Kendimizi zafere kilitlemiştik

star merkez

Şengal ve Maxmur saldırılarından sonra HPG ve YJA Star güçleri olarak, Şengal, Maxmur ve Kerkük alanlarında mevzilendik. Arkadaşlarımız bu alanlarda DAİŞ’e karşı birçok eylem gerçekleştirdi. Birçok yönden tecrübenin de kazanıldığı bu süreçte, yapılan eylemler bizler açısından önemliydi.

 

Bundan dolayı, 12 Eylül günü arkadaşlarımızın peşmerge güçleriyle, Maxmur’a yakın köylerde gerçekleştirdikleri eylemlerin ayrıntılarını, eylemde yer alan arkadaşlara sorduk. Eylemde yer alan arkadaşlarla yapmış olduğumuz röportajı sizlerle paylaşıyoruz.

 

BÊRÎVAN SARYA:

12 Eylül gecesi geniş bir operasyon yürütünüz. Bu operasyon diğer güne kadar sürdü. Böylesi bir operasyonu  gerçekleştirmedeki amacınız neydi?

DAİŞ denilen çete örgütü Rojava’dan sonra Başur’da da ilerlemeye çalışmaktadır. Halkımız Şengal’de bir katliamı yaşadı ve katliam tehdidi hala devam etmektedir. Halkımıza, özellikle Êzîdî halkına vahşi saldırılar gerçekleşti. Başur’da birçok alana yönelmiş ve ele geçirmişlerdi. Kerkük ve Maxmur’a saldırıları oldu. Bu yüzden de bu alanda bir savunma gücüne ihtiyaç vardı. HPG ve YJA Star gücü olarak, halkın savunmasını sağlamak amacıyla bu alana geldik. Bundan çok kısa bir süre önce Maxmur Kampı’na DAİŞ’in bir saldırısı oldu. Bu saldırıya HPG, YJA Star ve yerel birlikler müdahalede bulunup, büyük bir direnişle kampı kurtarmayı başardılar. Fakat Maxmur’a yakın köylerde DAİŞ hala varlığını sürdürmektedir. Gerçekleştirdiğimiz operasyonun temel amacı da DAİŞ’in bu varlığını sonlandırmaktır.

DAİŞ’in elinde kaç köy bulunmaktadır?

Bakırte alanının etrafındaki köyler, Mahmudiye, Kırbate, Reşadiye köyleri onların elinde. Reşadiye’nin arkasındaki birçok köy de onların elinde fakat biz öncelikle bu üç köyün kurtarılmasını hedefledik.  Bu planlama çerçevesinde kendimizi hazırladık. 12 Eylül gecesi bu köylere koordineli bir şekilde operasyon düzenlendi.

Bu operasyonda sizin dışınızda kadın arkadaş yer aldı mı?

Bu operasyonun genelinde kadın arkadaşlar rol oynadı. Kendilerine olan güvenle operasyonun öncülüğünü gerçekleştirdiler. Hemen hemen bütün kollarda kadın arkadaşlar vardı. Bizim bulunduğumuz kolun öncülüğünü Avesta Harun arkadaş yapmaktaydı. Avesta yoldaş bu operasyonda şahadete ulaştı. Avesta yoldaş bu operasyonda kol komutanıydı. Bulunduğu kolda büyük bir cesaret ve direnişe öncülük etti. İçinde bulunduğu kol ferdi ve ağır silahlarla DAİŞ’e saldırdı. DAİŞ bu saldırılar karşısında çok fazla dayanamadı.  Avesta arkadaş girdikleri köyde yaralanıyor. Yaralı olmasına rağmen geri çekilmiyor ve savaşı koordine etmeye devam ediyor. Daha sonra biz takviye güç olarak bu köye gittik. Kurtardığımız bu köylere PKK bayraklarını astık.

Peki, siz DAİŞ’in bu köyleri erkenden bırakıp gideceğini düşünüyor muydunuz?

Biz köylere girdiğimizde çok yoğun çatışacaklarını ve uzun süreceğini düşünüyorduk. Buna göre kendimizi hazırlamıştık. DAİŞ’in, bulunduğu alanı bu kadar erken bırakacağını hiç düşünmedik. Arkadaşlar köyleri kurtarma amacıyla gitmişti. Bu köyler ne pahasında olursa olsun kurtarılacaktı. Biz kendimizi bu inançla her şeye hazırlamıştık. DAİŞ’in köylerden bu kadar erken çıkması bizi de şaşırttı.

Duyduğumuz kadarıyla birçok çete; “bizim korkumuz PKK’nin kadın gerilları tarafından öldürülmektir. Kadınlar tarafından öldürülürsek cennete gidemeyiz” diyormuş. Eylemde biz kadınların da yer alması onların köyleri terk etmesinde etkili olmuş olabilir. Çünkü çatışma alanında mevzilerimiz birbirine çok yakındı. Kadın arkadaşlar operasyonu koordine ediyordu. Cihaz konuşmalarında kadın arkadaşların sesini duyduklarında paniğe girdiklerini; “Allahu ekber” diyerek kaçmaya çalıştıklarını gördük.

 

GÜLBAHAR MAKO:

Hangi köyde ve hangi kolda yer aldın; kolunuzda kaç kişi bulunmaktaydı?

Ben Reşadiye köyünde, saldırı kolunda yer aldım. Ben ve bir kadın arkadaşla birlikte toplam beş arkadaştık.

Operasyona başlamadan önceki hazırlık sürecini biraz anlatabilir misiniz?

Operasyon çok uzun bir süre önce planlamıştı. Bu yüzden ciddi bir hazırlığımız söz konusuydu. Operasyonu koordine edecek olan arkadaşlar keşiflerini yapmışlardı. Yapılacak operasyona ilişkin bilgilendirme toplantısı yapıldı. Gece saat 01:00’da köye girdik DAİŞ bir çok yere pusu ve tuzak kurmuştu. 03:00’da ise arkadaşlar saldırıya geçti ve çatışmalar başladı. Bu operasyonda yerel birlikler ve peşmergeler de yer aldı.

Bu operasyon peşmergelerle birlikte gerçekleştirdiğiniz ilk saldırı mıydı?

Hayır, ilk değildi. Daha önce de DAİŞ’e karşı iki defa peşmergelerle ortak operasyon düzenlemiştik. Ben daha önceki operasyonda da yer almıştım. Bu operasyon diğerine göre çok daha şiddetli bir operasyondu.

Operasyonda şahadetler yaşandı mı?

Bu operasyonda 3 arkadaşımız kahramanca direnip şahadete ulaştılar. Avesta Harun arkadaş da yaralanmıştı. Doçka arabası gelmişti ve arkadaşı hemen arabaya aldık. Şehit düştüğü ana kadar da ben hep yanındaydım. Yarası çok ağır olmasına rağmen büyük bir direnç sergiliyordu. İnsan, son an’a kadar onun gözlerinde zaferi görebiliyordu. Son sözlerinde dahi zafer ve başarıyı dile getiriyordu.

Avesta arkadaş yaralandığında siz nasıl yaklaştınız, saldırı ruhunda nasıl bir etki yarattı?

 Yanımızda bir arkadaşımız yaralandığında ya da şehit düştüğünde saldırı ruhumuz daha fazla ön plana çıkıyor. O yoldaşlarımızın fedakarlığını ve kahramanlığını gördüğümüz için daha fazla rol oynamamız gerektiğine inanıyor ve o şekilde yaklaşıyoruz. Sanki o arkadaşların ruhu bizim ruhumuzla birleşiyor ve bize güç veriyor.

 

HÊVÎDAR SELMAS

12 Eylül’de büyük bir operasyon gerçekleştirdiniz, bu operasyonun ayrıntılarını bizlerle paylaşır mısınız?

Ben operasyonun bir kolu olan Xırbanêye köyünde operasyona katıldım. Çok geniş bir operasyondu, önce savunma kolunda daha sonra saldırı kolunda yer aldım. Gerçekleştirdiğimiz bu operasyon etkili ve olumlu geçti. Ağır silah ve arabaların da içinde bulunduğu birçok mühimmatı elle geçirdik. Zaten biz onların mevzilerine girdiğimizde uykudaydılar. DAİŞ öyle anlatıldığı gibi duyarlı savaşan bir örgüt değil. Kadın arkadaşları görünce paniğe girip her şeylerini bırakıp kaçtılar.

Bu benim katıldığım ilk eylemdi. Bu eylemde kendime güvenim cesaretim artı. Kendimi ve yoldaşlarımı koruma konusunda tecrübe edindim. Benim için birçok eğitici ve öğretici yan taşıyan bir eylemdi.

DAİŞ’e karşı ilk eylemin olduğunu söyledin. Eylem esnasında hangi duyguları yaşadın?

TV’de sürekli onlarla ilgili haberler veriliyordu. Rojava’da bulunan yoldaşlarımız, DAİŞ’in direnme gücünün olmadığını, irade ve inançtan uzak olduklarını her zaman dile getiriyordu. Bu yüzden de kendimize güveniyorduk. Başarılı olacağımıza inanarak savaşıyorduk. Bu eylemden büyük bir moral aldım. Çünkü kadın arkadaşlar kendilerine oldukça güveniyor ve bu güvenin verdiği cesaretle savaşıyorlardı. Biz kadın düşmanı olan bir güce karşı savaşıyorduk. Bu yüzden de kendimizi zafere kilitlemiştik. Kadınların ve yaşamın intikamını almak istiyorduk.

NÛJİYAN ARARAT

Siz bu operasyonda hangi köye gittiniz ve hangi kolda yer aldınız?

Biz Mahmudiye köyüne gittik. DAİŞ çeteleri bu köyü kendilerine merkez olarak belirlemiş, karargahlarını da burada oluşturmuşlardı. Biz köye girdiğimizde onlar köyden kaçmaya başladı. İlk saldırımızda 20 dakika cevap vermediler. Yaralı olanlar vardı onlar cevap verdi. Diğerleri de hem yaralılarını hem de silahlarını bırakıp kaçtılar.

Operasyonun başarılı olmasında YJA Star güçlerinin rolünü anlatabilir misiniz?

Bu eylemde YJA Star gücü her kolda yer aldı. Bu operasyonda kadın arkadaşların oynadığı rol çok belirgindi. Birkaç kolu kadın arkadaşlar koordine ediyordu. Mahmudiye köyünde ise her kolu birebir kadın arkadaşlar koordine etti. YJA Star yıllardır sisteme karşı savaşmış ve başarılar elde etmiş bir güçtür. DAİŞ’e karşı verdiği mücadele ile de bir kere daha kadın özgürlüğünün garantisi olduğunu kanıtladı.

Daha öncede savaş alanlarında kalmışsınız. DAİŞ’le yaptığınız savaşın diğer savaşlardan farkı neydi? Onlara karşı yeni bir taktik geliştirdiniz mi?

DAİŞ düzenli bir ordu değil. Saldırıya gitmeden önce son bir kez derinlemesine bir keşif yapıp takip ettik, baktık iki nöbetçileri var. Fakat duyarsız oldukları için bizleri fark etmediler. Daha önceki savaşlarda karakolların üzerine gittiğimizde çok kamuflajlı ve dikkatli giderdik ki düşman bizi fark edip eylemimizi sabote etmesin. DAİŞ’in üzerine gittiğimizde de bu ilkeyi esas aldık. Bu durum onları şaşırttığı için şokta kalıp kısa bir süre içerisinde kaçtılar.

ŞÎMAL DİLSOZ

Siz de Mahmudiye’de operasyona katılmışsınız, oradaki gözlemlerinizi bizimle paylaşır mısınız?

Orada en çok dikkatimi çeken şey kurdukları tuzaklardı. Örneğin tencerenin üstüne silahlarını bırakmışlardı. Aslında bu bir tuzaktı, silahı almamız halinde patlama yaşanacaktı. Duyarlı olduğumuz için tuzağı fark edip bomba ile imha ettik. Erzak koydukları evlerde bile tuzaklar kurmuşlardı.

Katıldığın ilk eylem miydi?

Hayır, bu katıldığım ikinci eylemdi. İlk eylem Maxmur eylemiydi. Bu eylem daha sert ve genişti. Çünkü karargahları Mahmudiye köyündeydi. Onun için tedbirliydik. Biz gerilla taktiği yürüttük. DAİŞ’in elinde çok miktarda ağır silah bulunmaktaydı. Fakat daha çok tuzak taktiğini kullanıyorlardı. Erzak ve silahı tuzak olarak kullandıkları gibi bazı çeteleri de tuzak olarak kullanıyorlardı. Biz de bu yüzden olması gerekenden çok daha fazla duyarlı ve hassas yaklaşıyor, tedbirlerimizi almadan onlara ait hiçbir cenazenin ya da askeri mühimmatın üzerine gitmiyorduk. Çünkü öylesine gözü dönmüş bir güç ki, her türlü tuzağı yapabilirlerdi. Bu konuda ilk etapta bir tecrübesizlik yaşandı ama sonrasında çok fazla dikkat etmeye başladık.