Devrim fırtınalı kişilik ister

 

En kahpe acılara çatıp da gelmişim

Öfkeliyim, kinliyim ve biraz da yorgun.

Yüreğim çığlıklara gebe

Yüreğim bir yanık sevda türküsü çağırır

Genç kız bedenim, delikanlı yüreği

Fırtınalı, özlemli, ağır

Ateşten kararmış demliği indir hele

Bir de tabakadan bir tütün sar.

Muş tütünü içersin bilirim;

Halisinden ipek gibi...

Bu dağları ne de beter severim

El değmemiş vahşi, bakir güzelliğini.

Ana rahmidir bize dağlar...

Sallanırken Türkün, Arabın, Rumun kılıcı tepemizde

Bu sevdanınt orta yerine düştük.

O çocuk ellerim yok artık.

Ellerim iki volkan

Silahımın namlusunda.

İpek saçlarım,

İlmiği hain çiyan düşmanım,

 

İşte gördüğün gibi

Savaştıkça güzelleşiyor kadın.

Yok yok,

Sen demesen de ben bilirim.

Anlatmadı kalemim dana kavgamı.

Ben diyemedim denilmezi

Gelsin de Abidin çizsin

Bu kavganın resmini

Can bir, dava bir

Yol bir, yoldaş bir

Ve çizdiğin yolda Ölümüne yürüyeceğime söz verirken,

Şiarını haykırıyorum:

"Devrim fırtınalı kişilik ister! Devrim fırtınalı kişilik ister!"

 

Bêrîtan Hevî