1 Haziran Hamle ruhu Delal ve Sorxwinler’in mücadeleyi zafere taşıma ruhudur

TEKOŞÎN TOPRAK

1haziranhamlesi site

1 Haziran Hamlesi mücadele tarihimizde önemli ve kritik bir dönemeci ifade etmektedir. Bu anlamda sürekli akılda tutulması, geleceğe ışık tutması açısından önemlidir. Geleceğini kazanmak, geçmişini doğru bilen ve gerekli dersleri çıkaranlarla mümkündür ki 1 Haziran Hamlesi de tarihimizde böyle önemle anlaşılması gereken bir dönemdir.

İkinci bir 15 Ağustos Hamlesi niteliğindedir. 1 Haziran Hamlesi devletlerarası komplo güçleri ve içimizdeki uzantılarının eliyle tasfiye edilmemiz çabalarına en güçlü, kuvvetli yanıtı veren hamle önemini taşımaktadır ve 1 Haziran Hamlesi Önderlikle yürüme, şehitlere, halka mücadele değerlerine bağlılık ve başarı çizgisinde zaferin iradesi, kararlılığı ve pratik tutumunun sembolü haline gelmiştir. Kuşkusuz bu tarihimizde onurla taşımamız, sevincini büyük yaşamamız ve kutlamamız gereken bir tarihtir. Bu vesile ile Önderliğimize, halkımıza ve tüm yoldaşlara bu hamle kutlu olsun diyoruz. Hamlenin şehitleri tarihe ivme kazandıran büyük şehitlerimiz olmaktadır. Bu yoldaşlarımızın duruşu, tutumu, katılım öncülüğü gelişmelerin akışına yön verme kabiliyeti ile tarihte hak ettiği yeri almıştır ve alacaktır. Bu yoldaşlar iyi tanınması, anlaşılması ve sürekli ölçü alınması gereken yoldaşlar olmaktadır. Bu çerçevede 1 Haziran Hamlesinde şahadete ulaşan Têkoşîn Dêrsîm, Rûken, Nûcan, Sorxwîn, Dîcle Efrîn, Gulbahar, Yıldız, Adıl, Munzur, Kurtay, Sılav, Serxwebûn, Şevger, Seyît Rıza, Diyar Rojhılat, Raperîn, Ferhat, Sîdar, Delal Amed, Mazlum Amed yoldaşlar başta olmak üzere tüm şehitlerimizi bir kez daha saygı ve minnetle anıyoruz.

1 Haziran Hamlesi “Olmaz, bu iş yürümez” diyenlere cevaptır

Kırk yılı aşan mücadelemiz önemli dönemeçlerden geçerek bugünlere ulaşırken yaşanan her dönem kendisiyle beraber büyük gelişmeler, devinimler ve dönüşümler yaratmıştır. Egemen zihniyet ve kurumlaşmanın bin yıllar öncesinden başlattığı ve günümüzde artık insanı etkilemedik hücresini bırakmayacak kadar çevreleyen bir sistem gerçekliğine karşı savaşıldığı için bu elbette çok çetin geçen bir mücadele ve direniş gerçekliğiyle yaratılmıştır. Her aşamasında yüzlerce bedel verilmiş, işkencelerden, darağaçlarından geçilmiş ve dönemlerine göre halkımız hep farklı fedakarlıklar sergilemek zorunda kalmıştır. Geçen süreç, kanla canla büyük fedakarlık ve emekle adeta ilmek ilmek dokunmuş, bugün Önderliğimizin yol göstericiliğinde adeta tüm dünya karşıya alınarak sürdürülen soluksuz bir mücadele seyri içerisine girilmiştir. Kimsenin Kürtler adına ayrı bir oluşum düşünmediği dönemlerde Kürdistan devrimcileri adı altında gruplaşılmış, tek bir yaprağın kımıldamadığı ve herkesin kendisini kuru bir ağaca benzettiği Kürdistan coğrafyasında örgütlenilmiş, partileşme gelişmiş, onur ve insanlık adına ne varsa yerle bir edilmeye çalışıldığı, Amed zindanlarında inadına insanlığın çığlığı olunmuş, geri dönüşün ölüm ve bitmek olarak lanse edildiği dönemlerde her şeye ve herkese karşı ordulaşılmış, tüm halk mücadele saflarına çekilmiş, serhıldan süreçleri yaşanmış ve sonuçta kimsenin ayağa kalkamayacağını düşündüğü bir gerçeklikten çıkılarak varlığının artık inkar edilemeyeceği bir sonuca ulaşılmıştır. Yaratılan bu sonuçla bugün yeni ve yine çok kimsenin gerçekleşmesine olanak vermediği olağanüstü bir devrim sürecini yaşıyor, kendi rengimizde ve kimliğimizde sürecek yeni bir yaşamın inşasını gerçekleştirecek mücadele düzeyini oluşturmaya çalışıyoruz.

1 Haziran Hamlesine esasında daha erken girilmesi gerekliliği söz konusuydu. Özellikle paradigma değişiminden sonra böylesi bir süreç içerisine girilmeye başlandı. Ancak yanılgılı ve yanlış algılardan, bilinçli çarpıtma ve tasfiyeci eğilimlerden dolayı uzun bir süre esas doğrultuya girmekte zorlandık. Çünkü özü kendi çözümümüzü, kendimizin gerçekleştirmesi esasına dayalı olan devrim süreci reformize edilmeye çalışılarak uzlaşı adı altında onlarca yıl süren mücadelenin kazanımları görmezden gelinmiş, adeta teslimiyet seyrinde süren yaklaşımlar gelişmiştir. On yıllardır karşısında savaşılan gerçeklik unutulmuş, düşman bilinci zayıflamış, sanki sürdürülen silahlı mücadele bir hata ya da onunla sonuç alınmaz mantığı üzerinden hareket tümden öz değerlerinden ve iradi duruşundan kopartılmaya çalışılmıştır. Böylelikle mücadele sistem güçlerinin denetimine girecek bir seyre çekilmek istenmiştir. Mücadele iradesi ve azmi kalmayan, yenilgiyi yaşayan tasfiyeci kesimler bilinçli olarak bu eğilimi geliştirirken önemli bir tahribat yaratmışlardır. “Olmaz ve bu iş yürümez” mantığının kırılmasının sonuçları bu şekilde mücadele çizgisine dayatılmak istenmiş, kendisini bağımsız iradi duruş ve özgür kişilikler yaratma üzerinden şekillendirmiş olan hareketimizin en temel özelliği yerle bir edilmeye çalışılmıştır. Mücadele azmi ve iddiasının zayıflatılmaya çalışıldığı ve birçok noktada bulanıklık ve farklı algıların geliştiği böylesi karmaşık bir ortamda, yine Önderliğin koşullarının çok zorlayıcı olduğu bir dönemde bir hamle süreci geliştirmek bu anlamda çok kolay gerçekleşmemiştir. Esas olarak koşullar silahlı mücadelenin başlama adımlarına denk düşmekteydi. O zamanda nasıl ‘Hakkâri’ye geçmek ölüm’ olarak ele alınıyor, hareketin radikal çizgiye girmesi engellenmeye çalışıyorsa benzer yaklaşımlar 2000’li yıllarda da kendisini göstermişti. Biçim ve kapsamı her ne kadar farklı olsa da özde dayatılan yaklaşım aynı olmaktaydı. İşte böylesi süreçlerde ilk adımı atmak ve başlamak kararını almak çok kolay olmamaktaydı. Bu anlamda atılan ilk adım bir halkın kaderini değiştirme özelliğinden tarihe mal oluyor, bir ruh tanımlanma biçimi ve karakter tayini olarak mücadelenin akışı boyunca ona yön veriyor ve şekillendiriyordu. 15 Ağustos Atılımının taşıdığı anlam buydu. 15 Ağustos’ta açığa çıkan kararlılık ve ruh mücadelemizin yenilmez, boyun eğmez ve radikal çizgisini ortaya koymuştur. Bu açıdan önemlidir. İnanılmazı ve imkansız görüleni olur kılmıştır. Dolayısıyla bunu gerçekleştirme iradesini ve gücünü gösterdiği için Egît duruşu öncü militan duruşun, PKK komuta duruşunun özü olmuştur.

1 Haziran Hamle ruhu Delaller’in, Nucanlar’ın, Yıldızlar’ın ruhudur

Önderliğimizin, “Beni seven kızlar yüzünü Botan’a, Dersim’e, Amed’e çevirsinler” çağrısı üzerine YJA Star güçleri olarak Önderliğimizin bu çağrısına büyük bir öncülük misyonuyla cevap verilmiştir. Bu hamlede en önde yüzünü tekrardan kuzey topraklarına çeviren büyük ve kahraman öncülerimiz Delal, Nucan, Dîcle ve daha nice arkadaş olmuştur. Onların sergilediği bu ruh bu gün Kürdistan Özgürlük Hareketimizin fedai duruş ruhu haline gelmiş ve devrettikleri bayrağı binlerce Delal, Nucan ve Dîcleler kaldırmış ve kaldırmaya da devam etmektedir. Bundan ötürü bugün özgürlük hareketimizin geldiği düzey dünya direnen halkları ve özelde kadınları tarafından büyük bir hayranlık ve saygıyla karşılanmaktadır. Ve bundandır ki bugün kadınların yaratımları, değerleri, geliştirdikleri mücadele ve sergiledikleri özgürlük ruhuna hunharca saldırılmaktadır. Dünya direnen halkları, bütün kadınları kendi öz savunma gücü olarak kabul etti ve mücadelelerinde yol gösterici olarak kabul etti YJA Star güçleri olarak bizler saldırıların yoğunlaştığı bu dönemde daha çok dönem görevlerimize sarılarak mücadelemizi zaferle taçlandırarak onların miraslarına sahip çıkmalıyız.

1 Haziran Hamlesi Atılım ruhuyla devrimci görevlerimize sarılmalıyız

Bugün AKP-MHP faşist güruhları şahsında zirve kazanan faşizm insanlık adına, sosyalizm ve hakikat uğrana mücadele eden toplumun bütün kesimlerini hedef almaktadır. İnkar ve imha siyasetini legal sahada siyaseti engelleyerek, Kürdistan da halkı sindirme politikalarıyla, Kürdistan dağlarında milyonlarca dolarlık ihraç savaş tekniği ile gerillaya darbe vurmaya çalışarak ve en önemlisi de İmralı’da tecrit sistemini gün geçtikçe ağırlaştırarak Önderliğimiz şahsında diz çöktürme planını hayata geçirmek isteyerek imha ve inkar siyasetini yaşamın her alanına taşırmak ve derinleştirmek istemektedir. Çöküş aşamasına gelen ve kendi bitişini izlemek zorunda olan AKP –MHP çete hükümeti istediği sonucu alamayınca Efrîn işgaliyle bu çöküşü geciktirmek istemiş olsa da sergilenen direniş karşısında büyük bir şok yaşamış ve ağır sonuçlarla karşılaşmıştır. Gerçekleştirilen bu saldırıları boşa çıkarmak için daha fazla örgütlü, disiplinli, tarzı, tempoyu arttırmak bunu zamanın ruhuna göre gerillacılığı bulunduğu her alan ve mekanda büyüten, profesyonelliği yakalayan ve yaşayan tarzı tutturmalıyız.

Dolayısıyla gelişmeler karşısında her şeyden önce HPG ve YJA-Star güçleri olarak hazırlıklı olabilmeli, düşmanın tüm saldırılarını boşa çıkartabilmeliyiz. Önderliğimize, halkınıza, örgütümüze ve tüm değerlerimize yapılan yönelimlere karşı topyekun cevap olma, bir fiil saldırı halindeki düşman güçlerine etkili darbe vurma dönem görevimizdir. Bu temelde HPG ve YJA –Star güçleri olarak görev ve sorumluluklarımıza sahip çıkarak, özgürlük mücadelemizin başarısı için misyonumuzu yerine getirmede her zamankinden daha fazla hassas, duyarlı, tedbirli ve katılımcı olabilmeliyiz.

Önümüzdeki süreci haziran ayının sıcaklığıyla karşılamak ve haziran ayında şehit düşen üç büyük şehidimizi anmak ve onlara layık olmak hepimizin boyun borcudur. Haziranın büyük şehitleri olan Zîlan, Sema ve Gulan yoldaşlarımız mücadeleleriyle büyük bir destan yazmışlardır. Kararlı, iddialı yürüyüşleriyle, özgürlük mücadelemizin emsalsiz direniş abideleri, Önder APO’nun özgürleşen kızları olmuşlardır. Her üç yoldaşımızın da aynı ay içerisinde şehadete ulaşmaları, Kürt ve kadın özgürlük tarihinde haziran ayına daha farklı bir anlam biçmemize de yol açmaktadır. Haziran, kendi sıcaklığı dışında onların da sıcaklığını taşımaktadır. Dolayısıyla Zîlanlar’ın, Semalar’ın ve Gulanlar’ın kendilerini adamanın bilincine ulaşmak ve onlara layık olmak onları anlamaktan ve yaşamaktan geçer. Onlar, 30 Haziran, 17 Haziran ve 7 Haziran’ı anlamakla, anmanın anlamlı olacağını eylemleriyle göstermişlerdir. Bu anlamda bize düşen onların mücadelelerine sıkı sıkıya sarılmak ve başarısı için ne gerekiyorsa hiçbir tereddüde yer vermeden gerekeni yapmaktır. Ancak bu biçimde onlara layık olabilir, onları yaşamsallaştırabiliriz.