Selam Olsun

UMUT ŞERZAN

3-kadinindilinden-mayis-guncelBahsi geçen koyun kişilikler, sürü psikolojileri ve medya parmaklarında şekillenen gündem algısının ötesine giden; rayında ilerleyen egemenlerin işlerine çomak sokanların öykülerinin yüzü suyu hürmetine dönüyor dünya… Lakin kalem cömert davranmayıp,

serde ustalık almayınca da gidenlerin büyüklüğünü, yüzünün yüreğinin güzelliğini anlatmak zor iş. Özgürlüğün kara sevdalı çocukları cesurca atmışken adımlarını, biraz ötemizdeki evrende, yazılanlar eksikliğe riyaset eder bilinir ama mayıs kızılının ardında gök böyle mavi, yürek böyle mavi, yürek böyle deli ve bir yanımız dağlı olmaya yazarken, devrimin renklerine bakınma denemesi benim ki…

“Cemre” diye bilinir Mezopotamya insanının dillinde suyun, toprağın, havanın baharın gelişiyle birlikte aldığı ilk nefes. Soğuğun, kışın ardından yenilenmenin müjdesidir de. Martın başlangıcı, nisanın ortası derken bir de bakmışsın ki bahardan yaza uzanan köprü mayısa varmışsın. 31 gün olarak bölünse de parçalara, her günü ayrı bir yaşamdır ve destansı bir kervana kapı aralar Mayıs. Tarihsel devinimin başından bu yana şahadetlerle adı anılır ve bunun içindir kızıla bezeli oluşu. Kızıl mayıslar onurlu, devrimci mirasın en çetrefilli ama bir o kadar da saygın anına tekabül eder. Geldiği ilk ile başlar direniş. 1 Mayıs’ın direngenliği ile merhaba denilir. Alanlara dökülen binler kolektif emek olgusunun en güçlü şölenini sergiler. İşte o an orak çekice vurur. Fabrikalarda, atölyelerde, sokaklarda devrimin ağacı yeşerir. Ve sonrası 6 Mayıs 1972’ye varır zaman ve ister istemez onure eden hüzün çalar kapıyı. Üç yiğit canın gülümseyerek gittiği darağacında avaz avaz bağıran Deniz, Hüseyin ve Yusuf’un sesi yükselir. “Toy” deyip delikanlıdır, “bilmez” deyip yozlaştırılan gençliğin özünün yansımasıdır Denizler. Milyonlarla yürümenin coşkusudur. 68’in en cesur adımlarından birini şüphesiz Denizler atmıştır. Daha gençken, fidanken ve öyle görkemiyle… Ve buna sebep biraz Deniz enginliğinde, Deniz rengindedir Mayıs…

12 Mayıs’a varınca tarih Deniz gibi güzel, Deniz gibi sevdalı Şerzan Kurt ile kesişir yollar. Sadece Kürt olduğu için tek bir kurşunla yol ortasında vurdular Şerzan’ı. Kocaman yeşil gözleriyle kucaklamaya hazırken tüm dünyayı, insan nasıl anlatır böylesi ölümü bilinmez ya, fena yakıyor düşününce  canını insanın… Ve buna sebep Şerzan’ın gözleri gibi biraz yeşildir Mayıs…

18 Mayıs 78’de yoldaş olmanın, militanlığın en anlamlı, en cesur en fedakar adı çıkagelir. Haki Karer ezberletilen tüm dogmalara inat nasıl adım atılır gerçeğe, nasıl varılır hakikate ve nasıl yaşanır kardeşçesine, bunun en güzel örneğidir evrende. Karadeniz’den Kürdistan’a uzanan yoldur Haki Karer… Ve buna sebep biraz Haki’dir Mayıs…

Gene bir 18 Mayıs gününde ama bu sefer 82’de Amed’de darbe sofrası eli, dili, bedeni, kimliği tutuklanan ve zindanlara atılan Kurtayların ateşten bedenleri çığlık gibi yükselir. İradedir, kararlılıktır, özeleştiririnin ve devrimci duruşun ateşten heykeli gibidir Dörtler… Ve buna sebep biraz ateş rengidir Mayıs…

Her biri ayrı destanken tüm şehitlerin ve her düşündüğünde yüzünü gülümseyip yönünü mücadeleye çevirmenin en anlamlı sebepleri iken anılarına sahip çıkmak elzemdir. Hele ki demokratik ulus ve inşa sürecinin yaratıcısı Önder Apo’nun dinmek bilmeyen çabalarını, soluksuz emeğini tüm yakıcılığı ile görürken… Tüm  emekçilere, Denizlere , Mahirlere ve bıraktıkları mirasa sahip çıkmanın 78’den bu yana yeşeren fidesi PKK’nin militanları olarak, verilen her şahadete cevap olmanın ne anlama geldiğini bizler iyi bilmekteyiz. Parti ilanımızın Haki Karer’in nasıl anladıklarını, 14 Temmuz direnişinin hangi ruh ile yapıldığını tarihimizden bilmekteyiz. Şimdi yeni bir Mayıs ile buluşmaya hazırlanırken selamlamak gerekir Mayıs’ı. Mayıs kızıldan akan renklerle buluşmaysa aynı zamanda, selam olsun binlerce kez Mayıs’a…