BAŞARI DIŞINDA HİÇBİR ŞEYİ KABUL ETMEM

Şehit ROZA MARDİN

sehitroza“Şehit Roza Mardin yoldaşımızın 2007 yılında Garzan’a gitmek üzere hazırlanırken yapmış olduğu röportajdır”
Yurtsever bir ailede büyüdüm.

Köyümüzden şehitler ve katılımlar çok fazladır.

 

Büyüdüğüm şehir bir Türk şehriydi, komşularımızın hepsi de Türk’tü. Asimilasyon politikalarına yoğunca maruz kaldım çocuk yaşta. Bu politikaların hem ailem hem de üzerimde yoğunca etkileri oldu. Fakat ’89 yılında gerillalar ve Türk askerleri arasında yaşanan bir çatışma sonucu köyümüzde bir grup gerillanın şehit düşmesi üzerimde yoğun bir etki bırakmıştı. Olayı duyduğum andan itibaren artık benim için her şey değişmiş ve bambaşka bir anlam taşıyordu. Bu grubun şahadetiyle birlikte ben bir sorgulama içerisine girdim. Bu insanlar kimdirler, neden mücadele ediyorlar? Bu sorularıma bulduğum yanıt beni PKK gerçekliğine yakınlaştırdı. Serhildanlar süreci ve şehit düşen yoldaşlar beni arayışlara sürükledi. Ege bölgesinde çalışan arkadaşlarla tanıştım. En fazla dikkatimi çeken şey onlarda olan inanç ve devlete karşı korkusuzluktu. Çünkü ben de her Kürt gibi devlete karşı nasıl savaşılır korkusunu taşıyordum. Uzaktan tanıyordum ilk başlarda, bu hayali yaklaşmama neden olabiliyordu. Ama arkadaşlarla tanıştıktan sonra, onlarla belli bir tartışma yürüttükten sonra aslında inandıkları ve uğruna mücadele ettikleri şeyin bir hayal olmadığını, aksine gerçekleşebilecek gerçeğin ta kendisi olduğunu öğrendim. Böylelikle ben de inandım ve bağlandım onların inandığı ve bağlandı şeye. Onlar gerçekten özgürleşmiş kişiliklerdi. Özgürlükten, Kürt halkının özgürlüğünden söz ediyorlardı. Bunlar bana büyük bir moral ve coşku veriyordu. Tanıştığım o ilk arkadaşların inançlı duruşları, bu ideolojinin mutlaka bir gün başarıya ulaşacağı inancını yarattı bende. Arkadaşların Önderlikten bahsederken yüzlerine yerleşen o tarifi imkansız ifade ve gözlerindeki ışık, benim de mutlaka Önderliği ve PKK’yi tanımam gerektiği arayışına sürükledi beni.

 

Örgüte katılmadan önce Önderliğin çözümlemelerini okudum. İlk okuduğum çözümleme de kadın ve aile üzerine bir çözümlemeydi. Bu çözümleme sayesinde aileyi ve kadının aile içerisindeki rolünü daha iyi anlamaya, kavramaya çalıştım. Bir kadın olarak Önderliğin çözümlediği özgür bir kadın duruşuna ve iradeye ulaşabilmek için arayışlarımı ve kendimi eğitmeyi hızlandırdım. Gerillanın yaşam tarzını, mücadele tarzını çok fazla merak ediyordum. O süreçte serhildanları da yürüten gerillaydı. Birlikte okul okuduğum arkadaşlarım katıldı. Bende ondan sonra gerillaya katılmak üzerine yoğunlaştım. Katılan arkadaşlarımın şahadeti, tutuklanmaları ve halkın serhildan düzeyi katılmam yönündeki kararımı hızlandırdı. Bir çalışma için çıktım, arkadaşlar dağa çıkmak üzere bir grup hazırlamışlardı. Ben de o temelde katıldım arkadaşlara. Aile katılımıma her ne kadar duygusal yaklaşsa da benim kararlarıma saygı gösteriyordu. Özellikle babam bu yönlü beni destekliyordu. Kararlarımın arkasındaydı. Sadece gerekli olan neyse onu yap diyordu.

1993 yılında İzmir’den Garzan eyaletine katıldım. Tatvan alanına gittim. Mizgin arkadaşın Garzan eyaleti üzerindeki etkisi çok büyüktü. Bu yüzden Garzan’da gerillacılık yapma yönünde merakım vardı. Mizgin arkadaşın şehit düştüğü eve gittik. O aile ile tanıştık. Mizgin arkadaş hem bir sanatçı hem de bir devrimciydi. Halkın yüreğinde büyük bir yer edinmişti. Böyle bir arkadaşın gerillacılık yaptığı yerlerde kalmak ve gerillacılık yapmak benim için olağanüstü bir duygu ve gururdu. Arkadaşlara ulaşana kadar büyük bir sabırsızlık içerisindeydim. Sosyalist bir yaşam ve toplumun temelleri atılacaksa ve böyle bir yaşam olacaksa bu kuşkusuz kadının özgürleşmesiyle bağlantılı olacaktır. Kadının da özgürleşmesi ordulaşmasından bağımsız olamazdı. İlk katıldığımız süreçte, kadın ordulaşması üzerine yeni yeni tartışmalar yürütülüyordu. O zaman da Garzan eyaleti kendisini bir saha olarak örgütlemişti. Katıldığımız dönemde sahaya Şemo (Şemdin Sakık) bakıyordu, onun gerici ve kadının özgürlük mücadelesine katılımına anlam vermeyen ve kadını küçük gören yaklaşımları, ordu çalışmalarını da geriletiyordu. Katılan kadın arkadaşları “orduda yapamazlar” diye birçoğunu geri gönderiyordu. Bizim grubumuza da öyle yaklaştı. Bazı arkadaşları fiziki olarak zorlanıyorlar diye geri gönderdi. Biz sadece birkaç tane arkadaş kalmayı başarabildik. Fakat bizler de fiziki olarak zorlanan kadın arkadaşlarımızın evlerine geri gönderilmelerine anlam veremiyorduk. Bu bizim için bir sorun haline geldi. Bir yandan Önderlik kadın ordulaşmasının geliştirilmesinden söz ederken, bir yandan da bu orduyu nicel ve nitel anlamda büyütecek olan yapının geri eve gönderilmesine de anlam veremiyorduk. Birçok kişi gönderildi, biz de kendi ısrarımızla kaldık. Bu duruma daha sonra Önderlik müdahale etti. Şemo bu yaklaşımından sonra Garzan’dan çekildi.

Sadece PKK’ye katılmakla iş bitmiyor. İyi bir PKK militanı olabilmek için 24 saat boyunca arayış içerisinde olmak gerekiyor. Sadece gerilla elbisesi giymek ve silah kuşanmakla da gerilla olunmuyor. PKK militanlığı mücadeleyle bağlantılıdır. PKK militanı olabilmen için sürekli hem kendinle hem de etrafınla mücadele halinde olman gerekiyordu. O süreçten sonra kadın ordulaşması üzerine yoğunlaştım. O çalışmaya daha çok anlam vermeye başladım. Kadının özgürlüğü ve ordunun birbiriyle bağlantısını çözümlemeleri okuduktan sonra anlamaya çalıştık. Önderlik ordu gerçekliğine yeni bir tanım getiriyordu. Devlet gerçekliğinde biliniyor, ordu bir zor ve şiddet aygıtıdır. İnsanları hükmü altına almak içindir. Fakat Önderliğimizin kadın ordusu için tanımı tamamen eşitliğe dayalıydı. Çünkü Önderliğimiz eşitliğin olmadığı yerde ordu gereklidir diyordu. Kadın ordusu da eşitliğin sağlanması için bir araçtır diyordu. Kadın ordulaşması, kadında iradenin gelişmesine, güçlenmesine ve bilinçlenmesine yol açtı. Yine her şeyi bir kader olarak gören toplumsal algıyı ve tabuyu kırdı hepimizde. Kadının ordulaşması, kadına yönelik olan “komutanlaşamaz, askerileşemez” yargılarını da kırdı. Bunu tabii ki kadın şehitler gerçekliğimiz yarattı.

Burada Şehit Beritan arkadaşın rolünü unutmamız imkansız. Hem komutanlaşmada hem de askerileşmede Beritan arkadaş büyük bir rol oynadı. Her kadının kendisine güvenmesine yol açtı. Şehit Beritan yoldaşın mücadele duruşu ve kararlılığı, hem Kürt halkını hem de mücadele içerisindeki arkadaşları etkiledi. Erkekten doğru geri geleneksel yaklaşımlarla karşılaşıyorduk. Verili toplumsal ölçülerde yaklaşıp kadının askerleşme ve gerillalaşma yönündeki ısrarlarının önüne geçmeye çalışanlar vardı. Bu anlayışların hepsini mücadelemizle yıktık. Yeni bir anlayış kazandırdık. PKK militanlığı her şeyden önce kişiliğinle mücadele yürütmek ve kişilikte başarıya ulaşmaktır. Bununla bağlantılı olarak inandığın ideolojiye kendini adamaktır, ilkelerden taviz vermemektir. Bunu yaptıktan sonra kişilik müthiş bir değişim ve dönüşümü yaşar. Egemen sistemin kadın üzerinde yarattığı baskı ve zihniyet, kadının her şeyi kabullenmesine yol açmıştı. Fakat Önderlik felsefesiyle bunu aştık. İnandıktan sonra yapamayacağı, başaramayacağı şey yoktur. İnançta netlik yoksa, bir ayağın sistemde bir ayağın özgürlük saflarında olursa başarılı olazsın. PKK ideolojisine inanan bir birey olarak birçok başarılarım oldu diyebilirim. PKK’yi PKK yapan gerçeklik de budur. Kimsenin Kürt ve Kürdistan’dan bahsedemediği bir dönemde PKK ortaya çıkıp mücadele ettiyse, Kürt halkına irade ve güven verdiyse, bu tabii ki PKK’nin özüyle bağlantılı bir durumdur. PKK yeni bir yaşam umuduydu. Özgür yaşama ulaşabilme umuduydu. Bir şeyin içine girince onu tam anlamaya çalışıyorum. Bu benim iyi bir özelliğim.

’93 yılından 1997 yılına kadar Garzan eyaletinin çeşitli bölgelerinde kaldım; Bitlis, Şirvan, Hizan ve Tatvan. Garzan eyaletinden 1997 yılının sonbaharında ayrıldım. Eğitim amaçlı Güney sahasına geçtim. Zap alanına geldim. Merkezi bir alandı. Bir kuzey eyaleti gibi değildi. Bir sürü imkana sahipti. Bu tabii ki bizi sevindirmişti. Arkadaşlar o zaman espriyle “burası Zap cumhuriyetiydi, fakat enkazına yetiştiniz” diyorlardı. Operasyonun olduğu ve şehitlerin, yaralıların olduğu bir süreçte geldi. Önce YAJK karargahına gittim. İçeriden gelen kadın arkadaşlar bir süre YAJK zemininde eğitiliyorlardı. Dönem dönem Önderlik telefonla eğitimlere katılıyordu, diyalog kuruyordu. Kadın Kurtuluş İdeolojisini o zeminde daha çok anlama ve kavrama fırsatım oldu. YAJK zemininde daha çok Kadın Kurtuluş İdeolojisi üzerine yoğunlaştım. Önderlik beş ilkeden söz ediyordu. O ilkeler temelinde kendimi eğitmeyi esas aldım.

Nucan arkadaştan da bahsetmek istiyorum, özellikle Güneye geçtikten sonra yaşamımda en çok etkide bulunan arkadaşlardan biriydi. Önderlik sahasından yeni gelmişti. Düşman yönelimleri çok olduğu için o dönemde açılan bazı okullar kapatılmıştı. Türkçe okulu arkadaşlar dağıtmak zorunda kalmışlardı. Eğitime ihtiyacı olanlar bir okulda birleştirilmişlerdi. Biz tabii Önderlik sahasından gelen arkadaşları merak ediyorduk. Özellikle Önderliğin yaşam tarzını çok merak ediyorduk. Nucan arkadaş Önderliğin onları asla birey olarak ele almadığını, Önderliğin yanına gitme fırsatı bulamayan tüm kadın arkadaşlar adına orada bulunduklarını ve eğitildiklerini söylüyordu. Kendisini Önderliği görmeyen arkadaşlara Önderliği anlatmakla, tanıtmakla sorumlu kılmıştı. Önderlik sahaya giden arkadaşları da bu biçimde görevlendiriyordu. Önderlik gerçekliğini onun şahsında tanıdım diyebilirim. Nucan arkadaş, Önderliğin özgürlük ilkeleri temelinde yaratmak istediği bir kadın olmayı başarmıştı. Önderlik o zaman Zilan arkadaştan da söz ediyordu. Yeni bir arkadaştı, Önderliği hiç görmemişti, fakat Önderliği en iyi anlayan ve uygulayandı. Önderliği daha iyi anlamak için mutlaka Önderliğin eğitiminden geçmem gerekir diyordum. Önderliğin Şehit Zilan’a ilişkin yapmış olduğu değerlendirmelerden sonra fiziki olarak görmezsem bile onun yaratmış olduğu felsefe ışığında kendimi eğitip yetiştirebilirim dedim. YJAK karargahında yaşadığım yoğunlaşmadan sonra üç ay da genel eğitimde kaldım. O dönemde Önderlik ilk kez subay okullarından bahsetmişti. Telefonlar yoluyla Önderlik kaç kez eğitimlerimize de katıldı, fakat operasyon çıktığı için eğitimler dağıtıldı. O eğitim grubundan bir kısım arkadaş Önderlik sahasına geçti, biz bir kısım da kaldık. Ben ve Nucan arkadaş o zaman Şehidan alanına düzenlendik. Zagros’a bağlıydı. Gidip YAJK toplantısını birlikte aktardık. Ben ve Nucan arkadaş kadın taburunda kaldık. Önderliğin esaretini duyduğumuz zaman çok etkilenmiştik. Genel bir operasyon çıkacağı yönünde bilgiler geldi. Biz de kadın taburu olarak çıkıp kendimizi konumlandırdık. Bir arkadaş radyoyu dinlemişti, işte Önderliğin Türkiye’ye teslim edildiği, tutuklandığı yönünde haberler geçmiş. Biz buna çok fazla inanmadık. Birkaç gün sonra tekrar kampımıza geldik ve televizyondan gündemi takip edince gerçek olduğunu anladık. Fakat bu duruma hiçbir zaman inanmadık. Düşmanın yönelimleri yoğun gelişiyordu. Önderlik sağlığının ve güvenliğinin tehlikede olduğunu söylüyordu. Önderlik sadece Türk devletinin hedefinde değildi, PKK ideolojisi tüm dünya sistemlerine alternatifti. Bu anlamda uluslararası komploda da gördük, herkes çıkarları doğrultusunda bu komplonun içinde yer aldı. ’99 sürecindeki çalışmalarda yer aldık. Fedai bir ruh gelişmişti. Önderlik esaretinden sonra bizim taburun hepsi bir gecede fedai eylem için raporlarını yazdı. Önderliksiz bir yaşamı kabul etmiyorduk. 2000 yılına kadar orada kaldım. Daha sonra bulunduğumuz alan İran sınırına girdiği için örgüt bizi oradan geri çekti. Daha sonra Xinere’ye geldim ve askeri karargah çalışmalarında yer aldım.

2001 yılında Kandil’e geçtim. Kısa bir süre taburlarda kaldıktan sonra, ülke sahasında açılan Mahsum Korkmaz askeri akademisi eğitim faaliyetlerine katıldım. Bizim devre ikinci devreydi. Askeri kültürün gelişmesi için Mahsum Korkmaz askeri akademisinin rolü büyüktü. Oradan geçmek benim için bir şanstı. Daha sonra Behdinan sahasına geçtim. Ağırlıklı olarak Metina alanında kaldım. Ben ve Nucan arkadaş Metina sahasında birlikte kaldık. İki yıla yakın oradaydım. Daha sonra HPG güçleri içerisinde bulunan kadın gücünün ikinci konferansı olacaktı ve kendisini YJA Star olarak örgütleyecekti. O konferansta ben de yönetim üyesi olarak seçildim. Her ne kadar daha önce görev almış olsam da, YJA Star askeri meclis üyesi olarak seçilmem beni daha büyük bir sorumluluk altına koymuştu. Şehit Beritan Kadın akademisinin açılması kararı da alınmıştı. İlk kez açılacaktı bu akademi çalışması. Konferanstan sonra akademinin hazırlık çalışmaları yapıldı, ben de Şehit Beritan kurulunda yer aldım. Bunun yaratmış olduğu büyük bir heyecan da vardı. Şehit Beritan Özgür Kadın Akademisinin Beritan ruhunda kadın militanlar yaratması gerekiyordu. Bu isim bile böyle bir sorumluluk yüklüyordu. Bu temelde bir eğitim programı da hazırladık. O eğitime gelen herkes söz verip öyle başlayacaktı eğitime. Şehit Beritan Özgür Kadın Akademisinde iki devre kaldım. Kadın gücünün kuzey eyaletlerine geçme kararı da alınmıştı. Genellikle savunmalar üzerine eğitim gördük. Savunmaların çoğu kadın kurtuluş ideolojisi eksenliydi. Savunmalar zihniyet değişimi konusunda önemli katkılar sundu. 21. yüzyıl perspektifleri vardı. Ortadoğu’ya ABD müdahalesi olmadan önce Önderlik zaten bunu tespit etmişti. Savunmalar ölüyü dirilten tarzda etkide bulunuyordu. Kişilik hastalıklarının hepsine ilaç gibiydi. Önderlik tarihi yeniden ele alıyordu. Bildiğimiz şeylerin hepsine tekrardan geri dönmemizi sağlıyordu. Önderlik savunmalarını HPG güçlerine armağan etmişti. Bu bize büyük bir moral vermişti. Yeni paradigma bireyler olarak bizde değişimlere yol açtı.

Şehit Beritan Özgür Kadın Akademisinden sonra Xakurke alanına geçtim. Diyorlar bazen çoğu şey tesadüftür, Şehit Beritan Özgür Kadın Akademisinden çıktıktan sonra Xakurke alanına düzenlenmiştim. Bu beni etkilemişti. Xakurke alanı Beritan yoldaşımızın mücadele alanı ve şehit düştüğü alandı. Bu anlamda kendimi ona göre ele almalıydım, duruşum ve pratiğim Beritanca olmalıydı. Bir yıl orada çalışmalara katıldım. Şehit Beritan arkadaşın filminin yapılması kararı çıkmıştı. O sinema ekibi gelmişti. Onlarla tartışıp ilgilenmiştik. Şehit Beritan’ın mücadele duruşunu yansıtmak gerekiyordu. Beritan arkadaşın kendisini uçurumdan attığı yerin çekimlerini yapıyorlardı. O anı yaşar gibi oldum o sahneyi izleyince. PKK’de bazı anlar ve kişilikler vardır ne unutulabilir ne de sözle onları ifade edebilirsin. Beritan kişiliği de böyle bir kişilikti.

Garzan eyaletinin örgüt açısından önemli bir misyonu var. Özellikle HPG açısından önemli bir eyalettir. Bir köprü rolü oynuyor. Bir kadın olarak oraya gitmem benim için çok önemlidir. Şehit Mizgin yoldaşın şahadeti halkı çok etkilemişti. İlk kez bir kadın, eyalet komutanı olmuştu. Mizgin arkadaş ‘90’da eyalet komutanıydı. Bu anlamda onların anılarına, mücadele duruşlarına layık olarak çalışmak ve yaşamak benim için bir borçtu. Nucan arkadaşın şahadeti de benim için öyle, Dersim’e gitmek istiyordu giderken yolda şehit düştü. Viyan arkadaşın da en büyük hayali, kuzey sahasına geçmek ve Amed’de Önderlikle kucaklaşmaktı. Benim de en büyük istemim Önderlikle bir gün kucaklaşmaktır. Buna bir hayal olarak da bakmak istemiyorum. Bu mutlaka gerçeğe dönüşecektir. Nucan ve Viyan yoldaşlarımın yarım kalan hayallerini gerçeğe dönüştürmek için elimden geleni yapacağım.

Örgüt bizi bir misyonla gönderiyor. Daha iyi şeyler yapabilmek için elimden gelen çabayı sergileyeceğim. Eyalette ilk bulunduğum yıllarda tecrübemiz yoktu, bilincimiz yoktu. Bunların hepsini aştık, şimdi tecrübe var, bilinç var. Bu tecrübe ve bilinci pratik bir sahada başarıyla pratikleştirmek istiyorum. Başarı dışında kendime hiçbir şey kabul etmiyorum. Vasat bir duruşu asla kabul etmem. Süreç başarı sürecidir, Önderliği özgürleştirme sürecidir. Bu benim için ilke düzeyindedir. Başarmak için bir kez daha kuzey eyaletlerine geçiyorum. Komuta tarzım da meşru savunma stratejisi temelinde olacak. Yeni dönem komuta tarzına ulaşabilmek için meşru savunma stratejisinde daha fazla derinleşmeyi esas alacağım.