Temmuz sıcağı

Ah bir yudum su

Yüreğimi yakan bu umarsız sevda

Gözlerim kaç gecedir şafağın seyrinde

Yıldızlarla birlikteyim, görmesem de

Harabeye dönmüş bir ülkenin

İsyana Durmuş çocuğu olmak

Yıkılmış duvarların arasından

Gökyüzüne

Yıldızlara ulaşmak isteyen

Yaban sarmaşığı umutlarım

İnadına tutunuyor bulduğu her dala

Elleri tütün, teni çam kokulu arkadaşım

Irmaklar aştın da geldin

Zamanlar yani... inkârcı, acımasız

İnsanca olmayan ne varsa geride bıraktın da geldin.

Denizlerin çocuğu, deniz yüreklim

O sevgili ananın

Kutsal sütü üzerine edilen yemin

Apak, kirletilmemiş en helalinden

Ne yalan dolanmış diline

Ne ihanete karışmış elin

Kimseyi arkadan vurmamış sözlerin

Sözlerin gibi özün de güzel

Bu harabe ülkeye

Kol kanat germeye

Kurumuş topraklara can vermeye geldin

Denizlerden geldin

Geldin ya

Boşa değildi yaşananlar

Kaybolmayacak,

Unutulmayacak bunlar...

Temmuz sıcağı...

Buz gibi dört duvar içinde

İçime

Güneş doğuyor Amed’de

Kaç zamandır düşlerimde

Güneşe eriyorum

Eriyorum...

Benliğim çoğalıyor güneşe değince

Yüreğim kaç zamandır

Başka bambaşka, anlatamıyor kelimeler

Duvar dibinde bedenim

Zindan

Kara kapkara zindan

Ama içim kamaşıyor tenimde dolaşan güneşle

Kara zindan halkımın tarihi ve kaderi

İçim bambaşka kaç zamandır

Anlatamıyor, öğrendim

Ne kadar da yetersizmiş bildiğim kelimeler

Bir küçük yeşil dal parçası

Taş duvarların arasında

Fışkırıyor yaşamı

Görseniz ne kadar da umutlu

Zindan...

Meğer zindanda da yeşerirmiş çiçekler

Bir zindan da

Dört duvar ardında

İnsan nasıl bir çiçek gibi açar

Zindanda çiçek gibi yaşamak ne demektir heval!

Yüreğim bambaşka

Bambaşka bakıyor Temmuz sabahlarına

Temmuz sıcağı

Bedenim eriyor

Ne kadar da ufaldı ellerim

Ve yüreğimde ne kadar yer açıldı

Kucaklayacak ne çok şey varmış hayatta

Yaşam vazgeçilmez bir sevgilidir anladım Temmuzda

Uğruna ölecek kadar

Tutkunum şimdi

Hoş geldi... sefa geldi…

Deniz KARA