Önemli olan onurumuzdur

Röportaj

Şengal’de Ezîdîlere dönük gerçekleştirilen katliamdan sonra, arkadaşlarımızın açtığı koridor sayesinde Rojava’ya geçen ve bir süre Newroz kampında kalan Şengalli genç kadınlar burada arkadaşlarımızı daha yakından tanıdılar. PKK’yi ilk defa bu kadar

yakından tanıma fırsatı yakalayan Ezîdî genç kadınlar özgür yaşam umutlarının PKK’ye katılmak olduğuna karar verip gerilla saflarına katıldılar.

 

 

Dağları özgür yaşam mekanı olarak gören ve bu temelde gerillaya katılan bu arkadaşlar, bugün bizlerle birlikte, kendilerinden emin, güçlü ve kararlı bir şekilde mücadele etmekteler. İnsanlığı yok etmeye çalışan vahşi DAİŞ örgütüne karşı büyük bir intikam duygusu beslediklerini ve bunun için kendilerini her yönde geliştireceklerini ifade eden bu arkadaşlarla yaptığımız röportajı sizlerle paylaşıyoruz.

Şengal katliamında yaşadıklarınızı, gerillaya katılım kararınızı, burada yaşadığınız duygu ve düşüncelerinizi bizimle paylaşır mısınız?

ŞÎLAN ŞENGAL:

DAİŞ, Şengal’e saldırdığı zaman ben de oradaydım. DAİŞ’in en büyük amacı Êzîdîler için kutsal olan Şengal’i ele geçirmekti ve bunu yaptı. Orada ellerine geçen yüzlerce insanı bir bir kurşuna dizdiler. Gördüklerim o kadar acı doluydu ki, sanki bir kabusun içindeymiş gibi geliyordu. Bir an önce bu kabustan uyanmak istedim. Ama sonra anladım ki yaşadıklarım gerçekti. Kaçmaya çalışanlardan bazılarını yakalamayı başarıyorlardı. Onlara insanın hiç tahmin edemeyeceği zulmü yapıyorlardı. Biz, dağa ulaşanlardandık. Sincar dağlarının bizleri bir kale gibi koruyacağını düşünüyorduk. Bir ana gibi kucağına almıştı bizleri. Ama aç, susuz yaşamak da imkansızdı. Çoğu çocuk ve kadın… Perişan bir şekilde orada öylece bekliyorlardı.

Peşmerge ilk başlarda kendilerine güvenebileceğimizi ifade etmişti. Fakat saldırılar başlar başlamaz kaçtılar. O zaman anladık ki Êzîdîler yalnızdı. Şengal dağında geçirdiğimiz süre içerisinde arkadaşlarla tanıştık. Zaten Êzîdî halkına yardım eden tek güç PKK’ydi. Bu benim yaşamımda en etkilendiğim olaylardan birisiydi. Arkadaşlar herkesten, yani diğer güçlerden farklıydı. İnsanlara verdikleri değeri bakışlarında dahi görebiliyorduk. Bizlere Rojava’ya geçmemiz için koridor açıp yardımcı oldular. O koridordan Newroz kampına geçtik. Halimiz perişandı, buna rağmen yürümeye devam ettik. Anneler, çocuklar, yaşlılar adeta takatten düşmüştü. Kimileri yolda yaşamını yitirdi. Yaşananlar yüreğimizde unutulmayacak bir iz olarak kalacaktır.

Newroz kampında arkadaşları daha yakından tanıma, görme fırsatım oldu. PKK’yi önceden duymamıştım. Kendi gerçekliğimizden, tarihimizden o kadar bihaberdik ki, neler olup bittiğinin farkında bile değildik. Arkadaşları özellikle de kadın gerillaları görünce duruşlarından çok etkilendim. Bir kadının asker olabileceğini o an’a kadar hiç düşünmemiştim. Aklıma gelen ilk şey; eğer biz de onlar gibi silah kullanmayı bilip insanları savunabilseydik bu halde olmazdık. Onun için kararımı verip gerillaya katılmak istedim. Şimdi burada arkadaşlarlayım. Bir gerilla olmanın heyecanını yaşıyorum. Buradaki yaşam çok farklı. Kendimi, gerçekliğimi burada gördüm. Êzîdî kadınların yaşadıklarını hiç bir zaman unutmayacağız. Onların intikamını alana kadar savaşacak ve mücadele yürüteceğiz.

NUDA ŞENGAL:

Şengal’e yapılan saldırı hepimizin hafızasında derin izler bıraktı. Öldürülenler, yakılanlar, parçalanan bedenler. Yaşadığımız yerin öylece elimizden gitmesi beni oldukça etkiledi. Ama en önemlisi de kaçırılan kadınlardı. Onlara kimse yardımcı olamadı. Kendilerini savunacak güçleri yoktu. DAİŞ köyümüze saldırdığında silahları olan erkekler bir vakte kadar kendilerini savunabildiler. Ama mermileri bittiğinde, kaçmak zorunda kaldılar. Birçok insan DAİŞ’in eline geçti. Ben ve amcamgiller diğer insanlar gibi Sincar dağlarına sığındık. Birkaç gün orada bekledik. Sabit bir yerde kalmıyorduk. Herkes korku, açlık ve susuzluk içinde bekliyordu. Yaşananlar herkesi bir güvensizlik içine sürükledi. Yine de dağlar bize güven veriyordu. Çünkü Sincar dağları halkımızı her zaman korumuştur. Bu sefer de koruyacağına inanıyorduk. Yaşam koşulları zorlayıcıydı. Bu yüzden daha güvenlikli bir yere ulaşmamız şarttı. Çünkü yanımızda çok sayıda çocuk, yaşlı ve hasta vardı. Bunların Sincar’da uzun süre kalması olanaksızdı.

Arkadaşlar sayesinde Rojava’ya geçtik. Yol tam olarak üç gün sürdü. O yol yürüyüşü acı, sefalet dolu bir ömür gibi geldi. Hiç bitmeyecek gibiydi. Yol boyunca aklımdan geçen tek düşünce şuydu; dünyaya Êzîdî olarak gelmek insanlar için bir günah mıydı? Herkes bize arkasını dönerken bizlere yardımcı olan bir tek güç PKK’ydi. PKK ile tanışmak aslında bir yandan kurtuluş olurken bir yandan da kendimizi tanımak oldu. Çünkü özellikle biz kadınlar kendimizi erkeğin vicdanına bırakmış bu yüzden de katliamın en vahşi yüzü ile birebir karşılaşmıştık.

Köyümüzden birçok kadın DAİŞ tarafından kaçırıldı. Şimdi götürülenlerin kim olduklarını bile bilmiyorum. Tanıdık olup olmamasının bir önemi yok, sonuçta götürülenlerin hepsi de gencecik kadınlardı. Beraber yaşadığımız analarımız, ablalarımız, kardeşlerimizdi. Birçoğu daha çocuk yaştaydı. O yüzden onları düşünüp acılarını hissettikçe DAİŞ’e olan öfkem büyümektedir.

Eğer bu kadınlar kendilerini koruyabilselerdi bu şekilde ele geçmezlerdi. Ellerinde kendilerini savunabilecekleri hiç bir şey yoktu. Erkeklerin insafına kalmışlardı. Oysaki kadınlar bilinçli ve örgütlü olsalardı bu kadar büyük bir felaketi ve acıyı yaşamazlardı. İşte bu hakikati bilince çıkarttığım için katılma kararı aldım. Yaşananlardan önce kadınlar gerillayı tanısalardı belki bu şekilde olmayacaktı. Bugün kadınların kendilerini savunabilecekleri tek alan gerilla saflarıdır. Burada yeni ve özgür bir yaşamı tanımaya çalışıyorum. Kadının da irade olabileceğini ve kendi kaderini belirleyebileceğini PKK ile birlikte öğrendim. Şimdi yaşadıklarımızın intikamını alacağımız günleri bekliyorum.

ZELAL ŞENGAL:

Köyün ortasındaydık ve o an iki yanımızdan da mermiler atılıyordu. Halk çok direnmeye çalıştı ama kendilerini savunacakları silahları yoktu. Bundan kaynaklı çok sayıda insanımızı katlettiler. Silahı olanlar ise mermileri bitene kadar çatıştı. Mermileri bir yere kadar onlara yetti. DAİŞ ele geçirdiği insanları vahşice katletti. Bazı aileler kaçmak istedi, bir yere kadar kaçtılar ama yine de DAİŞ onları yakaladı. Şu anda ailemin nerede olduğuna, katledilip katledilmediklerine dair hiç bir bilgim yok. Bütün bu yaşananlardan sonra ben de Newroz kampında gerillaya katılma kararını aldım. Beni en çok etkileyen ise; gerillanın canı pahasına Şengal’den Rojava’ya koridor açıp halkı sağlam bir şekilde geçirmesiydi. Yol boyunca bizlere yardım ediyor ve değer veriyorlardı. Rojava’ya kadar bizlere eşlik eden kadın arkadaşlardan oldukça etkilendim. O an’a kadar bir kadın ordusunun varlığından haberimiz yoktu. Bizi koruyacak bir ordunun varlığını bilmek güzeldi fakat yeterli değildi. Önemli olan bu kadın ordusunun içinde yer almak ve mücadele yürütebilmekti. Her şeyimiz elimizden alınmıştı. Bizlere sunulan tek seçenek ölümdü. Fakat biz her şeye rağmen yaşamak, halkımızın intikamını almak istiyorduk. Bunu da ancak gerilla saflarına katılarak gerçekleştirebilirdik. Bir grup arkadaş bir araya gelip katılım kararı aldık.

Arkadaşların birbiriyle olan yoldaşlık bağı çok farklıymış, bunu yaşadıkça daha iyi anladım. Mütevaziliklerini, fedakarlıklarını ve insana verdikleri değeri gördükçe bu yaşama daha çok bağlandım. PKK insanı dinliyor ve anlamak istiyor. Bizim yaşadıklarımızı en derinden hisseden yine PKK’ydi. Bu yüzden buraya alışmakta zorlanmadım. Arkadaşlarla çok rahat ilişki kurabildim. Burada yaşadıkça şunu anladım; PKK bir hakikat partisidir. Sadece Kürt halkı için değil, tüm halklar, inançlar ve insanlık için savaşan bir partidir. Êzîdî olduğumuz için birçok kesim bizi dışlarken PKK bizi kucaklayıp savundu.

Gerilla ve dağ yaşamıyla ilgili hiçbir bilgimiz yoktu. Buradaki yaşam oldukça çekici ve güzel. Çünkü gerilla, yaşamını kendisi yaratmaktadır. Beni en çok etkileyen şey ise; kadının yıllarca verdiği mücadele sonucunda yarattığı özgür kadın ordulaşmasıydı. Bizler de artık bu ordunun militanlarıyız. Halkımız için savaşacak, özgürlüğe ulaşana kadar da bu mücadeleden vazgeçmeyeceğiz.

TOLHILDAN ŞENGAL:

Şengal’deyken kadın arkadaşların ne kadar güçlü olduklarını, Êzîdîlere nasıl yardım ettiklerini görüyorduk. Bunları gördükçe annem de bizim katılmamızı, kadın arkadaşlar gibi kendimizi ve halkımızı koruyabilmemizi istedi. Zaten katılmamı benim kadar ailem de istiyordu. Kadın arkadaşların katılımı, askeri duruşları beni ve kardeşimi etkilemişti. Aslında sadece bizi değil tüm halkı etkilemişti. Şimdi iki kardeş aynı mücadele yolunda omuz omuza savaşıyoruz. Burada tarihimi, kendimi tanıdım. En önemlisi de kadınlar olarak çaresiz olmadığımızı anladım. Bu yüzden tüm Êzîdî genç kadınların gerillaya katılmasını istiyorum.

Birçok şeyimizi kaybettik ama bunları tekrardan insan alabilir. Önemli olan onurumuzu kaybetmememizdir. DAİŞ’in tüm varlığımızı yıkması, kadınlarımızı kaçırması ben de oldukça derin bir öfke yarattı. Şimdi bunların intikamını almak için tüm gücümle mücadeleme devam edeceğim. Güçlü, mücadeleci bir kadın olarak özürlük çizgisinde yürüyeceğimi belirtebilirim.