Şehadet yaşamın ödenmesi gereken karşılığıdır

ozgurlukvegerilla

‘Yaşam iddiam çok büyük. Anlamlı bir yaşamın sahibi olmak istiyorum. Yaşamı ve insanları çok sevdiğim için” belki de yaşama verilmese gereken karşılıktı bu sözler. Anlamlı bir yaşama sahip olmanın, bir bedeliydi belki de şehadet. Çünkü yaşam iddiası büyük olanların işidir şehadet. Her ölüm bir yaşamı doğurmadığı gibi her yaşam da bir ölümü doğurmuyor maalesef. Bu da yaşama da ölüme de kattığımız anlamdır.

Öyle basit bir ölümden bahsetmiyoruz. Rêber Apo’nun da dediği gibi ölümün düşmanı korkutacak bir durumdan bahsediyoruz. Tabi bu sebeple iki soru karşımıza çıkıyor. Neden yaşıyoruz ve niçin ölüyoruz? Evet neden yaşıyoruz? Tecavüze uğrayan bu yaşamı kabul etmediğimiz için mi yoksa bu kadar köreltilmiş duyguları ve aşkları, en yiğit erkeği ve güzel kadını yaratmak için mi? Nedir yaşama kaynak olarak gördüğümüz? Bir silah, bir elbise mi yoksa hakikat mi? Peki hangi hakikat? Bireysel arzu ve güdülen tavan yaptığı hakikat mi yoksa toplumsal aşklara, toplumsal sevdalara ulaşabilecek bir hakikat mi? Bu yaşamda neyi yaratmak istiyoruz?

Belki de tüm bunların en güzel cevabını Rêber Apo’nun kendisi bizzat veriyor bizlere; “Bizler Kürt aşkının yaratıcılarıyız. Güzel kadını ve yiğit erkeği yaratmak için yaşanan ve savaşan hakikat arayışçılarıyız” diyor…

İşte neden yaşadığımız sorusuna verilen bu cevap niçin ölüyoruz sorusuna verilen cevap oluyor. Zaten devrimci ölümü öldürmek, yaşamı muzaffer kılmak değil midir?

Bu temelde şehadette bu yaşamın en diri gücü oluyor.

İşte bu muzaffer yaşamı görmenin bedeli oluyor şehadet. Çünkü acı çekmekte, görmenin bedeli oluyor bir yerde.

Zinarın Welat