İsyana Durmakta Gülümsemeler…

Dersim UĞUR KAYMAZ

zarok gerila

Bazı hikâyeler vardır, herkes tarafından bilinir, herkes tarafından dillenir. Zaten Kürtlerde adettir, bilinmiş ve duyulmuşsa güzel bir hikaye hemen en uygun melodilerle o hikayeye yeni bir canlılık kazandırılarak, beyinlerin ve yüreklerin duyması için ne gerekiyorsa yapılır. Eğer bu melodiler yürekte ve beyinde

duyulmuyorsa, kulaklarla duymanın hiçbir anlam ifadesi kalmaz. Çünkü o melodiler beynimizi ve yüreğimizi sağlam tutmak, yenilemek, kim olduğumuzu unutmamak ve her şeye inat yaşama daha sıkı sarılmak için vardır.

Bilge da demiyor muydu? “Beynini ve yüreğini sağlam tut!” Belki de bu yüzdendir Kürt halkının bunca yıldır soykırıma, kültür kırıma, katliama, zora, baskıya, şiddete, işkenceye ve yaşadıkları tüm vahşete rağmen bin yıllardır, inadına varlığını sürdürmesi. En çok ‘’ bitti ‘’ denildiği anda ‘’ bitti’’ diyenlere inat yeniden boy vermesi. Ancak beyni ve yüreği sağlam olan halklar bunca acıya, zulme karşı yeniden varolma savaşı verebilir.

Şimdi diyorum, keşke ben de bir dengbej olabilseydim. Dengbej olsaydım da Kürtlere reva görülen yeni acıları kusursuzca anlatarak, yüreğimde duyduğum öfkeyi, isyanı haykırabilseydim. Ama biliyorum bu acıları birileri dile getirecek ve ölümsüzleştirecek. Çünkü Kürdün yaşadıkları her gün yeni bir ezgiye dönüşüyor, dilden dile dolaşıyor ve tüm yüreklerde nakş oluyor.

Ve tarihin tüm zamanlarında olduğu gibi yeni ezgili yaşamlara gölge düşmemesi için, bir kes daha Kürt adının kirli dillerde ‘’ ihanetle’’ buluşmaması için direnmek yakışıyor. Her şeye rağmen bir çocuk saflığıyla gülümsemek ve direnmek. Gülümsemelerini çocukluğa saklayan halk, şimdi gülümseler sana yasak, sana çocuk olmak yasak ve çocuklarına gülmek yasak. Peki, kim koydu bu yasakları sana. Hangi din kitabı, hangi tanrı. Başka hangi halklara gülmek yasak, hangi çocuklara kahkahalar yasak? Köylerimizde, sokaklarımızda çocuk kahkahalarından çok isyan zılgıtları çalmakta. İsyana durmakta halk ve çocuklar, isyana durmakta gülümsemeler…

Kürt olmak, bunun yanında çocuk olmak. Düşmana korku salmak masum oyunlarda. Çocuk varolmanın simgesidir. Gelecek, umut ve özgürlüğün diğer adıdır. Oyunlarında hep özgürlüğü arayan çocuklar, sistemin korkulu rüyasıdır. Çünkü sistem kölelik ister, kölelik oldukça sistem büyür, çocuklar ise özgürlük ister, özgürlük oldukça da onlar büyür. Aslında dünyadaki her çocuk sistem için bir tehdittir. Bu tehditte genelde sosyo – ekonomik ve eğitsel yollarla bir ablukaya alınır ve gelecek- siz- yarınlar bu şekilde yaratılır. Kürt çocuklarına ise bu kadar insaflı davranılmaz. Çünkü Kürt Çocuk olmak, olmamak demektir. Olmaması içinde ne kadar çaba varsa harcanır. Küçük bedene, koca adamlar çullanır, beden çırpınır, yürek çırpınır, çırpındıkça koca adamlar daha fazla çullanır. Ama o beden, o yürek ve o benlik hep direnir, teslim olmaz. Çünkü bilir teslimiyet ölümdür ama onurlu duruş adına ölüm ise yaşamdır. Asıl yaşam o zaman vardır.  Kürt çocukları bunun farkındadır ve asla oyunlarında onursuzluğa yer vermezler, onurlu ve asaletlidirler.   

Kürt olmak, bunun yanında kadın olmak. Bu tüm sisteme karşı durmak, düşmanı her anlamıyla zorlamak demektir. Çünkü sistem bilir kimden, neyi, ne zaman çaldığını ve günü geldiğinde tüm yaşam değerlerinin gerçek sahiplerine yeniden ulaşacağını. Bunu biraz daha geciktirmek, biraz daha dolambaca döndürmek için yapmadığı şey kalmamış, yapmayacağı şey de yoktur. Bunu daha iyi anlayabilmek için Kürt analarının o acıyla, hüzünle harmanlanmış lorinlerini dinlemek gerekir. Her bir lorinde Kürt olmanın, bunun yanında kadın olmanın sancılarını hissedersiniz. Kürt kadını en çok bu şekilde kendini ifade eder. Onun acılarını, yaralarını, geleceğe dair umutlarını en iyi bu ezgiler anlatır. Çocuklarını hangi zorluklarda büyüttüklerini, nasıl yitirdiklerini… Herhâlde bir ana için en büyük acı çocuklarının canın acımasıdır. Bir anaya dünyanın en büyük işkencesini yaşatmak istiyorsanız, onu çocuğundan ya ayırırsınız ya da çocuğunun canını acıtırsınız. Bir kadına, bir anaya bundan daha büyük işkence yapılamaz. Ama Kürt anası yüz yıllardır bu acıyı yaşamakta, yüzyıllardır bu işkenceye maruz kalmakta.  

Geçmişte olduğu gibi bugünde Kürt kadıları ve çocukları şiddete, soykırıma, katliama maruz kalmaktadır. Dün Dersim’de yaşananlar bugün Roboski’de yaşanmaktadır. Dün Şengal’de Kobanê’de yaşananlar bugün Amed, Cizre, Silopi’de yaşanmaktadır. Kürtler için yalnızca işkencenin adı ve rengi değişmektedir. Acının ve gözyaşının ise adı ve rengi aynı kalmaktadır. Yine de teslimiyeti yakıştırmaz kendine, inadına direnir, inadına isyana durur.

Kürt çocuklarına çirkince onursuzluk dayatılır, insanlık dışı yöntemlerle saldırılır. Hayallerinden, geleceklerinden, annelerinden kopartılır da çocuklar yine de teslim olmazlar. Çünkü onların bedenlerinde değildir onurları, yürekleri ve beyinlerindedir. Asıl onursuz ve şerefsiz olan onların küçük bedenlerine çullanan, o masum çocuklara kin ve nefretle saldıran, analara gözyaşını, acıyı reva gören “kadın da olsa, çocuk da olsa gereken yapılacaktır’’ diyenler ve yapanlardır.

Çünkü Kürt çocukları onurlarından asla taviz vermezler. Bu bir değil, bin kere kanıtlanmıştır. Evrimler, Mustafalar, Fıratlar ve nice Kürt evlâdı bu gerçeği ortaya koymuş, uygulamalara en sert cevabı vermişlerdir.

 Düşmanın “daha çok vururum, kırarım, can yakarım ve teslim alırım’’ politikasına karşı, tüm Kürt halkı şimdi ayakta, yine en ön saflarda kadınlar var ve olmaya devam edecekler. Çünkü onlar her gün çocuklarının canlarının acıdığını, can verdiklerini görmektedirler. Bu acılar onları daha direngen kılmaktadır. Yitirdikleri canların ardından bile daha özgür yarınlar adına barışı haykırmakta, Kürt halkına özgür ve onurlu çocuklar yetiştirmekten vazgeçmemektedirler. Tıpkı gerillâ olan kızının cenazesinde haykıran ana gibi; “ey Erdoğan sizin Dehaklarınız, Firavunlarınız varsa bizlerin de Kawaları, Mazlumları, Öcalanları var…’’

Evet, biz Kürtlerin belki düşmana karşı savaşta kullandığımız uçaklarımız, toplarımız, kazanlarımız, füzelerimiz, kimyasallarımız yok ama bizim onurlu bir geçmişimiz, iradeli bir günümüz, insanlığa yol açmış bir tarihimiz, kendini özgür yaşama adamış çocuklarımız ve kadınlarımız, analarımız var. Binlerce yıldır düşmana boyun eğmeyen Kürt çocukları ve kadınları bugün de düşmana bunu tattırmayacak ve inadına isyana duracak gülümsemeler…

(Kürdistan’ın Yüreğinde Büyüyen Çocukların Anısına)