Yaşam olacaksa onurlu olacak

reber-apo-komployailiskinHepinizi, halkı, toprağı, insanı özlemek en büyük duygusallığım, acımdır. Milyonların iddiasını gözlerinde ve yüreğinde barındıran ve en büyük diyaloglardan sonra bu şüphesiz en zorudur. Ama bu da böylesine uluslararası komplodan, hem de en dost geçinenin en affedilmez ihanetinden sonra anlaşılırdır.

Öncelikle netleşmesi gereken komplonun Yunan ayağıdır. Hükümet Başkanı Simitis ve İstihbarat Başkanı Babi Kotasiefa sorumludur. Ama dost geçinenlerin de mutlaka bilincinde olanlar vardır. Derinliğine, bir komisyonla araştırılması gerekir. Tahminim; 1993'ten beri Türkiye ile uzlaşma çabalarından beri, Kani’gilin tutuklanmasıyla yerimize adaylar hazırlanması, 92 Güney Savaşından sonra bilinen gelişmeler, Türkiye'de 93/96 hükümet süreci, 6 Mayıs Komplosu, en son tüm Avrupa çapındaki, Rusya'daki engellemeler komplodur. Tahminen Türkiye önemli oranda bu yıllarda Özal yaklaşımından sonra “APO ya ölecek, ya ölecek” sloganıyla önemli oranda bunun içine çekilmiştir. Her iki kanattaki çeteleşme bu süreçle ilintilidir. Kürt-Türk çatışması gibi boyut verilerek, açmaz derinleştirilmek istenmektedir. 96'da daha çok ordu kaynaklı dolaylı mesaj teatisi bundan dönüşü ifade eder. Benim yaklaşımımdan da biliyorsunuz; olumlu yaklaşma biçimindeydi. En son 1 Eylül 1998'de ateşkese gidilen protokol niteliğindeki değerlendirmeler, yeni süreci ifade eder. Soruşturma ve avukatlarla olan görüşmelerde de bu tavrı sürdürüyorum. Çözüm, ülke bütünlüğü ve bağımsızlığı temelinde daha çok politik çözüm arayışıdır.

19 Haziran 1999

Türkiye’ye beni imha ettirme tezi doğru. Eğer elçilikten çıksaydık, o sürecin en önemli noktası bu. Benim imham nasıl önlendi? İmha Yunanistan ve ABD istihbaratlarının ne kadar bilgisinde, Türkiye ne kadar bu işin bilgisinde?

“Sağ kesim anlamamıştır. Ciddi, devlet anlamış mıdır, anlamamış mıdır bilmiyorum. Çok büyük oyun var. Sağ mı bırakılacağız? Neyin karşılığında verildiği belli değil. Kandırmaca olabilir mi? Bu konuda daha gizli bir şey olmazsa, Türkiye ile Yunanistan arasında, benim üzerimde belli olur. Çözmeye çalışacaklar. Benim konumda çözüme varacaklar. (Uluslararası komplo ile yakalanmasına ilişkin), İbrahim’in yaşadığı sürece benzer. Türkiye bir odun deposu yapıldı. Bende mancınıkla, uçakla oraya atıldım. Beni de ateş topu olarak üzerine attılar. Yanıp kül olmamı beklediler. Bunun için Balıklı Göl gibi barış çok yakında gelişebilir. Eğer biz barışı kurtarırsak İbrahim efsanesi gerçek olacak. O topraklarda barış ve sanatın çok belirgin yeri var. Şimdi eşsizdir. Urfa’nın içinde yer aldığı coğrafyanın önemi ortadadır. Yok, yaşamı bilmiyorsanız ben ne yapayım? İnanılmaz bir olaydır. Binlerce insan şehit düştü, onlar için tek tek yazmak gerekiyor. Fırsat verilirse barış için çalışmak, dev gibi çalışma çıkar.

ABD’nin PKK’den talebi sivilleştirmek, imaj değişikliği. Diyelim, imha kararı olsa bile en son uygulayacaklar. İnandırıcı bulurlarsa gelişir. İyi şeyler de olabilir. Tanışmadan sonra en güzel şeyler en zor işlerden çıkar. İşin kendisinde, tabiatında zorluk var. Büyük olması gerektiği, zor olduğu anlamına gelmez. Peygamberlerin hayatı da biraz böyledir. Korkunç acıların ve korkunç kayıpların en trajedik sonucuyum. Bu korkunç kavgadır benim şahsımda. Söz konusu olan benim yaşamım değil. Arkadaki değerler bile gelmelidir. Büyük değerler yaratıldı. Benim yaşamımı yalnız bana ait düşünmeyin. Çok zor koşullarda yaşadım, yaşamınız basittir. Benim gibi bir gün yaşasanız devleşirsiniz. Peygamberlerin, aydınların yaşamları zor olur. Şimdi sizin şansınız olmasına rağmen, bizlerin yarattığı muazzam değerler ve imkanlar olmasına rağmen bunlardan yararlanamıyorsunuz. Her zaman bunların üzerinde yoğunlaşın ve derinleşmeye çalışın. Elinizdeki imkanları kullanamıyorsunuz. Benim sizin kadar şansım olsa muazzam barış projeleri üretirim. Muazzam değerler yaratırım. Yaşama ilk başta inanmamıştınız. Hainlik ve benzeri en zor anlarda, herkes çizgime geldi.

Barış, yani kutsal barış gerçekleşirse yeniden doğmuş gibi olacağım. Üçüncü doğum, kendini yeniden yaratma. Üçüncü doğumun sağlıklı olmasına çalışıyorum. Birinci doğum; ana doğumu, ikincisi; savaş, üçüncü; doğumumsa barış. Dipsiz bir kuyuda, tünelde ufak bir ışık bulursam kıymetini iyi bilirim. Gece gündüz basit yaşamı bırakın, tenezzül etmeyin. Bunun üzerinde yoğunlaşın. Kendini yeniden yaratmadır. Bunlardan kazandırmayı biliyorum. Başka türlü bu acılara yanıt verilemez. Bütün Türkiye için iş yapıyorum. Burada yaşamak herkese büyük bir yaşam gücü verir. Bu güne kadar gelmem bile büyük bir başarıdır. Burada yaşamak büyük başarıdır. Yaşamım herkese büyük bir yaşam gücü vermektedir. İnanılmaz düzeyde yaşam gücü veriyorum. Eşsiz kazandırıcı olabiliyorum. Abdullah eşsiz kazandırıcı olur. Türkiye akıllı, kazandıracağına emin olduğu için bu kadar masraf yapıyor. Büyük, değeri yüksek bir durum. Türkiye umutlu ki, bin beş yüz askeri güç veriyor. Yeni inşaatların yapıldığı söyleniyor, neye işaret? Kazandıracakları olmasa niye masraf etsinler. Bir defasında Fuat demişti, “Romalı generaller Hz. İsa idam edilmesin” diyordu. Halk istiyordu. İbrahim geleneği de öyle. İşte Urfa tünelleri su getiriyor. İlginç bir tarihi var. Hayali bile geleneksel yaşamın çok üstündedir. Anadolu barışı, bu Güneydoğu barışıyla birleşsin. Hayal etmiyorum. Durum elverişli değil. Dengeyi korumak, üzerinde yürümek gibi. Durum genelde böyledir. Her tavır alışım farklı olmuştur, orjinaldir. Bendeki elastikiyeti görmek gerekir. Akıllıcadır. Moral değerlere bağlıdır, bilimseldir. Anlayan her türlü sonucu çıkartsın, genişletsin. Barışın teori ve pratiğini yapıyorum. Bu barışın, savaşının ütopyasıdır. Benim yaşamımı böyle anlayın. Barış ütopyasını gerçekleştirmek istiyorum. Barış konusunda oldukça ciddiyim. Taktik olarak anlaşılmamalıdır. Ortalama Türk insanı çok dardır. Sığ bir kavgacıdır. Barışa çok büyük önem verilmelidir. Şansızlık, hiç bir zaman anlayamadılar.

5 Ağustos 1999

Acaba beni çözme noktasında veya ölüm noktasında tuta tuta bir şey mi dayatacaklar? ABD’nin böyle bir kararı olabilir.

ABD Guzman taktiğini öngörmüştür. Guzman taktiği olabilir. Zamanlamam ve içerik açısından, bu adımımız yeni gelişmelere yol açabilir. Ölüm koridorunda tutma durumudur benimki. Bu belirsiz bir yöntem bana göre.

Öcalan ya kendisini, ya örgütünü kurtarmaya çalışacak, ABD’nin yaklaşımı buydu. Bana göre bu çözümsüzlüktür.

ABD’nin Guzmanlaştırma isteği Ortadoğu’da biraz daha Türkiye’yi sıkıştırmaya yöneliktir. Tam bu noktada da Avrupa önemli bir rol oynayabilir. Bence Ecevit yol ayrımında. Onlar PKK yol ayırımında diyor. Kendileri de aynı durumda. Ecevit, ABD’nin bu tuzağını öğrenmiş olabilir. ABD’nin, geçmişten de biliniyor, benim yerime başkasını getirerek Kürt hareketini götürmek istemesi korkunç bir şey. İşte Miloseviç, Saddam. APO gitsin, yerine başka birileri gelsin. Türklerdeki durum farklıdır. Devlet de bir yol ayrımına girmiştir. İç çatışmaları gelişecektir. Bunlara karşı dikkatli olmak lazım.

7 Ekim 1999

Simitis’in bir açıklaması vardı. APO’nun dışında da Kürt liderler vardır. Yalnız APO Kürt lideri değildir. Yine o günlerde Yunan Dışişleri çevrelerinde, benim özel yaşamıma ilişkin bazı süpekülasyonlar başlatıldı. Bunların hepsi bir bütündür. Bu oyunda ABD, Yunanistan ve kısmen Londra var, Kemal Burkay var. Şimdi toplantı yapıyorlar. Kürt unsurunu vurgulamamışız diye. Barzani ile eski oyunu tezgahlayacaklar. Benim teslimimden sonra bu defa Yunanlılar, benim birebir ölümüne direnme tavrını beklediler. Şimdi de, Yunanlılar bu tarihi ihanetten en az zararla çıkmak için Türkiye ile yakınlaşıyorlar. Papandreu’nun şov tarzındaki açıklamaları bunun belirtisidir. Bu komplo sayesinde bizimle Türkiye arasında bir kör çatışma yaratacaktı. Benim infazımdan sonra da Avrupa’ya dayalı bir Kürtçülük geliştirilmek istenecekti. Kılıf da hazırdı zaten. Kana bulaşmamış bir Kürt lider bulunacaktı. Bu Kemal Burkay olabilirdi. Pusu da bekleyen başkaları da vardı, Selahattin Çelik gibi. Kan üzerinden politika yapmaktır bu. Hem beni imha edeceklerdi hem de şiddet yanlısı olmayan bir Kürt ile iş yapacaklardı. İhanetin püf noktası burasıdır. Bunu iyi anlayın. Türkiye’nin de bunu iyi anlaması için elimden geleni yaptım. Fakat yeterince anlaşılmadı.

Bu sürece Talabani de uzun süre sessiz kaldı. O da, benim bu süreçten çıkamayacağımı düşünüyordu. İşte aşağılık olan; ben imha edileceğim, Avrupa’ya dayalı gelip oturacaklar. Şimdi burada benim tutumum iyi anlaşılmalıdır. Benim tutumumla bütün bunların çıkarları bozuluyor. Ben üniter devlet ve Kuva-i Milliye’yi bunun için ifade ettim. Bunun iyi anlaşılması gerekir. Oyun ancak böyle bozulur. Bu çevrelerin aslında Kürtlük ile alakaları yok. Şöyle bir ilişki kurabiliriz; nasıl ki Türkiye’deki Türk sağcılığı demokrasi adına alanı işgal etmişse bunlar da, sahte Kürtçülükle Kürt alanını işgal etmişlerdir. Ben bunu biraz aştım.

9 Ekim Komplosu İçin Yapılacak Yürüyüşe Mesaj

9 Ekim’in tarihsel önemi üzerinde gerçekten çok durmak gerekiyor. Bu hem yaşadığımız trajedinin iyi anlaşılması ve hem de geleceğimizin kazanılması için zorunludur. 9 Ekim komplosu öyle sıradan bir olay değildir, iyi anlaşılmalıdır. Komployu boşa çıkarmak için, komplocu güçlerin bize dayattığı savaşı değil, barışı tercih etmiştim. Bu amacımdan da bütün zorluklara, bütün engellemelere rağmen size duyduğum büyük saygım ve özlemim nedeni ile vazgeçmiş değilim.

Birinci yıl dönümündeki barış çabalarım çok zor da geçse, yürüyor. Komplocular benim şahsımda bütün halkımızın geleceğini ve özgürlüğünü imha etmeyi esas almışlardı. Burada şunu çok iyi kavramak gerekir. Komployu boşa çıkarmanın, acılarımıza son vermenin başka bir yolu yoktur. Bunun için ben bilinen barış tavrımı ortaya koydum. Bunu dostlarımız şaşırtıcı ve halkımız adına politika yaptığını söyleyen bazı rantçı çevreler, teslimiyet çizgisinde buldu. Bu tavrımız barış için her şeyi göze almaktı. Hepinizin iyi bildiği gibi yıllardır büyük bir özenle yaratmaya çalıştığımız ve büyük özlemimiz olan barışın gelişmesi için daha fazla şans vermekti. Yaratmaya çalıştığımız barış ilkeli ve onurlu bir barıştır. Çok büyük acılarımız olmuştur. Bu acılar karşısında barışa doğru yürümek tek tesellimdir. Barış tesellisinin, barış umudunun tek tesellim olacağını söylüyorum. Herkesi büyük barış yürüyüşüne davet ediyorum. Yaşamak olacaksa barış için olacaktır. Ya da hiç olmayacaktır. Bu temelde kararlılığımı dile getiriyorum. Acının büyüklüğü, başka yerde ve tarihte ilgilenen kişilerin düzeyine en uygun, en büyük gelişmelerin ilacı rolünü oynar. Şimdi bu diyalektik işliyor. Büyük acımızı güce dönüştürmenin zamanıdır. Bunun bir gereği olarak acılarımız bu kutsallık, yücelik ve güzellik gereklerini bütünleştiren barış özlemine ulaşmada büyük güç katacaktır. Böyle anlamaya ve güçlü doğuşlarını, büyütüşlerini başarmaya çalıştığınızdan kuşkum yoktur. Yine halk olarak çok ilgiyle bekleyenleri büyük özlemimle selamlıyorum.