KADININ SAVAŞTAKİ İRADESİ VE RENGİ

BAZÊN ZAGROSÊ DEVRİMCİ HAMLESİNDE YAPILAN ÖZGÜN EYLEMLER KADININ SAVAŞTAKİ İRADESİNİ VE RENGİNİ BİR KEZ DAHA ORTAYA KOYDU

Hêzil ÖZGÜR

Bazên Zagrosê Devrimci Hamlesi çerçevesinde büyük kahramanlıklar ile direnerek şehit düşen tüm arkadaşları saygıyla anıyorum. Düşmanın Medya Savunma Alanları üzerindeki saldırılarının amaçları çoğu kez değerlendirildi. Her şeyden önce uzun süreli bir saldırı konsepti ile karşı karşıya olduğumuz açıktır. Bu konsept çerçevesinde Kürt halkının tasfiye edilmesi ve Kürdistan topraklarının işgali hedefleniyor ve Başûrê Kurdistan topraklarında bu yönlü bir operasyon başlatılması da zaten bu amaca hizmet ediyor. Tabi sadece bununla sınırlı değil, düşmanın planlamaları daha kapsamlıdır. Irak topraklarına kadar girmek, Kerkük ve Musul gibi tarihte kendi sınırları içerisinde saydığı toprakları yeniden hakimiyetleri altına almak gibi planlamaları da var. AKP-MHP faşist ittifakının tek amacı gelip Medya Savunma Alanları’nı işgal etmek ve burada durmak değildir. Esas amaçlarına ulaşmaları için bu alanlarda direnen gerillaların mevzilerini önlerinden kaldırmaları gerekiyor. Bu yüzden ilk hedefledikleri alanlar da Medya Savunma Alanları oldu. Bu çerçeve kapsamında geçen yıllarda Xakurkê ve Heftanin alanlarında operasyon gerçekleştirdiler. Şimdi de Zap, Avaşîn ve Metîna alanlarına yoğunlaşan bir savaş var.

Türk ordusu bu operasyonun başında kısa bir sürede bu alanlara girip yerleşebileceğini düşündü. Fakat HPG ve YJA Star gerillaları olarak bizlerin de bu alanlardaki planlamalarımız geniş ve kapsamlıdır. Tüm düşman saldırılarına karşı vereceğimiz cevap ne olacak, nasıl bir direniş geliştirilecek soruları tüm ayrıntılarına kadar tartışılıp daha öncesinden değerlendirilmişti. Bu yüzden alanlarımıza dönük işgal saldırıları geliştiği zaman arkadaşlar direk planladıkları direniş pozisyonunu aldılar. Türk ordusu özellikle savaş tünellerinde verilen mücadele karşısında böyle tıkanma yaşayacağını tahmin etmedi ve kısa bir sürede burada egemenlik kuracağını, PKK’yi bu topraklardan çıkaracağını düşündü. Fakat Ankara’daki hesap Zagros’takine uymadı. Her şeyden önce ellerindeki tekniğe çok fazla güvendiler ve bu tekniğe olan güvenleri üzerinden işgal propagandaları yaptılar.

HPG olarak daha öncesinde de yeniden yapılanma çerçevesinde bu tekniğe karşı nasıl tedbir alacağımızı tartışıp, uygulamaya koymuştuk. Coğrafyayı nasıl kullanacağız, mevzilerde ve yeraltı tünellerinde nasıl savaşacağız, bunlar üzerine ayrıntılı tartışmalar yürütülmüş ve gerekli hazırlıklar yapılmıştı. Bu yüzden Türk ordusu özellikle ilk on gün içerisinde çok yoğun teknik kullanmasına rağmen duvara çarpıp geri savrulmaktan beter oldu. Türk ordusunun Medya Savunma Alanları’na karşı kullandığı tekniği belki de şimdiye kadar hiçbir devlet başka bir devlet karşısında dahi kullanmamıştır. Buna rağmen arkadaşların gösterdiği direniş düşmanın bu saldırılarını kırdı ve boşa çıkardı. Düşmanın yönelimlerini elbette hafife almıyoruz, ciddi bir yönelim var ve bu tekniğe karşı böyle bir direniş gösterebilmek gerçekten de sıradan ve kolay bir şey değil. Kimse de bunu böyle sıradan ele almamalı. Bu, sadece ‘uçaklar gelip vuruyor, arkadaşlar da kendilerini koruyor’ gibi bir durumdan ibaret değil. NATO’nun Türk devletine sunduğu teknik en gelişmiş savaş teknolojisidir. Biz bugün Kürdistan’da bu tekniğe karşı savaşıyoruz. Bu yüzden bugün Medya Savunma Alanları’nda verilen savaş sıradan bir savaş değildir.

Türk ordusunun Genelkurmay başkanlığı da bazen çıkıp bizim şehadetlerimiz hakkında bilançolar veriyor. Bunların gerçekle hiçbir ilgisi yoktur. Operasyon sürecinde mevzi olarak konumlandıkları yer Mamreşo, Tepê Silêman, Tepê Sor, Zap alanında da Kela Bêdewê ve Küçük Cilo alanıdır. Esasta en yoğunluklu savaş da bu alanlarda yürütüldü. Doğru, Türk askerleri şimdi bu alanlardadır fakat arkadaşlar da şimdi bu alanlarda yer alıyor. Mesela biz Tepê Sor’u bırakmadık, arkadaşlar hala oradadır. Yine Cilo aynı şekildedir. Düşman da orada ama biz de oradayız. Her gün bu alanlarda gerçekleştirilen eylemlerden de arkadaşların orada olduğu anlaşılıyor zaten. Aynı zamanda yine Werxelê alanında arkadaşlar üç aydır savaş tünellerinde direniyorlar. Werxelê’yi bir bütünen direniş alanı haline getirdiler. Ayrıca bu savaş yalnızca savaş tünellerinde yürütülmüyor. Düşman sanki bizi bu tünellerin içinde mahkum bırakmış gibi bir algı yaratmaya çalışıyor, fakat bu doğru değildir. Farklı branşlara sahip olan arkadaşlar da arazi birimlerinde savaşmaya devam ediyorlar. Bu belirttiğimiz hatlarda düşmanın gerçekten ciddi tıkanmaları var. Ne ileri gelebiliyor ne de geri gidebiliyor. Geri giderse zaten yenilgisini tamamen kabul etmiş olacak ve her şeyini toplayıp buradan gidecek. Ama öte yandan ilerleme cesaretini de gösteremiyor ve bu şekilde orada sıkışmış durumdadır.

Şimdi düşmanın buradaki yönelimi nedir, nasıldır? Ciddi tıkanma yaşadığı için, tünellere giremediği için istinasız her gün orada bulunan arkadaşların üzerine çeşit çeşit gaz ve kimyasal silah kullanıyor. Şimdi tek yaptıkları tünellerin üzerine gidip içeri gaz atmak ve patlama gerçekleştirmek. Fakat arkadaşlar hala düşmanı vurmaya devam ediyorlar. Çaresiz kaldığı için de tekrardan ellerindeki tekniği öne çıkartıyorlar. Sürekli hava saldırıları gerçekleştirip, bu alanlardaki yenilgisini örtbas etmeye çalışıyor. Bu, onların kendi halklarına söylediği en büyük yalandır. Gerilla olarak biz düşmanın elindeki bu tekniği boşa çıkartmak için birçok değişikliğe gittik. Bu teknik yüzünden şehadetler yaşansa da bu, düşmanın elindeki tekniğin çok güçlü olmasından değil, yaşanan eksikliklerden kaynaklıdır. Düşman keşif uçaklarından kaynaklı kafamızı kaldıramadığımızı iddia ediyor. Fakat gerçekte bu keşif uçakları olmadan bir adım dahi atamayan Türk askerlerinin kendisidir. Bir askerin yirmi otuz metrelik bir yolu yürüyebilmesi için üzerinde en az üç-dört keşif uçağının olması lazım. Bu, onların zayıflığını gösteriyor. Çünkü onların askerleri bizim arkadaşlarımızın iradesi karşısında savaşabilecek güce sahip değildir.

Aynı zamanda Zagroslar gerçekten bu askerleri içinde kabul etmiyor. Zagros dağları Reşitlerin, Rojinlerin, Serhatların yeridir. Gerillanın yeri, gerillanın yuvasıdır. Ancak gerilla Zagroslar gibi sarp dağlarda direnebilir. Türk askerleri şimdi gerçekten Zap ve Avaşîn alanında perişan haldedir. Alanda bulunan arkadaşlar askerlerin artık sıcaktan kaynaklı bu araziye tahammül edemediklerini ve askeri elbiselerini dahi üzerinden attıklarını söylüyor. Ayrıca ağaçların altından ayrılamıyorlar ve bulundukları alanın etrafını kameralarla, köpeklerle doldurup bu şekilde güvenliklerini alıyorlar. Tüm bu koruma kalkanlarına rağmen arkadaşlarımız onların yanına, o altında oturdukları ağacın yanına gidip askerleri vurabiliyorlar ve tüm bu eylemlerin görüntüleri elimizde var.

Her şeyden önce Kürdistan Özgürlük Gerillaları inancını halkından, ideolojisinden, Önderliğinden ve şehitlerinden alıyor ve toprağına bağlıdır. Şimdiye kadar Kürt halkına yapılan zulüm ve haksızlık artık gerçekten tahammül edemeyeceğimiz bir düzeye geldi. Çünkü herkes özgür bir ülkede yaşamayı bir hak olarak görür, fakat Kürt halkına bu hak tanınmıyor. Bu, çok büyük bir adaletsizlik. Tüm hegemon devletler Kürt halkı bir statüye ulaşamasın diye var güçleriyle iş birliği yapıyorlar ve Kürt halkını tarih sayfalarının arasında kaybetmek istiyorlar. Biz, artık bu yaptırımları kabul edemeyeceğimiz bir çağdayız. Kürt halkı artık özgürlükten başka bir şeyi kabul edemez. Biz, Kürdistan gerillaları olarak bu ideoloji üzerinden eğitim gördük ve bu özgür yaşamın, özgür bir ülkenin aşıklarıyız. Hepimiz tüm yaşamımızı bunun için feda ettik. Kürt halkının yüz yüze kaldığı haksızlığı hiçbirimizin yüreği ve beyni kabul etmiyor. Bugün savaşın ortasında, bu bombardımanların içinde, o uçakların altında eşsiz bir iradeyle direniyoruz. Tek bir arkadaş bile en ufak bir tereddüt ya da korku yaşamadan düşmanın üzerine gidiyor. Eğer özgür yaşam inancı ve aşkı olmazsa hiç kimse bu kadar direnemez. Bizi ayakta tutan, bizi bu kadar büyük kin ve nefretle düşmanın üzerine götüren ve darbe vurmamızı sağlayan ve bizi her gün biraz daha zafere yaklaştıran bu gerçekliktir.

Mesela arkadaşlar her eylem yaptığında Türk ordusunun komutanları alandaki askerlerini Skorsky helikopterleri ile değiştiriyorlar. Çünkü psikolojileri bozuluyor ve direnemiyorlar. Çünkü ya evlidir ya çocuğu vardır, bekleyenleri vardır. Her askeri biraz para ile ikna edip alana getiriyorlar, zaten o asker de gerillanın eylemleri karşısında psikolojisini yitiriyor. Çünkü inanç yok, yani bu askerler gerillanın iradesi karşısında gerçekten hiçbir şey ifade etmiyor. Son süreçte de Türk askerleri savaş tünellerindeki yoldaşlarımızı teslim almak için eline mikrofon alıp 24 saat o tünellerin etrafında dönüp çağrı yapıyorlar. Düştükleri durum budur. Tünellerdeki arkadaşlarımız da onlara teslimiyet çağrısı yapıyorlar, olması gereken de budur. Çünkü onlar bizim topraklarımıza, evimize geldiler. Onların gelip teslim olması gerekiyor. Bizim çizgimizde, ideolojimizde ve inancımızda teslimiyet yoktur, her zaman direniş vardır ve PKK bu direniş geleneğiyle bugünlere kadar geldi. Sadece direniş değil, intikam ve zafer ruhu da çok büyüktür. Biz şimdi bu tünellerde sadece direnmiyoruz, aynı zamanda şehit arkadaşlarımızın intikamını da alıyoruz. Bin yıllardır halkımıza yapılan haksızlığın intikamını alıyoruz. Bu yüzden teslim olması gereken onlardır. Eğer kararsızlarsa, eğer direnemiyorlarsa gelip teslim olsunlar.

Devrimci Halk Savaşı çerçevesinde Demokratik Modernite Gerillacılığı’nın geliştirilmesini YJA Star gerillaları olarak yoğun tartıştık. Şimdiye kadar uzanan bir savaş mirasımız ve binlerce kadın şehidimiz var. Tarihimiz direnişle doludur ve belli bir ordulaşma düzeyi de açığa çıktı. Özellikle Heftanin’de, Zagroslar’da, Metîna’da kadın arkadaşların öncülüğü çok belirgindir. İdeolojik, örgütsel, askeri anlamda, silahlar ve coğrafya üzerinde hakimiyetten tutalım da taktik hakimiyete kadar YJA Star güçleri olarak tüm eksikliklere rağmen Demokratik Modernite Gerillacılığının uygulayıcısı olma iddiası kadın arkadaşların şahsında açığa çıktı diyebiliriz. Kadın arkadaşlar gerçekleştirilen tüm eylemlerde yerlerini aldılar ve öncülük ettiler. Aynı zamanda birçok özgün eylem gerçekleştirildi. Ağır silahlardan tutalım suikast eylemlerine kadar, sabotaj ve saldırı eylemlerinde çok büyük bir cesaret ve fedailik açığa çıktı. Mesela bazı kadın arkadaşlar var, uzun bir süredir savaş ortamındalar, biz bu arkadaşları biraz geriye çekip dinlenmelerini istesek de o arkadaşlar savaş alanlarından gelmemek için kendilerini dayatıyorlar. Bu savaşın imkansızlıkları ve zorlukları gerçekten çok fazla olmasına rağmen kadın olarak bu koşullar içerisinde öncülük etmek ve savaşmak arkadaşlarımızın ulaştığı inanç düzeyini gösteriyor. Bazên Zagrosê Devrimci Hamlesi çerçevesinde gerçekleştirilen eylemlerde Zap’tan tutalım da Avaşîn, Xakurkê ve Gever’e kadar kadın arkadaşların çok etkili eylemsellikleri açığa çıktı.

Operasyonun başlatıldığı gece birçok kadın arkadaş en ön cephelerde, silahlarının üstündeydiler. Mesela Zap alanına bağlı T harfi bölgesinde Delal Dilxweş ve Viyan Botan arkadaşlar düşmanın orada indirme yapmasına izin vermediler. Düşmana ilk müdahale eden arkadaşlar onlardı. Avaşîn’e bağlı Şehit Dilgeş alanında Ekin Tilora yoldaş ve beraberindeki arkadaşlar düşmanın indirme yapmasına engel oldular. Örneğin Mamreşo direnişinde yer alan Sarya ve Ruken yoldaşların zılgıtları bugüne kadar da hala kulaklarımızdan gitmedi. Zılgıtlarla savaşıyorlardı. Bazên Zagrosê hamlesinde eylemlerde kadın arkadaşların renginin açığa çıktığını söyleyebiliriz. Gerçekten kadın arkadaşların hem savaş ortamında hem de yaşamda açığa çıkardığı fedakarlıklardan öyle kolay bahsedemeyiz.

Bugün özellikle toplum içerisinde kadına karşı çok ciddi saldırılar var. Özellikle hem ulusumuzun, ülkemizin üzerinde hem de kadın kimliğimiz üzerinde düşmanın çok farklı oyunları var. Biz tüm bunlardan alınacak intikamın gücüyüz. Eğer onlar bizim topraklarımıza kadar gelmişlerse mutlaka tüm bu yaptırımların intikamı alınacak. Mesela Mamreşo direnişinde Sarya yoldaşımız şehit düşmüş olmasına rağmen cenazesiyle oynadılar. Biz, asla unutmayacağız! YJA Star güçleri olarak eğer bunu unutursak, bunu ihanet sayacağız. Ve yaşanan bu olayların intikamını bugün savaş sahasında düşmandan alıyoruz.

Kadın olarak verdiğimiz savaşın bu sistemin ve egemen erkek zihniyetinin değiştirilmesinde çok büyük rol oynayacağına inanıyoruz. Askeri bir güç olarak ülkemizi ve ulusumuzu korumamız kadar aynı zamanda kadınları ve kendi kimliğimizi koruma gücüyüz. Binyıllardır bu dünya erkek egemen zihniyetin emri altında yürütülüyor, biz de bu çağda bunu değiştirme iddiasını taşıyoruz. Kadın arkadaşların bu iddia ile yürüttüğü savaşın içerisinde büyük bir taktik yaratıcılık, hakimiyet ve cesaret de vardır. Örneğin Viyan arkadaş Avaşîn alanında şehadete ulaştı. Heval Viyan ağır silahçıydı. Gerçekten Viyan yoldaşın savaş sürecindeki katılımını ne kadar anlatsak da gerçek anlamda hakkını veremeyiz. Heval Viyan doçka silahından katyuşaya, havan silahından BKC’ye bir an bile durmadan düşmana darbe vurmak için koşturdu. Gerçekten de bu kadar büyük bir cesaretle, böylesi bir inançla Avaşîn alanında destan yazdı. Aynı zamanda Zap alanında Melsa Derik, Ronahî Xelîl yoldaşlar yine böyleydi. Melsa arkadaş çok büyük bir aşkla ve kendi ısrarıyla o alana gitmişti. Yaralı olmasına rağmen son an’a kadar da savaştı ve teslim olmadı. 7 düşman askerini öldürüp üzerine gittiler. Heval Melsa da öyle bir arkadaştı, nerede bir zorluk varsa oraya gitmek için öneri yapıyordu.

Kadın arkadaşlarda bu gerçekten de başlıca bir özelliktir. Savaşın en ön cephelerine gitmek için sürekli öneri yapan arkadaşlar bu süreçte gerçekten komutanlarını da çok zorladılar. Bu sıradan bir şey değildir. Kürt kadınının iradesi toplumda da dağda da zirveye ulaştı ve zaferi getirecek olan da bu iradedir. YJA Star gerillaları başından beri bu şekilde katılıyor ve fedaice katılımları şimdiye kadar da devam ediyor. Mesela en son Gever alanında çok küçük bir kadın gerilla timimiz gidip eylem gerçekleştirdi ve birçok düşman askeri cezalandırıldı. Düşman direk o alana müdahale etti, çünkü başarılı bir eylemdi. Şimdiye kadar da her gün suikast taktiği ile, ağır silahlar ya da özel silahlar ile YJA Star eylemleri gerçekleştiriliyor. Tüm bunlar bu savaşın içerisinde kadının iradesini ve rengini ortaya koyuyor. YJA Star olarak üzerimize düşen tarihi sorumluluğun farkındayız. Bu sorumluluk ile tüm sahalarda rolümüzü oynayacağız.