YÜKSELEN ÇITA KORKU SALIYOR

 Nupelda Engin

kadin silahKorku nasıl bir şey diye düşünmeden edemiyor insan, gerillanın yükseltiği çıta karşısında ne konuşacağını bilmeyen kanyiyici devlet ve onun uzantılarını gördükçe.

Korku yükselen çıtaya kendini katarak, kendilerini yükselen çıtanın kendisi yaparak, fedaice ve onurluca şehit düşen yoldaşların onurlu gerçeği karşısında yaşanmakta.

 

 Şehadete giden her özgür ruhlu can, yükselen çıtanın kendisi olmakta. Bu denli büyük ve ulaşılamaz ayrıca tarifi zor olan feda oluşun kendisi olan şehit yoldaşlar; kendilerini Önderliğin yükselttiği çıtanın kendisi haline getirmekte.

Korku bu çıtaya karşı yaşanıyor. Korku bu çıtanın kendisi olan insanlık güzeli fedai yoldaşlarımızın vuruşları karşısında yaşanmakta. Kim ne derse desin asıl iman sahibi, asıl doğru duruşun sahibi onlar. Bu Önderlik bizim ve biz de onun militanlarıyız diyenlerin en katıksız bir şekilde onu savunma biçimini uyguladılar. Korku bu katıksız sevgiye karşı yaşanmakta; korku bu katıksız sevginin sahiplerinin vuruşu karşısında cayır cayır yaşanmaktadır.

Kirlenen, tücarlaşan, alım-satım haline getirilen ramazana, oruça dair her şey, her üsulde bu görkemli yürüyüşler karşısında aslında temizlenip tekrar kendi özüne dönüyor. Bu kadar yalan, işkence, Önderliğimiz tecrit altındayken en temel varolma hakkına işlerlik kazandırıyorlar. Bu kadar kanın üzerinde tutulacak orucun bu fedaice duruş olduğunu herkesi titretircesine söylüyorlar.

Devrimci operasyonda her bir şehadet unutulmaz bir cığlık ve böyle düşen her bir yoldaş zalimi titretiyor, konuşamaz hale getiriyor ki bu yüzden ancak yazılı açıklamalar yapabiliyorlar. Zaten doğruluk hakkına konuşacak hiç bir şeyleri de kalmamıştı. O yüzden yoldaşlarımız yaptıkları devrimci operasyon ile onların elinden bunu da aldılar. Bu onları ne kadar yüreklerinden vurduğunun ispatı, bu ise göze görüneni sadece.

Asıl korku ölen asker sayısı, bombalanan mevzinin sayısı da değil. Vuranların vuruş tarzı, baskın yapanların amansızca kendi değerlerini savunmadaki amansız, heybetli, olağanüstü cesaretleridir. Korkuyu salan bu eyleme giden yoldaşların Önderliğine ve şehitlerine karşı olan bağlılığının doğan bir güneş kadar net bir şekilde görülmesidir.

Öyle vuruyorlar ki öyle giriyolar ki içine içine düşmanın Apocu kişilik biziz biziz, bizi yenemezsiniz. Bu yüreği yenemezsiniz. Bu yüreğe ulaşamazsınız çünkü hiç bir çıkara bulaşmamış yürek sahibidir onlar. Çünkü gözlerini Önderliğinden bir an bile ayırmamış, gözlerini şehit yoldaşların ardılı olmaktan bir an bile ayırmamış dürüst yürek sahibidir onlar. Onlar ki şehadet çizgisine en onurluca sahip çıkmaya adanmış akıl ve düş sahibiydiler.

Korkuyorlar ve korkularında en kazançlı çıkan da yalanın kendisi oluyor. Ve yalanlarına biraz içerik katmak için bu yalanları teorileştiriyorlar ama ne iş ki yüzleri bile kızarmıyor bu mübarek ramazanda. Oysa ki Apocu yaşamda korkaklık ve yalan yenilmek zorundadır. Ve Apocu yaşam kendini aşan insanın kendini adamaya hazır insanın öyküsüdür. Asıl teoriler kendini gerçekleştirerek söylenir. Ve böyle gerçekleşene doğru yürümek teorinin özü olmaktadır. Ve her zaman yaşam klavuzumuz en somut haliyle ONLAR olmaktadır. Çünkü bu güçlerini en yalın en sade bir biçimde Önderlik Gerçeğinden alırlar.

O yüzden “biz bağlıyız”, “Önder Aposuz asla” dedik ve “böyleyiz” diyenin ve böyle yaşayanın kendisini ifade etmesidir tepede yapılan fedai eylem. Fedailik yalansızlıktır çünkü. Bu yalansızlıktandır düşmanın asıl korkuları, bu yalansızlık dehşet saçıyor tüm adiliklere Önderliğimizin üstüne gitmeye çalışanlara.

Korku öyle bir psikoloji ki düştüğü yeri için için yer, bunun azabı sonucu başlayan şaşkınlık, paniklik, benizin atması, soluğun kesilmesi, ağız kenarlarının kuruması ve çürümüşlük de çabası. Korkunun olduğu yerde herşey konuşulur da lakin doğru konuşulamaz. Ramazanın bile kutsallığı yetmez onu aştırmaya çünkü doğası gereği yalancı olmak, inkarcı olmak ve saldırmak zorundadır.

Kendi insan olma, kadın olma, özgür bir halk olma savaşımımızı, yenileyerek verdiğimiz bir dönemden geçiyoruz. Bu dönemin yaratılması bu günlerin daha onurlu bir şekilde verilmesi ancak ve ancak şehit düşen arkadaşlarımız sayesinde oldu. Ve bu yolda amansız başarı temelinde çalışan militan gerçeklik karşısında oldu. Bu şehit yoldaşlarımız her yerde halkımızın onurlu ve görkemli karşılamasıyla toprağa verildi. Bu yoldaşlarımız herşeyimiz ve her anımız olarak bizler ile var oldular.

Bizler Önderlik gerçeğinin kendisinden de pek yaman bir şekilde biliyoruz ki şehit toprağa gömülmez, yüreğe gömülmez; şehide başarı temelinde büyük devrimci pratiklerle sahip çıkılır.

İçinden geçtiğimiz bu ağustos ayı da böylesi bir ay olmaktadır. Ağustos denince Agit akla gelir. Ve Önderlik büyük önderliksel yürüyüşü ile binlerce Agit yarattı bu topraklarda. Agit’in ardılları olarak büyük Botan Komutanı Erdallar, Dersim yolunda Beşiri ovasında şehit düşen Nucanlar, Dersim’de Agitçe desta yazan özverili Komutan Medeniler, Dersim’in özgün ve nadide Komutanı Tekoşinler, Garzan yolculuğunda 11 yoldaşı ile destan yazan Komutan Rozalar; sesi ile içimizdeki büyü olan Delilalar ve daha adını sayamayacağımız kadar çok olan biiinlerce onurlu yoldaşlar da bu ayın şehididir. Değişmeyen bir gerçek olarak bir Agit binlerce Agit olarak bu topraklarda yeşerdi. Ve halen yeşermeye devam ediyor.

Ve bizler de Ş. Arjin Garzan ve de Ş.Mahir Başkale adıyla yapılan Çelê Devrimci Operasyonunda şehit düşen her bir yoldaşımızı Agitlerin ardılları olarak tüm görkemliliğiyle selamlıyoruz. Ve şehitlerin sadece toprağa ve yüreklerimize gömemeyeceğimiz bir gerçek olduğunun bilinciyle yalan karşısında korkusuz, özverili, cesurca durmak isteyen tüm genç kadınları ve erkekleri dağlara çağırıyoruz.

Şehadet gerçeğine tüm benliğiyle kendini katmak isteyen, şehide sahip çıkmayı isteyen en temelde Onu yaşamak ve yaşatmak temelinde kendini katmak isteyen tüm Kürt gençlerini özgürlük dağlarına çağırıyoruz. Şehidi ve onun çizgisini, kimliğini, kişiliğini bir bütünen her nerde olursa olsun savunmaya ve bunu bir meşru savunma hakkı olarak uygulamaya çağırıyoruz. Bu savaşın engin tecrübeleri çerçevesinde kayıp nedenlerini anlayıp aşmaya çalışarak ve kazanımlarına da binlerce kez kendimizi katarak görkemlice büyütmeye çağırıyoruz.

Nupelda ENGİN