Umudun doğuşu

BESÊ PELÎN

Bahar, yeni bir zamanın oluşumudur. Yani gebedir yeniliğe; bağrında taşıdığı onca acı, özlem, isyan ve insana ait olan bütün duygularıyla. Toprağa düşen her damlasında umuda yolculuktur derinden varoluşu kendisinde yaratarak… Ve bir de bu baharda Nisan olmak vardı

toprağa düşerken her damlasında bıraktıklarıyla. Göğün sonsuzluğunda yarınları kurmaktır Nisan ve her bahar bunu bir an gibi yenileyerek yapmak. Mevsimler çok önemli değildir kimileri için, yaz olsa tatile gidilir kış olSa bir kayak merkezine bunlar değilse bile yaşamlarını birkaç belirli güne sığdırırlar. Bu demektir ki yaşamlarını belirledikleri herhangi bir zaman diliminde yaşarlar. Kısa bir varoluş ve yokoluş arasında… Oysa biz Kürtler tarihin her bir gününe ayrı anlamlar yükleyerek yaşarız. Bizde zaman anlamsız değildir, tıpkı 4 Nisan gibi…

    Bir 4 Nisan sabahında güneş bir başka aydınlattı Mezopotamya topraklarını, toprağın çatlamış yüzüne su serpen yağmur damlaları bu kez kan kokmuyordu, anaların yüzleri hayat dolu gülüyor, gözleri bir başka bakıyordu yaşama. Çünkü biliyorlardı yaşamı geri alamazlar ama telafisindeydiler yaşamın. Çocuklar sokakta oynarken gözleri korkarak bakmıyor yarınlara… Doğa ana konuşabilseydi eğer dünyaya gelen ilk hayırlı evladını anlatırdı bizlere, anlatmakla bitiremeyeceği evladını. Umut yeniden yeşermişti Kürdistan’ın bütün topraklarında, çünkü bütün topraklar tanıyacaktı umudun yaratıcısı olan Önder APO’yu. Bizde 4 Nisan yaşamın uğruna ölmeyi, kavga etmeyi göze alabilmektir yani hiç tanımadığımız yüzler, yaşamlar için dövüşebilmektir yiğitçe, ananın hak sütü gibi helaldir özgürlük.  Bilge İnsan’dan öğrendik emekle büyümeyi ve bir filiz gibi yeniden yeşermeyi. Ananın sol göğsünün altında yılarca sakladığı umudu, adaleti, eşitliği, insan olabilmeyi 4  Nisan sabahı dünyaya, evrene bir ses olabilmek için karıştı. 

        Küllerinden yeniden yaratılmak, yeni bir varoluşum sürecini gösterir ve bizler küllerimizden yeniden yaratılmanın sırına Önder Apo’nun engin felsefesi ile tanıklık ettik. Kendimizi keşfetmenin evreni keşfetmeyle eş değerde olduğunun sırını bizlere Önderlik felsefesi öğretti. Yaşam bizler için milattan önce ya da sonra değil 4 Nisan sabahı Amara’nın Xelfetî köyünde can buldu. İşçiler, köylüler, kadın ve çocuklar, genç kızlar ve oğullar aşkla halaya tutuşlar. Her 4 Nisan sabahı fidelerini toprağa ekerken yaşam kendisini daha bir anlamlı kıldı. Kadın ilk kez kadına dair özgürlük türkülerini söyleyebilmenin umudunu yeniden yeşertmiştir. Artık özgürlük türküsünü tek yürek söyleyebilen binlerce oğul ve kızların var dağ başlarında. Binlerce yıl üzerine örtülmüş çorak toprağı delip geçti insan olmanın sırına ermek isteyenler.

          Bu baharla birlikte ekmek isterdik özgür yaşamın fidelerini… Bu nisan ayında her 4 Nisan’da olduğu gibi Önder APO ile olabilmenin istemiyle ve mücadeleyi yükseltmenin sözüyle ekeceğiz özgür yaşam fidelerini. Biliyoruz ki seslerimiz İmralı kayalıklarını aşıp yerleşecek Özgür Yaşamın yaratıcısı Önder APO’nun yüreğine.