Kadın Direnişiyle Özgürlüğe!

mart 11

2019 yılı 8 Mart’ını daha büyük bir umut, inanç, kararlı bir mücadele ve özgürlük duruşuyla karşılıyoruz. Önder Apo’nun üzerindeki tecridi kırmak, faşizmi geriletmek için özgürlük ve direniş hamlesi karşılıyoruz.  2019 yılına Mart yılı demek en doğrusudur. Neden böyle diyoruz? Çünkü tecrit karşı Kürdistan olmak üzere dünyanın her yerinde kadın öncülüğünde direniş yayılmış durumdadır.

Baskıcı ve egemen siyasi erki değiştirmek, ekonomik krizlere tepki, sınıfsal eşitsizlikleri ortadan kaldırmak, özgürlüğü sağlamak, bireysel hak ve adaleti kalıcılaştırmak, işgal saldırılarına karşı kendini savunmak daha fazla sıralayacağımız birçok konuda mücadele büyümektedir. En önemlisi de faşizme, toplumsal cinsiyetçiliğe ve milliyetçiliğe karşı büyük bir direniş olduğunu belirtmek gerekir. 2019 yılının ilk aylarındayız. Dünyanın birçok yerinde ve Kürdistan’ın dört parçasında, faşizme, toplumsal cinsiyetçiliğe milliyetçiliğe karşı radikal bir mücadele verme pozisyonundayız. Elbette ki diğer kadın hareketlerinin de mücadele duruşları, küçümsenmeyecek bir düzeyde gelişmektedir.

   8 Mart’ı sadece bir gün de hatırlamak değil, bütün günleri kadın özgürlüğü için mücadeleye dönüştürmek gerekir. Kadın hareketi olarak Önder APO bize özgür yaşamın nasıl sağlanacağını,  mücadele gücünü ve örgütlülüğün bilincini vererek yürümeyi öğretmiştir. Önder APO “ Bunu gerçekleştiriyoruz, yapmaya çalışıyoruz”. Demektedir. Bugün bu paradigma kadın eksenli bir çizgi olarak yaşam buluyor. Erkek egemen sisteme karşı en etkili mücadele kadın eksenli paradigmanın yaşam bulmasıdır. Bu paradigmaya öncülük eden örgütlü kadın iradesidir. Mücadelemizin, özgür yaşam çizgisi, ideolojik gücü, bununla uyanan kadın gerçekliği vardır. Kadının yaşadığı bir devrimsel gelişim vardır. Çünkü kapitalist sistemin dayandığı temel kaynak toplumsal cinsiyetçiliktir. Bunun üzerinden sistem sistem kurgulanmıştır. Dolayısıyla yanlışı temelden düzeltmeden, parça ve kollarıyla uğraşmakla toplumsal sorunlara tam çözüm üretmek mümkün değildir. Bunun için kadın hareketlerinin gündemleştirdiği kadın özgürlüğü ve toplumsal cinsiyetçilik sorunuyla mücadele, bu bakımdan radikaldir. Neden radikaldir? Çünkü kökten değişimi, dönüşümü amaçlamaktadır. Ortada toplum karşıtı, kadın aleyhine kurgulanmış bir sistem ne kadar parça parça müdahale edilirse çözümü lokal kalır, geçici ve dönemsel olur. Bu müdahaleler bazı iyileşmeler ortaya çıkarır. Ama gerçek anlamda eşitlik, özgürlük, demokrasi, adalet, barış sorununu çözemez. Bunun için kadın özgürlük sorunu, ana kök sorun olarak, tüm toplumsal sorunları kapsadığından toplumsal sorunun kendisidir. Bu nedenle çözümü de toplumsal değişimi getirmelidir.  Kadın özgürlük sorunuyla ilgilenmek anlaşıla geldiği gibi sadece kadınları ilgilendiren, kadının hak ve özgürlüklerine indirgenebilecek sınırlı bir tanımlamayı aşar. Kadının hak ve özgürlük sorunu, toplumsal yaşamın ve bununla bağlantılı toplumsal sistemin yeni baştan inşasını gerektirir. Önder  Apo  kadın sorununun çözümünü güçlü bir ideolojik perspektifle ele alarak Kadın kurtuluş İdeolojisini geliştirmiştir. Soruna daha derinlikli bakabilmiş, tüm toplumsal sorunların çözüm kaynağı ve başat bir gündem yapmıştır. İşte 2019 yılının en önemli mücadele duruşu, Önderliğimiz için başlattığımız özgürlük hamlemizdir. Devrimci Kürt kadınları öncülüğünde gelişen yeni devrimci hamlemiz büyük bir ruh kazanmıştır. Hiç bir sistemin, hiç bir devletin ve hiç bir egemenlikçi erkek zihniyetinin kıramayacağı kararlıkta bir kadın direniş ruhu doğmuştur.

Her gün yenilik ve zenginlik kazanan kadın mücadelesi gücünü ve mücadele tutkusunu İmralı’dan almaktadır. Bu anlamda uluslararası bir komployla esir alınan Reber APO’nun tüm kadınlara güç verdiğini ve her gün verdiği güçle kadınları devrime taşıdığını belirtmek gerekir. Bu anlamda her kadının geliştirdiği mücadele ve gösterdiği devrimci tutum İmralı duvarlarını sarsmakta hatta şimdilerde parçalamaya başlamaktadır. Kadınların özgürlük istemi ve özgürlük aşkı o kadar büyümüştür ki İmralı’daki işkence ve çarmıh sistemini yerle bir etmeye başlamıştır. Elbette bunun öncülüğünü de kadınların ve halkların öncülüğünü bu dönemde üslenen ve dönemin devrimci görevlerine layıkıyla sahip çıkan Leyla Güven yoldaş yapmaktadır. Bununla birlikte Rêber Apo’nun özgürlük çizgisi Kürdistan’da, Ortadoğu’da soykırım politikalarına öldürücü darbeyi vururken, darbelenen soykırım politikaları, tekrardan güncelleyerek devreye koymaya çalışılmaktadır. Bizlerde kapitalist modernitenin kendini yenileme yöntemlerini görerek, karşısında demokratik devrim cephesi olarak örgütlenmek ve varlık gösterebilmek için 2019 yılının mücadele duruşunun ilk 6 ayını seferberlik hali olarak belirledik. Birincisi, Önderliğimizin 4 yıldır dışarıyla irtibatı tümden kesilip, korkunç bir tecrit durumu yaşanırken yine sağlığı, güvenliği ve yaşamı ile ilgili hiçbir bilgi alınamazken, bir hamle geliştirdik. AKP-MHP faşist rejimi birden bire Mehmet Öcalan’ı Rêber Apo’nun yanına apar topar götürmüştür. Bu direnişi kırmak amaçlıydı. Kuşkusuz bunda halkımızın ve hareketimizin yürüttüğü direniş de etkili olduğunu belirtebiliriz. Ancak Tecridi kırmak, Rêber Apo’nun özgür yaşar ve çalışır koşullarını sağlamaktır. Faşizmin amacı ise zindanlarda ve Leyla Güven öncülüğünde gelişen açlık grevlerini ve halkımızın direnişini boşa çıkarmak için faşizmde ısrar etmektedir. TC devleti bir görüşmeyle Rêber Apo’nun özgürlüğüne kilitlenen halkın direnişini kırma planlarını sürdürmede ısrarlıdır. 2016’da yaptıkları gibi direnişimizi sonlandıracaklarını düşünmektedir. Ama toplum ve Rêber Apo tecrit altındadır, tüm toplum tecrit altındadır. Leyla Güven, Starsburg direnişçileri, zindanlardaki PKK ve PAJK militanları en güzel tutumu ortaya koymaktadırlar. Yani Önderliğimizin özgür yaşar ve çalışır koşulları oluşmadan, asla direnişe son vermeyeceklerini ifade etmeleri herkesin bu süreç karşısında nasıl bir tutum geliştirmek gerektiğini ortaya koymaktadır. Rêber Apo’nun tecridi edilmesi toplumun dolayısıyla kadının tecrit altında tutulmasıdır. Ne salt avukat görüşü ne salt aile görüşü bu durumu değiştirebilir. Leyla Güven yoldaş çok güçlü ifade etmiştir. Önderliğin özgürlüğünü güçlü bir şekilde ifade ederek çıtayı yükseltmiştir. TC bunu gördüğü için eylem kırıcılık oyunları peşindedir. Herkesçe bu iyi okunmalıdır. Yine Faşizmin oyunlarını biliyor ve görüyoruz. Hiçbir şey bedelsiz olmuyor. Bizler bu konuda bedel ödemeye hazırız. Kadın özgürlük hareketi olarak Şimdiye kadar yürüttüğümüz mücadele de ağır bedeller verilerek bu günlere geldi.  Biz her gün şehit veren bir halkız ve hareketiz. Tüm kazanımlarımızı bedeller vererek inşa ettik. Kısacası Önderliğimizin özgürlüğünü istiyoruz. Başka şeylerle duracak, durduracak değiliz. Tabi ki bunun kararlı mücadelemizle kazanacağımız bir hakikat olmaktadır. Kadınların öncülüğünde gelişen direniş bizleri en çok etkileyen yönü olurken ve sevgili Leyla yoldaşımızın “yetersiz yoldaşlık” değerlendirmesi de her militan kadronun üzerinde yoğunlaşması gereken temel bir tespittir. O eleştiriye karşılık biz daha kararlı bir mücadele ivmesini yakalamayı öncelikli olarak her yerde örgütlü kadın mücadelesini ve iradesini büyütmekten geçtiğini bilmek durumundayız. Bugün Baş düşmanımızın nefessiz kaldığı, türlü türlü oyunlara başvurduğunu da görmek gerekir. Özgürlük hamlemiz ve direniş onu nefessiz bırakıyor.  Halkımızın mücadelesi, Rêber Aponun mücadelesi onu nefessiz bırakmıştır. Dolayısıyla sıkışan faşizm çıkış arıyor. Faşist TC bu nedenle Leyla Güven’i de normal koşullar altında olsaydı tahliye etmeyecekti. Ama mücadelemiz karşısında nefessiz kaldığı için Rêber Apo’nun mücadelesi onu nefessiz bırakıyor. Ama mücadelemiz karşısında nefessiz kaldığı için, dış güçlere de bakın işte ben özgür bir ortam yaratıyorum, artık yapacağım hiç bir şey yoktur, diğeri zaten suçludur, bundan öte onun için yapacağım bir şey yok dercesine bir tutum içine girmiştir. Tüm Toplumsal muhalefet ve dinamiklerin argümanlarını elinden almak istiyor. Leyla Güven’in biz görevimizi yerine getirmediğimiz için Önderliğimiz zindanda, üzerinde tecrit uygulanıyor ve toplum üzerinde tecrit uygulanıyor değerlendirmesini önemle belirtmek gerekir.

2019 yılında ve mart ayında faşizme karşı topyekun mücadeleyi daha da yükseltmek durumundayız. Bu mücadele duruşu halkların, kadınların Önder Apo’nun paradigmasına, demokratik ulus çizgisine inancı daha fazla güçlendirmiştir. Kadınların öncülüğünde devam eden direniş giderek sonuç vermektedir. Direnişçilerin, eylemcilerin talepleri sadece görüşmeler olsun olarak değerlendiremeyiz. Tecrit kırılsın denilmektedir. Rêber Apo  özgür olmalıdır  denilmektedir. Onun için bu direniş hamlesinin, zafer hamlesinin, özgürlük hamlesi, özgürlükle sonuçlanacak bir tempoyu örgütlemeye doğru götürmekte her alanda mücadele saflarında olan, biz Öncü kadronun görevi ve militanların sorumluluğudur. Toplumsal direnişle sonuç almaya odaklanarak kadın mücadelesini 8 Mart alanlarında zirveleştirmektir. Bu devrimci ve tarihsel görevimiz olmaktadır. Bu direniş ruhu  Bakurê Kürdistan ve Türkiye’deki yerel seçimleri de önemli oranda etkileyecektir. Bin bir hile ile alınan belediyelerin yeniden kazanmak oldukça önemlidir. O belediyeleri Kayyum adı altında AKP-MHP rejiminin gasp etmesi Kürtlerin iradesini kırıp, tecrit etmekle doğrudan bağlantılı olduğunu bilmek gerekir. Buradan hareketle başta kadınlar olmak üzere tüm demokrasi çevrelerinin de seçimlere demokrasi seferberliği ile yaklaşması önemlidir. Yerel seçimler AKP-MHP faşist ittifakının zayıflatılması açısında oldukça kritiktir. Bakurê Kürdistan Rêber Apo için sürekli değişik süreçlerden rolünü oynamıştır. Direniş ve özgürlük hamlesine çalışmak, seçime de yatırımdır. Hamlenin seçime de ciddi yansımaları olacaktır. Halkımız Rêber Apo’nun üzerindeki tecridi kırmak, iradesi üzerine konulan tecridi kaldırmak için sandıklara gidip, sandığa sahip çıkacaktır. Seçimde, bu direniş de halkımız ve kadınların seçim çalışmasında gösterecekleri performansı oldukça önem kazanmıştır. Ne yapıp edip, seçimden kazanmayı hedeflemek çok önemlidir. Bir de faşizme darbeyi buradan vurmak oldukça önem kazanmış durumdadır. Kadınlar öncülüğünde gelişen direniş hamlesinin öncülüğünü öncelikle Leyla Güven, onu takip eden Evin Kaya, Kibriye Evren, Nesrin Akgün, Nevin Gökçe, Hacer Yusuf, Nurgül Başaran, Dilek Öcalan, Gülistan İke, Fadile Tok, Selma Irmak, Sabahat Tuncel ve daha adını sayamadığımız elinin üstünde kadın bu direnişin ve zafer hamlesinin öncülüğünü yapmaktadırlar. AKP-MHP öncülüğünde gelişen kadın ve halklar düşmanı faşizmi yenilgiye uğratmanın zamanı ve imkânı bu direnişle oluşmuştur. Yeter ki kendimize inanalım, güvenelim ve bu temelde direnişi örgütleyerek, sürekli eylem halinde olalım. Milliyetçi, dinci ve cinsiyetçi politikalardan beslenen Erdoğan kaybedecek, Rêber Apo’nun özgürlük hamlesi ve direniş çizgisi kazanacaktır. Bu vesileyle tüm YJA-STAR gerilla güçlerimizin direniş günümüz olan 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyor, 2019 yılının her ayı martı Ayıdır!. Tecrit Kırılacak, Faşizm yıkılacak, Önder Apo Özgürleşecek.

Bijî Tekoşîn û Berxwedana Jinan

Bijî 8 Adarê

Bijî Rêber Apo

Zerin Ruken