Değerleri savunmak için PKK

NEWAL DÎCLE

İnsanlık adına ne varsa bitip tükenmekte olan bir zaman diliminde doğmuş olan bir partiyi, öyle sıradan ele almak, anlatmak mümkün değil elbette ama her şeye rağmen anlatmalıyız PKK’yi. Anlatmalı ve herkese tanıtmalıyız. Özgürlüğün uzak zaman dilimlerinde kalan bir kavram olmadığını, PKK’nin özgürlük ile eş anlamlı olduğunu herkes duymalı ve bilmelidir.

 

Aslında tüm tanımlamaların alt üst edildiği, çarpıtıldığı bir dönemde hakikati anlatmak, insanları buna ikna etmek hiç kolay bir olay değildir. Ama hakikati yaşarsanız, anlatmakta ve insanları buna ikna etmekte zorlanmazsınız. PKK hakikati yaşayan bir harekettir, hatta hakikatin kendisidir. Bu yüzden sözcüklere gerek duyulmadan anlaşılır çoğu zaman.

“Neden PKK?” sorusuna verilecek o kadar çok cevap vardır ki, buraya yazsak sığmaz. PKK her şeyden önce yeni bir bilinç kazanma olayıdır. Elbette ki öncesiz değildir, toplumsal tarih onun en büyük hazinesidir. Üstü örtülmeye çalışılan, görmezden gelinen, yok sayılan ne kadar toplumsal değer varsa bunlar PKK’nin kendisine miras edindiği ve topluma mal etmeye çalıştığı değerlerdir. Bunlardan en önemlisi de bilinçtir. Erkek egemen zihniyet dediğimiz zihniyet kadını, erkeği, genci, yaşlısı toplumun tüm bireylerini fethetmeye çalışan, toplumu toplum olmaktan çıkartıp, insan yığınına dönüştürmeye çalışan bir zihniyettir. Böylesi bir zihniyetin kendisini ilk olarak örgütleyeceği alan elbette insan bilincidir. İnsan bilincinin ele geçmesi ruhunun da ele geçmesi anlamına gelir, böylece de bilinçsiz, kendi hakikatinden uzak insanlar yığını ile karşı karşıya kalırız. Tahrip edilmiş toplumlarda yeni bilinç yaratmak o kadar da kolay bir olay değildir. Bugün Kürdistan’dan tutalım, Ortadoğu’ya, Afrika’ya Asya’ya her yer işgal altında, çünkü işgal yalnızca toprak parçasına yapılan saldırılar değildir. Sistem kendisini öyle iyi örgütlemekte, hamleler geliştirmekte ve saldırmaktadır ki, insanlar her an her saniye maruz kaldıkları işgal saldırılarını fark etmemektedirler. Toplumları bu kadar refleksiz ya da çok cılız kalan reflekslerle hareket etmesi de kaynağını bundan almaktadır. Bilincini yitiren toplum yavaş yavaş elinde olan tüm değerleri yitirmeye başlar bunun başında da ahlak ve politika gelir.

Bir toplum ahlaksız yaşamaya alışmışsa, o toplum ile birlikte sisteme karşı savaş yürütmek mümkün değildir. İşte PKK’nin en büyük farkı burada kendisini göstermektedir. PKK öncelikli olarak toplumun tahrip edilen bilincini ve değerlerini fark etti, bunlar olamadan özgür ve eşit bir toplumun yaratılamayacağına karar verdi. Bu yüzden ne salt sınıf savaşı, ne salt ulus ne de salt cins savaşımı verdi. Sisteme karşı mücadelenin ancak bütünlüklü bir savaş tarzıyla kazanılabileceğini ortaya koydu.

Kürdistan’da başlayan bu mücadele bugün tüm dünya tarafından bilinmekte, ilgi ve dikkatle takip edilmektedir. Bu savaş güçler savaşı değildir. Öyle salt silahlı mücadeleyle de sonuçlanacak bir savaş da değildir. Öyle olsa böylesi bir eşitsizlik savaşında çok kısa zamanda kaybetmesi gerekirdi. Ama kırk yıllık mücadele gerçekliği bunun böyle olmadığını kanıtladı. Yoksa bir kerede yüzlerce tonluk kazanları atma gücü olan bir savaş gücüne karşı yalnızca kleşle karşılık vermek ve bunu kırk yıl boyunca yenilmeden, geriye adım atmadan yapabilmek mümkün olmazdı. Ama PKK bunu yapabilmektedir. Çünkü PKK bir inanç ve iman hareketidir. Tüm militanları da büyük bir inanç ve imanla savaşmaktadır. Kendilerini toplumsal değerlerin savunucusu olarak ilan etmiş bu militanlar, büyük bir irade savaşı vermektedir. Kırk yıl boyunca verilen bu mücadelede yüzlerce yıla yetecek değerler yaratılmıştır ve bu saatten sonra sonucu ve bedeli ne olursa olsun bu değerleri savunmasız bırakmak mümkün değildir. İşte bu yüzden bugün halka taşınan bu mücadele başarılar yaratmak zorundadır. Ne bugün özellikle Kuzey Kürdistan’da yürütülen amansız mücadele boş bir mücadeledir, ne de “PKK halktır, halk burada” sözü öylesine söylenmiş bir sözdür. PKK halklaşmış bir harekettir. Kendisini halk içinde, halk ile birlikte örgütlemiş bir harekettir. Halk gerçekliğini gören, kendisini bu gerçeklik etrafında örgütleyen bir harekettir. Bu yüzden bu saatten sonra ne PKK’yi halksız düşünebiliriz ne de halkı PKK’siz.

Kürt halkı nasıl bir dönemden ve geçmiş tarihten bu günlere geldiğini çok iyi bilmektedir. Ne Şeyh Saidleri, ne Seyit Rızaları unutmuştur. Ne Dersîm’i, ne Zîlan’ı, Maraş’ı, Ağrı’yı, Newala Qasaba’yı ne de Roboskî’yi hafızasından silmiştir. Yazılsa isimleri binleri bulan Uğurları, Ceylanları, Enesleri, Abdullahları hala yüreğinin tam orta yerinde taşımaktadır. Failli meçhul denilen ve kanları hala yerde duran yüreklerin intikamı bile alınmamışken Kürt halkı ne bu mücadeleden vazgeçer ne de kırk yıl öncesinin onursuz yaşamına geri döner. İşte PKK tüm bu yitirdiğimiz canların, değerlerin, insanlığın, toplumsallığın, ahlakın ve çalınan özgürlüğün intikam hareketidir. Artık Kürdistan’da PKK olmadan, PKK’nin yarattığı değerler olamadan yaşamak mümkün değildir. Ve bu gerçeklik yalnızca Kürt halkı için geçerli olan bir gerçeklik de değildir. Artık onurluca yaşamak, insanca yaşamak isteyen tüm kesimler tek umudun PKK olduğunun farkındalar.

Bugün her şeyden çok PKK’ye, PKK’nin yarattığı değerlere,  ideolojisine ve yaşam felsefesine ihtiyaç vardır. Bunlara sahip çıkmak, insanlığa, onurlu ve özgür insanlığa sahip çıkmak anlamına gelir. Bu yüzden gençler, kadınlar, yaşlılar, erkekler, çocuklar, feministler, anarşistler, ekolojistler, ‘biz mevcut sistemin karşısındayız ve bu sisteme karşı mücadele etmek istiyoruz” diyen tüm kesimler, PKK’nin, Kürt halkının haklı mücadelesinin yanında olmalıdır.