Halepçe'nin çocukları

 

 

Bir çocuk koşuyordu,

Halepçe sokaklarında

Gün kalleş karanlıktan kurtuldu

Gün doğmadan katledildi

Uçaklar kalktı sıra sıra

Zulmün kalesinde

Hardal gazı ile zehir kustular

Ev ev, sokak sokak

Sis olup yayıldılar her tarafa

Kucağında minicik yavrusuyla

Bir anne duruyordu

Bastıkça basıyordu göğsüne

Göğsüne basıyordu yavrusunu

Ve çıplak ayaklı bir çocuk koşuyordu

İlkbahar rüzgarında

Dünyayı arıyordu gözleri

İnsanlığı görmek istiyordu

Ben oradaydım

Bütün solukları içime çekiyordum

Nefesimde tutuyordum bütün çığlıkları

Gün kalleş karanlıkta tutuldu

Gün doğmadan katledildi Behdinan’da

Sen dünyaya sığmazsın

Saklayamaz seni dünya

Gel beynime gir

Tut elimi çocuk

Yeni bir dünya kuralım kendimize

Acı dolu gözlerinle öyle bakma

Kaldır başını göklere

Bak kanat açıyor bize yıldızlar

Kımılda cansız durma öyle

Kımılda uzandığın yerden

Haydi kalk, yüreğime gir

Sarplıklarına yürüyelim dağlarımızın

Haydi çocuk cansız durma öyle

Kapatma gözlerini

Bak yeni bir ölüm bulutu geliyor Halepçe üzerine

Daha öğrenmedin mi?

İnsanlığı yemiş ölüm tüccarları

Beslenmek istiyorlar damarlarımızdan

Bir de korku sinmiş içlerine

Kemirdikçe kemiriyor korku onların beyinlerini

Gün kalleş karanlıkta tutuldu

Gün, doğmadan katledildi Halepçe’de

Bir çocuk koşuyordu bütün hızıyla

İlkbahar rüzgarıyla

Dur çocuk, dur gitme sonsuzluğa,

Gel yüreğime gir

Beş gün sonra bayram olacak ülkemizde

Kızıl giysilerimizi giyeceğiz seninle

Şekerlerimiz olacak rengarenk

Ve bir baştan bir başa gezeceğiz

Seninle oynadığımız sokakları

Cizre’ye varacağız

Düğünleri olacak Birca Belek’te

Mem û Zîn’in

Ve Dicle bizim türkümüzü söyleyecek

Duyuyor musun beni çocuk?

Haydi kalk uzandığın yerden

Gel beynime gir

Beynimde yaşa çocuk, beynimde

Gökyüzünün maviliğinde

Acı çeken kadınların yüreğinde

Gözyaşı döken anaların gözbebeklerinde

ŞEHİT JİYANDA GARZAN