerle yürüteceğiz o eskiden daha ideolojik katı yaklaşımları alabildiğine esnek politikalarla ve askeri olanakta gerilla taktiklerini zorlayan çok aşındıran tarz yerine tamamen gerilla tarzları var ve mutlaka bağlı çok katı bir disiplinlikle birlikte gerilla yaşamına güç getirme bu planlamamızın özünde bunlar yatıyor. Gerillayı her yönüyle uygulayacağız. Bir büyük dönüşümün gelişmenin ifadesi olacaktır. Politik taktiklerde çok esnek olacağız, dogmatik, sloganvari yaklaşımlardan kaçacağız. Mesela aniden diyalog kurma, kesme bu konularda birlik kurma cephe kurma kitlelere ulaşmanın çok somut özgün birliklerini yakalayacağız. Legal, illegal, isyan, serhıldan gibi her türlü böyle kitle faaliyetlerini geliştirmekte usta olacağız. Tabii ideolojik ilkesel olmayı asla göz ardı etmeyeceğiz. PKK şimdiye kadarki gelişmesini ideolojik ilkesel değerlerine bağlılıkla yürütmüştür. Bunlardan taviz vermek olmaz.

Kendinizi hiç yanıltmayın şimdiye kadar yaptıklarınıza çok sert bir noktayı koymak kadar başarılı bir giriş içinde nasıl ki önderlik onayı sonsuz bir enerji açılımı oluyor, yaklaşım gücü çok büyük bir hakimiyetle ve büyük bir yaratıcılıkla yürüyor. Onu bile geride bırakan bir militan tarza kendi kişiliğinizde yer vereceksiniz. Bundan daha değerlisi anlamlısı olamaz, bu dünyada denilse bundan daha heyecanlı, sürükleyici insanı zenginleştirici bir çalışma olur mu? Hayır olamaz, bu hem zorunlusu ve hem değerlisidir. Düzen her şeyiyle muazzam bir işsizliği sefaleti geliştirirken devrim programımız tam tersine tabii doğal olarak diyalektiğin bir kuralı gereği boşaltılanı büyük bir zenginlikle karşılıyoruz. Bu hem diyalektik yaklaşmanın bilimsel ifadesi hem de hayatın her gün pratiğimizde de kanıtladığı bir gelişme işte buna sahip oluyorsunuz. Başka türlü bu dünyada yaşanılamaz. Onun için kendinizi kandırmayın diyoruz. Ama doğru yaşam yolunu da öyle geçmişte olduğu gibi çarçur etmeye asla hakkınız olamaz. Çok kötü bir karşı devrimciliğe zemin olmadır. Her şeyi yapın ama bu konuda zarar verebilecek canınız bile çıksa tutum ve davranışlara da yer vermeyin. Çünkü burada kazanılanın ne kadar büyük bir planın ve perspektifin temelinde yürüdüğünü çok iyi görüyorsunuz. Buna sürekli bağlı kalırsanız. Çok zayıf zavallı kişilikleriniz büyük bir gelişmeye uğrayabilir. En sıradan bir kişiliğe sahip olan biraz gerekeni yaparsa sıçrama yapabilir. Birikimleri olanlar çok çarpıcı bir komuta kişiliğini yakalayabilir. Kolay, böyle yenilmeyen ölçülü adımlarla biraz yürürseniz çok daha güçlü kalın ve dayanıklı adımları atabilirsiniz ve bu da bizim için zaten yegane çaba ister, yaşam yolu ister, kurtuluş yolu deyin, o dur.

Önderlik gerçeğinde bizde bunu biraz denedik ve kanıtladık aynısını şimdi kendinize mal ediyor ve önemli bir başarının sahibi olmadan ne yaşanılır ne ölünür diyorsunuz. Ne böyle yaşamak kabul edilebilinir ne de bizim biraz alıştığımız ucuz ölüm. İşte planımızın en temel ağırlık noktalarından birisi de militanın bu yürüyüş tarzıdır, bu inanılmaz bir çabayla ve fırsatlarla önünüze serilmiştir. Değerini yüksek takdir etmek kadar başarısı için anı anınıza adeta birbirleriyle halkalar halinde düğümleyerek yürüyeceksiniz gerisi nasıl gelirse kabulümüzdür.

Ölüm de gelirse bu büyük bir şereftir. Kaldı ki bu yolda ölüm nerden geldi demenin bile hiç gereği yoktur. Çünkü düşünülen her şey yapılmıştır. Biz bu tip ölümlere de sonuna kadar hazırız. Gerisi de zaferdir, bu yürüyüşün bundan daha değerli olmadığı gibi bütün şehitlerimizin anısına bağlılığın halklarımıza verdiğimiz söz, yine insan olarak da kendimize saygınlığımızın bir ifadesi olarak bu çabaları buraya kadar getirebildik. Mal ediyorsunuz, fazlasıyla katıyorsunuz ve layığınız olanı yüksek başarılar temelinde ele geçiriyoruz. Bir kez daha bunun yüksek başarılarını dilemekle birlikte bu çalışmalarınızı selamlıyorum. Bu temelde sizlerle ne kadar olduğumuzu gördünüz. Tabi bu planla birlikte inanılmaz bir önderlik birlikteliğin ile yaşıyoruz ve kesin başarıyoruz.

31 Ağustos 1997

Parti Önderliği