Kobanê Özgürlük Hamlesi

NORŞÎN CUDÎ

26 Ocak tarihinden bu yana Kobanê zaferinin büyük heyecan ve coşkusunu yaşıyoruz. Gerçekten de Kürt halkı, dünya halkları adına Kobanê’de gerçekleştirilen başarıyı tarihi bir başarı olarak görüyoruz. Egemen güçlerin kendilerince oturtmaya çalıştığı sistemin ve yaratılan dengelerin

bozulması kuşkusuz basit bir durum değildir. Bu yüzden de yaşanan bu başarı, kahramanca ve direngen duruş karşısında duygularımızı nasıl ifade edebileceğimizi bilmiyoruz. Özgürlük Hareketimiz üzerinde birçok oyunun oynanmaya çalışıldığı böylesi bir dönemde bu şekilde bir başarıyı elde etmek kuşkusuz çok önemlidir. Bugün tüm dünya zaferi konuşmaktadır. Kobanê’deki YPG-YPJ savaşçıları, Bakur, Başur, Rojhilat ve Rojava’daki halkımız günlerce süren bir direniş içerisindeydiler. Bu tarihi direnişte yüzlerce yoldaşımız şahadete ulaştı. En başta bu görkemli direnişte kahramanca şahadete ulaşan bu yoldaşlarımızı saygıyla anıyoruz.

 

 

 

Kuşkusuz yüz otuz üç gün boyunca destansı bir direniş yaşandı. Belki Kobanê küçük bir yerleşim birimiydi fakat bu durum onun tarihin sayfalarına büyük bir zaferle girmesine engel olmadı. Bu kahramanlığın, iradenin ve görkemli direnişin kaynağı hiç şüphesiz Önder Apo’nun felsefesi ve ideolojisidir. Böylesi bir Önderliğin yarattığı özgürlük hareketinin içinde yer almak bizler için çok büyük bir şanstır. Bugün bizler sadece bir alanda değil Kürdistan’ın dört parçasında, Kobanê’de, Şengal’de, Kerkük’te, Hewler’de örgütlemiş durumdayız. Hangi koşul ve mekanda olursa olsun DAIŞ faşizmine karşı direniş sergiledik. Tüm dünya da buna tanıklık etti. Belki Kürdistan’ın her yeri direniş halindeydi ama Kobanê’de bu zirveleşti. Bugün PKK’ye düşmanlık eden, PKK’yi terörist olarak gören birçok kesime kimin terörist olduğu, kimin insanlığın özgürlüğü ve demokrasisi için savaştığı, mücadele ettiği kanıtlanmıştır.

Kobanê’de savaşın başladığı günden bugüne kadar, büyük bir DAIŞ’e karşı birebir savaş içinde olduk ama hiçbir zaman savaştığımız gücün yalnızca DAIŞ olduğunu düşünmedik. DAIŞ yalnızca saldırıların ve katliamların tetikçisi ve fiziksel olarak görünen kısmıydı. Biliyoruz ki bugün dünyada yaşanan bir kaos ve kriz var. Sistemin içine girdiği bu kriz ile birlikte bir denge savaşı söz konusu ve bu denge savaşı Kürdistan toprakları ve Kürt halkı üzerinden geliştirmek isteniyordu. Bunu da DAIŞ faşist örgütünün eliyle yapmayı planladılar. Onlara göre DAIŞ yoluyla tarihin en büyük direniş gücü yok edilebilinecek ve insanlığa darbe vurulabilinecekti. Yaptıkları hesap tutmadı ve boşa çıktılar.  

 

Kobanê’de yenilgiye uğrayan yalnızca DAIŞ değildir

Kobanê’de günlerce süren direnişten sonra yenilgiye uğrayan yalnızca DAIŞ değildir. Asıl yenilgiye uğrayan, hiçbir insan hukuku tanımayan, insanlıktan çıkmış, erkek egemen devletçi sistemdir. Kürdistan tarihinde, bu topraklar üzerinde çok büyük savaşlar yaşanmıştır. Kürt toprakları her zaman bir istila merkezi olmuştur. Kobanê’de yaşananlar da bunun bir devamıdır. Nasıl ki tarihimizde bu tür yönelimlere karşı görkemli direnişler ve kahramanlıklar olmuşsa, bugün Kobanê’de de binlerce yiğit Kürt kızı ve oğlu direnmiş ve hiç kimsenin beklemediği bir zaferi Kürt halkına yaşatmışlardır. Kahramanlık ve yiğitlik aslında Kürt halkının binlerce yıl süren bir geleneği ve kültürüdür. Böylesi bir kültüre sahip olmanın elbette ki çok ağır bedelleri de olacaktır; olmuştur. Biz Kürt halkının özgürlüğünü hedefledik ve bunun da kolay olmadığını biliyorduk. Çünkü hiçbir zaman özgürlük kolay bir şey olmamış, bedelleri her zaman çok ağır olmuştur.

Kobanê’de verdiğimiz bedel de öyle basit bir bedel değildi. Bu savaşta yüzlerce yiğit, değerli, kahraman insan şahadete ulaştı. Onlar kendilerini özgürlüğe adamış, özgürlük savaşından bir an bile vazgeçmemiş, kendilerini insanlığın özgürlüğü için feda etmiş güzel insanlardı. Tüm insanlık bugün Kobanê’deki kahramanlığa tanıklık etmektedir. Herkes biliyordu ki, eğer Kobanê düşürse insanlık düşecek, insan olmaya dair ne varsa kaybedecekti. Bu toprakların binlerce yıllık bir direniş kültürü vardı; Mezopotamya halkları kendilerin bu direniş kültürü üzerinden var etmişlerdi. Eğer Kobanê düşseydi, bu durumda binlerce yılın direniş kültürü de yenilgiye uğrayacaktı. Bu yüzden halkımız ve diğer tüm halklar Kobanê etrafında kenetlendi, tek yürek olup Kobanê ile birleştiler. Kobanê’ye destek olan güçler ise büyük bir hüsran yaşadılar. Yaşanan bu durum onların tüm hedeflerini alt üst etti. Kürt Özgürlük Hareketi bir kere daha zaferini ilan etmiş, onlar da buna bir kere daha tanıklık etmek zorunda kalmışlardı.

 

Kobanê’de kazanan PKK’nin yarattığı direniş ruhudur

Biz bu başarı ile çok büyük bir moral aldık ama unutmamak gerekir ki, yüzlerce güzel insanı da bu zafere ulaşana kadar şehit verdik. Başta YPG-YPJ savaşçıları olmak üzere halkımızdan da birçok insan bu direniş sürecinde şahadete ulaştı. Onların verdiği emek ve bedel sadece Kobanê için değil tüm Kürdistan için büyük kazanımlara dönüştü. Belki bizim egemen devletler gibi silahlarımız olmayacak ve bunlarla savaşmayacağız ama zihinsel, ideolojik ve politik anlamda büyük kazanımlarımız var; bu noktada hepsinden daha zengin olduğumuz bir gerçektir. PKK’nin onlarca yıldır Kürdistan başta olmak üzere Ortadoğu ve tüm dünyada kendisini gösteren bir büyümesi var; bu büyüme kendisiyle bir ruhta yaratmıştır. İşte Kobanê’de kazanan PKK’nin yarattığı direniş ruhudur. Bu yüzden de bugün kendisine;   “ben demokratım, insan haklarını savunuyorum, sosyalistim” diyen birçok kesim bu ruhtan etkilenmekte, elde edilen bu zaferden büyük güç almaktadırlar.

Kobanê’de yaklaşık yüz otuz üç gün hiç aralıksız bir direniş vardı ve koşullar çok zorluydu ama başta YPG-YPJ savaşçıları olmak üzere tüm halkımız büyük bir direngenlik gösterip irade savaşı verdiler. Bir an için bile olsa bundan vazgeçmediler. Çok büyük yönelimler söz konusuydu. Çünkü DAIŞ’in elinde çok önemli silahlar ve teknik bulunuyordu. Bunun yanı sıra çok ciddi bir özel savaş söz konusuydu. Yenilgimizi isteyen güçler amansız bir özel savaş yürütüyordu. Buna rağmen arkadaşlarımız kendilerinden, yarattıkları direniş geleneğinden bir adım bile geriye atmadılar, hiçbir şekilde umutlarını yitirmediler. Başarıyı sağlayan da esasında bu umut ve ruhtur. Bugün tüm güçler bir araya gelmiş DAİŞ’i yok etmeye çalışıyor ama başaramıyor. Başarılı olan tek güç PKK’dir. PKK’nin yarattığı direniş kültürüdür.

 

Kobanê’nin başarısı egemen güçlerin yenilgisidir

Tüm halklar zaferi hak eder ama Kürt halkı bunu çoktan hak etmiştir. Çünkü Önder Apo yıllardır bu zaferin yaşanması için amansız mücadele etmiş, hareketimiz ve halkımız bu uğurda büyük bedeller vermiş, gece gündüz bu zaferin elde edilmesi için savaşmışlardır. Önderliğimizin amacı yalnızca Kürdistan ve Kürt halkını özgürleştirmek değildi. Önderliğimizin ideolojisi ve felsefesi daha evrenseldir ve tüm halkların özgürlüğünü hedeflemektedir. Bu yüzden Kobanê’nin özgürleşmesi, insanlığın da özgürleşmesidir. Tüm dünya halkları için bir umuttur Kobanê. Çünkü egemen devletler, halkları öyle bir düzeye getirmiştir ki, artık hiçbir halk kendisini tam olarak özgür hissedememekte, kendisini egemen güçlere muhtaç görmektedir. Kobanê bunun böyle olmadığını kanıtladı. Bu anlamda Kobanê evrensel bir özgürlüğün simgesidir.  

Kapitalist modernite tüm halkları kendine muhtaç etmeye çalışmakta, açlıkla, yoksullukla terbiye etmekte, insanları adeta bir robot yığınına dönüştürmeye uğraşmaktadır. Yaşamın anlamsızlaşması için elinden geleni yapmakta; insanları değerlerden uzaklaştırmakta, büyük bir boşluğa düşürmektedir. Kürt Özgürlük Mücadelesi ve halkı yarattığı mücadele ile bunların hepsini boşa çıkartmıştır. Kobanê’nin başarısı egemen güçlerin yenilgisidir. İdeolojilerinin ve yarattıkları felsefenin yenilgisiydi. Bu güçlerin hepsinin Ortadoğu ve Kürdistan üzerinde birçok planlaması vardı ama bu planlamaların ve dengelerin tüm boşa çıkmıştır. Kürt halkının iradesin kırmak istediler, bunu başaramadılar ve yenilgiye uğradılar.

Belki Kobanê’de her gün büyük bedeller ödenerek bu zafer kazanıldı ama bu direnişin ve savaşın bittiği anlamına gelmiyor. Savaş, mücadele daha bitmiş değil, belki de daha büyük bir savaş ve mücadele önümüzde durmaktadır. Bizim için tehlike bitmiş değildir. Çünkü birçok kesim bu zafere tahammül edememekte, kabullenememektedir. Bu yüzden kendimizi bırakmamalı, Kobanê’de elde ettiğimiz başarıyı her ne pahasına olursa olsun koruyabilmeliyiz.

Şunu unutmamalıyız; biz yalnızca askeri anlamda bir güç değiliz. Kazanımlarımızı da sadece askeri anlamda ele almıyoruz. Bizim en temel amacımız kapitalist modernite karşısında yeni, özgür alternatif bir güç yaratmaktır. Önderliğimiz özgür birey ve ülkeyi yaratmak için büyük mücadeleler yürüttü. Bu mücadelesi asla tek yönlü olmadı. İdeolojik, teorik, siyasi, felsefi ve paradigmasal değişimler ve dönüşümlerle yeni ve özgür Kürt kimliğini yaratmak, bunu tüm dünyaya göstermek için mücadele yürüttü. Aslında bizler yani bu hareketin kadroları ve Kürt halkı böylesi bir Önderliğimiz olduğu için çok şanslıyız.

 

En büyük amacımız özgür yaşamı yaratmak olmalıdır

Bugün bize düşen en büyük sorumluluklardan bir tanesi de Önderliğimizin geliştirdiği bu değerler bütününe sahip çıkmakarak; Kürdistan’da, Ortadoğu’da ve tüm dünyada sisteme karşı amansız savaş yürütmek, özgür yaşamı yaratmaktır. Hiçbir din, inanç, düşünce ayrımı gözetmeksizin bunları yapar ve başarırsak o zaman kazanan tüm insanlık olacak, kazanan Önderliğimizin yaratmak istediği özgür insan olacaktır. Sistemin en çok korktuğu şey bizim yaratacağımız özgür yaşam sistemidir. Böylesi bir sistem onun yok oluşu, bitişidir. Bu yüzden de bize karşı büyük bir savaş verecektir. Bizim de buna hazır olmamız gerekir.

DAIŞ Kürdistan’ın her bir alanına saldırdı. Kerkük, Maxmur, Şengal, Cizir, Hesekê ve daha birçok yere. Fakat Kobanê’ye çok daha farklı bir yönelim söz konusuydu. Bu saldırılarda TC de büyük rol oynadı ve çok ciddi bir destek verdi. Sadece TC de değil, daha birçok ülke açık ya da dolaylı Suriye rejimi de başta olmak üzere DAIŞ’i destekledi, besledi ve üzerimize gelmesi için elinden geleni yaptı. Suriye rejimi DAIŞ’e bu kadar alt yapı sağlıyor olmasaydı, askeri anlamda bu kadar destek olmuş olmasaydı, DAIŞ’in Rojava’da bu kadar hızlı ilerleyebilmesi mümkün olmazdı. Belki rejim bu durumu açık açık dile getirip kabul etmiyor ama biz biliyoruz ki, DAIŞ’in bu kadar hızlı bir şekilde kendisini büyütüp yayılmasının altında rejimin de açık ya da dolayı desteği bulunmaktadır. Suriye rejimi, salt biz Rojava’da özgür bir yaşamı yaratmayalım, halkların özgücüne dayalı özerk bir sistem geliştirmeyelim diye başta DAIŞ olmak üzere bize muhalif ve düşman olan her örgütü desteklemiştir. Bu yüzden de yaşanan tüm kirli savaşı, katliamı ve barbarlığı DAIŞ’e mal etmek doğru olmaz, DAIŞ işin görünen kısmıydı ama unutmamak gerekir ki; DAIŞ uluslararası güçlerin kullandığı ortak bir çete örgütüdür. DAIŞ’in birleşimine baktığımızda, Yemen’den tutalım Suudi Arabistan’a, Türkiye’den İran’a, Çeçenistan’a birçok kesim bulunmaktadır. DAIŞ birçok devletin sınırına da dayanmış durumda olmasına rağmen bu devletler yaşananlara göz yummaktadır. Bunu sırf bizi zorlamak, sıkıştırmak için yapmaktadırlar. Kürt Özgürlük Hareketi ve halkımız, mücadelesiyle onların tüm hesaplarını, dengelerini alt üst etti. Şimdi hepsi bunun şokunu yaşamaktadır. Bu yüzden de bizim zaferimiz yalnızca DAIŞ’e karşı değildir, uluslararası tüm güçlere karşı zafer kazandık.

Kazanımlarımız büyük ve uluslararası boyutta; bu yüzden de kendimizi tüm yönelimlere karşı hazırlıklı kılmalıyız. Daha şimdiden Suriye rejimi Kobanê zaferi karşısındaki tahammülsüzlüğünü göstererek Hasekê alanına saldırdı; İran aynı anda Rojhilat alanında hareketlenmeye başladı; Türk devleti yaptığı açıklamalarla tavrını gösterdi. Şimdi herkes hamle yapmak için, yaşanacak gelişmeleri ve atılacak adımları beklemektedir. Bizim zayıf bir yanımızı yakaladıklarında saldırıya geçecekleri kesindir. Bu saldırı illa Kobanê’de, Rojava’da, Şengal’de olacak diye bir şart yok. Bakur’da da, Başur ve Rojhilat’ta da çok ciddi yönelimler ve saldırılar gelişebilir. Bu öyle küçük bir ihtimal değildir; bu ihtimalleri asla bir kenara bırakmamalı, kendimizi her türlü ihtimale ve gelişmeye göre hazırlamalıyız. Kendimizi askeri anlamdan çok, zihinsel, moral ve iradesel anlamda hazırlamalı ve zengin kılmalıyız.

 

AKP ve DAIŞ aynı maskenin iki ayrı yüzüdür

Kobanê’de kazandığımız zaferden sonra en çok TC’ye karşı duyarlı olmalıyız. Çünkü gelişmeler en çok onun planlarını altüst etmiştir. Erdoğan; “PKK ve DAIŞ bizim için aynıdır” diyerek sözde DAIŞ’e karşı da tavrını ortay koymuştur ama asıl tavrı bizedir, çünkü tüm dünya bilmektedir ki, DAIŞ’i en çok besleyen de Erdoğan ve devletidir. Bu durum onlarca kes ispatlanmış bir durumdur. Bu yüzden biz de diyoruz ki; AKP ve DAIŞ aynı maskenin iki ayrı yüzüdür. Böyle olduğu için de DAIŞ ve AKP bizim için birdir ve DAIŞ’in yenilgisi AKP’nin yenilgisidir. Bundan dolayı her türlü saldırıyı geliştirebilir, imha ve tasfiye için planlamalara gidebilir. Çünkü TC ve AKP hükümeti Kobanê karşısında yenilgi yaşamıştır. Bu onun için çok büyük bir yenilgidir. Bu yüzden bundan sonra nasıl bir politika ve strateji belirleyip uygulayacağı belirsizdir.

Kobanê direnişinden sonra Bakur halkı büyük bir serhildan ruhuyla ayaklanmış, bu durum onları paniğe sokmuştur. Onlar çok açık dile getirmese de, Kobanê zaferinin sırrı aslında Bakur’daki halk serhildanlarında gizliydi. Orada açığa çıkan ruh, esasında zaferi müjdeleyen ruhtu. Zaten AKP’nin de halka öylesine pervasızca saldırmasının nedeni buydu. Özellikle Cizre’deki saldırıların ve öfkenin altında da bu gerçeklik yatmaktaydı. Zaten bu birkaç gündür de yaptıkları açıklamalarda öfkeleri açığa çıkmaktadır. Özgürlük hareketinin kazanımlarını başka güçlere mal etmeye çalışmaktadırlar. Bu büyük bir çirkinlik ve ahlaksızlık olduğu kadar büyük bir tahammülsüzlüktür de.

 

Kobanê,  her yer ve herkes için örnek olmuştur

Kobanê’de kazanılan zafer Şengal ve Başur’da da elde edilebilir. Bu zeminimiz var. Belki DAIŞ, Musul başta olmak üzere Başur’da saldırdığı birçok yerden sonuç aldı ama biz bu sonucu değiştirebilecek güçte olduğumuzu kanıtladık. Kobanê bu durumda en büyük kanıttır.  Her yer ve herkes için örnek olmuştur. Kobanê kazanımı bu alanlarda elde edilecek başarılar için bir zemin olmuştur. Şengal alanında da biz böylesi bir zaferi yakalayacağız. Kendimizi buna çok çetin bir şekilde hazırlıyoruz.

 

Kobanê direnişi bir kadın direnişidir

Eğer bugün Kobanê’de bir başarı elde edilmişse bunun büyük kaynağı kadınların göstermiş olduğu irade ve direniştir. Kobanê direnişi, bir anlamda 21. yüzyılın kadın direnişidir. Kadın iradesinin, ruhunun, amansız savaşımının yarattığı bir direniştir. Çünkü direnişin ilk gününden itibaren başta YPJ savaşçıları olmak üzere tüm kadınlar Kobanê etrafında kenetlenip kendi özgürlüklerini Kobanê’nin özgürlüğünde görerek savaştılar. Kadınlar artık egemen güçlerin ve sistemin korkulu rüyası olmuştur. YPJ güçlerinin Kobanê’de sergiledikleri dirayetli, iddialı, cesur, kendisini özgürlüğe ve zafere kilitleyen duruşu tüm dünyanın saygısını kazanmıştır.

Arînlerin, Gulanların, Zozanların, Destînaları, Jiyanların şahsında Kürt kadının direngen ruhu bir kere daha hayat bulmuştur. Bu yoldaşlarımız emsalsiz bir mücadelenin sarsılmaz neferleri olmuşlardır. Bu yoldaşlar kendi canlarıyla Kobanê başta olmak üzere tüm Kürdistan’a can olmuşlardır. Tanrıça kültürü bu yoldaşların şahsında yeniden yeşermiştir. Kürt kadınlarının hiçbir şekilde teslim olamayacağını bir kere daha kanıtlayan bu yoldaşlarımız; Zîlanların, Bêrîtanların, Besêlerin ve Zarifelerin ardılları olduklarını tüm dünyaya bir kere daha kanıtlamışlarıdır. Bu yüzden 26 Ocak tarihi artık Kobanê’nin özgürlük tarihi olduğu kadar, kadının da direniş ve özgürlük tarihi olarak kayıtlara geçecektir.

Kobanê zaferini elde ettik ama bu zaferi savunmak daha önemlidir. Bu yüzden de bir kere daha belirtmeliyiz ki, bizler açısından tehlike bitmiş değildir. Bu yüzden tüm HPG-YJA Star, YPG-YPJ militanları kendisini her türlü saldırıya karşı donatmalı, hazırlıklı olmalıdır. Elde ettiğimiz zaferin yüzlerce yiğit insanı bedel vererek elde ettiğimizi hiçbir zaman unutmamalı, onların anısına bağlılığın bir gereği olarak, yaratılan bu değerlere ve yaratımlara her ne pahasına olursa olsun sahip çıkmalıyız. Kadın devriminin öncü militanı olan YJA Star gerillalarının en temel görevi budur. Tüm yoldaşlarımız bu görev ve sorumluluğun bilinciyle kendilerini yeni zaferler için hazırlamalıdır.

 

 

 

 

 

Kobanê halkların evrensel özgürlüğünün simgesidir

 

NORŞÎN CUDÎ

 

26 Ocak tarihinden bu yana Kobanê zaferinin büyük heyecan ve coşkusunu yaşıyoruz. Gerçekten de Kürt halkı, dünya halkları adına Kobanê’de gerçekleştirilen başarıyı tarihi bir başarı olarak görüyoruz. Egemen güçlerin kendilerince oturtmaya çalıştığı sistemin ve yaratılan dengelerin bozulması kuşkusuz basit bir durum değildir. Bu yüzden de yaşanan bu başarı, kahramanca ve direngen duruş karşısında duygularımızı nasıl ifade edebileceğimizi bilmiyoruz. Özgürlük Hareketimiz üzerinde birçok oyunun oynanmaya çalışıldığı böylesi bir dönemde bu şekilde bir başarıyı elde etmek kuşkusuz çok önemlidir. Bugün tüm dünya zaferi konuşmaktadır. Kobanê’deki YPG-YPJ savaşçıları, Bakur, Başur, Rojhilat ve Rojava’daki halkımız günlerce süren bir direniş içerisindeydiler. Bu tarihi direnişte yüzlerce yoldaşımız şahadete ulaştı. En başta bu görkemli direnişte kahramanca şahadete ulaşan bu yoldaşlarımızı saygıyla anıyoruz.

 

Kuşkusuz yüz otuz üç gün boyunca destansı bir direniş yaşandı. Belki Kobanê küçük bir yerleşim birimiydi fakat bu durum onun tarihin sayfalarına büyük bir zaferle girmesine engel olmadı. Bu kahramanlığın, iradenin ve görkemli direnişin kaynağı hiç şüphesiz Önder Apo’nun felsefesi ve ideolojisidir. Böylesi bir Önderliğin yarattığı özgürlük hareketinin içinde yer almak bizler için çok büyük bir şanstır. Bugün bizler sadece bir alanda değil Kürdistan’ın dört parçasında, Kobanê’de, Şengal’de, Kerkük’te, Hewler’de örgütlemiş durumdayız. Hangi koşul ve mekanda olursa olsun DAIŞ faşizmine karşı direniş sergiledik. Tüm dünya da buna tanıklık etti. Belki Kürdistan’ın her yeri direniş halindeydi ama Kobanê’de bu zirveleşti. Bugün PKK’ye düşmanlık eden, PKK’yi terörist olarak gören birçok kesime kimin terörist olduğu, kimin insanlığın özgürlüğü ve demokrasisi için savaştığı, mücadele ettiği kanıtlanmıştır.

 

Kobanê’de savaşın başladığı günden bugüne kadar, büyük bir DAIŞ’e karşı birebir savaş içinde olduk ama hiçbir zaman savaştığımız gücün yalnızca DAIŞ olduğunu düşünmedik. DAIŞ yalnızca saldırıların ve katliamların tetikçisi ve fiziksel olarak görünen kısmıydı. Biliyoruz ki bugün dünyada yaşanan bir kaos ve kriz var. Sistemin içine girdiği bu kriz ile birlikte bir denge savaşı söz konusu ve bu denge savaşı Kürdistan toprakları ve Kürt halkı üzerinden geliştirmek isteniyordu. Bunu da DAIŞ faşist örgütünün eliyle yapmayı planladılar. Onlara göre DAIŞ yoluyla tarihin en büyük direniş gücü yok edilebilinecek ve insanlığa darbe vurulabilinecekti. Yaptıkları hesap tutmadı ve boşa çıktılar.  

 

 

 

Kobanê’de yenilgiye uğrayan yalnızca DAIŞ değildir

 

Kobanê’de günlerce süren direnişten sonra yenilgiye uğrayan yalnızca DAIŞ değildir. Asıl yenilgiye uğrayan, hiçbir insan hukuku tanımayan, insanlıktan çıkmış, erkek egemen devletçi sistemdir. Kürdistan tarihinde, bu topraklar üzerinde çok büyük savaşlar yaşanmıştır. Kürt toprakları her zaman bir istila merkezi olmuştur. Kobanê’de yaşananlar da bunun bir devamıdır. Nasıl ki tarihimizde bu tür yönelimlere karşı görkemli direnişler ve kahramanlıklar olmuşsa, bugün Kobanê’de de binlerce yiğit Kürt kızı ve oğlu direnmiş ve hiç kimsenin beklemediği bir zaferi Kürt halkına yaşatmışlardır. Kahramanlık ve yiğitlik aslında Kürt halkının binlerce yıl süren bir geleneği ve kültürüdür. Böylesi bir kültüre sahip olmanın elbette ki çok ağır bedelleri de olacaktır; olmuştur. Biz Kürt halkının özgürlüğünü hedefledik ve bunun da kolay olmadığını biliyorduk. Çünkü hiçbir zaman özgürlük kolay bir şey olmamış, bedelleri her zaman çok ağır olmuştur.

 

Kobanê’de verdiğimiz bedel de öyle basit bir bedel değildi. Bu savaşta yüzlerce yiğit, değerli, kahraman insan şahadete ulaştı. Onlar kendilerini özgürlüğe adamış, özgürlük savaşından bir an bile vazgeçmemiş, kendilerini insanlığın özgürlüğü için feda etmiş güzel insanlardı. Tüm insanlık bugün Kobanê’deki kahramanlığa tanıklık etmektedir. Herkes biliyordu ki, eğer Kobanê düşürse insanlık düşecek, insan olmaya dair ne varsa kaybedecekti. Bu toprakların binlerce yıllık bir direniş kültürü vardı; Mezopotamya halkları kendilerin bu direniş kültürü üzerinden var etmişlerdi. Eğer Kobanê düşseydi, bu durumda binlerce yılın direniş kültürü de yenilgiye uğrayacaktı. Bu yüzden halkımız ve diğer tüm halklar Kobanê etrafında kenetlendi, tek yürek olup Kobanê ile birleştiler. Kobanê’ye destek olan güçler ise büyük bir hüsran yaşadılar. Yaşanan bu durum onların tüm hedeflerini alt üst etti. Kürt Özgürlük Hareketi bir kere daha zaferini ilan etmiş, onlar da buna bir kere daha tanıklık etmek zorunda kalmışlardı.

 

 

 

Kobanê’de kazanan PKK’nin yarattığı direniş ruhudur

 

Biz bu başarı ile çok büyük bir moral aldık ama unutmamak gerekir ki, yüzlerce güzel insanı da bu zafere ulaşana kadar şehit verdik. Başta YPG-YPJ savaşçıları olmak üzere halkımızdan da birçok insan bu direniş sürecinde şahadete ulaştı. Onların verdiği emek ve bedel sadece Kobanê için değil tüm Kürdistan için büyük kazanımlara dönüştü. Belki bizim egemen devletler gibi silahlarımız olmayacak ve bunlarla savaşmayacağız ama zihinsel, ideolojik ve politik anlamda büyük kazanımlarımız var; bu noktada hepsinden daha zengin olduğumuz bir gerçektir. PKK’nin onlarca yıldır Kürdistan başta olmak üzere Ortadoğu ve tüm dünyada kendisini gösteren bir büyümesi var; bu büyüme kendisiyle bir ruhta yaratmıştır. İşte Kobanê’de kazanan PKK’nin yarattığı direniş ruhudur. Bu yüzden de bugün kendisine;   “ben demokratım, insan haklarını savunuyorum, sosyalistim” diyen birçok kesim bu ruhtan etkilenmekte, elde edilen bu zaferden büyük güç almaktadırlar.

 

Kobanê’de yaklaşık yüz otuz üç gün hiç aralıksız bir direniş vardı ve koşullar çok zorluydu ama başta YPG-YPJ savaşçıları olmak üzere tüm halkımız büyük bir direngenlik gösterip irade savaşı verdiler. Bir an için bile olsa bundan vazgeçmediler. Çok büyük yönelimler söz konusuydu. Çünkü DAIŞ’in elinde çok önemli silahlar ve teknik bulunuyordu. Bunun yanı sıra çok ciddi bir özel savaş söz konusuydu. Yenilgimizi isteyen güçler amansız bir özel savaş yürütüyordu. Buna rağmen arkadaşlarımız kendilerinden, yarattıkları direniş geleneğinden bir adım bile geriye atmadılar, hiçbir şekilde umutlarını yitirmediler. Başarıyı sağlayan da esasında bu umut ve ruhtur. Bugün tüm güçler bir araya gelmiş DAİŞ’i yok etmeye çalışıyor ama başaramıyor. Başarılı olan tek güç PKK’dir. PKK’nin yarattığı direniş kültürüdür.

 

 

 

Kobanê’nin başarısı egemen güçlerin yenilgisidir

 

Tüm halklar zaferi hak eder ama Kürt halkı bunu çoktan hak etmiştir. Çünkü Önder Apo yıllardır bu zaferin yaşanması için amansız mücadele etmiş, hareketimiz ve halkımız bu uğurda büyük bedeller vermiş, gece gündüz bu zaferin elde edilmesi için savaşmışlardır. Önderliğimizin amacı yalnızca Kürdistan ve Kürt halkını özgürleştirmek değildi. Önderliğimizin ideolojisi ve felsefesi daha evrenseldir ve tüm halkların özgürlüğünü hedeflemektedir. Bu yüzden Kobanê’nin özgürleşmesi, insanlığın da özgürleşmesidir. Tüm dünya halkları için bir umuttur Kobanê. Çünkü egemen devletler, halkları öyle bir düzeye getirmiştir ki, artık hiçbir halk kendisini tam olarak özgür hissedememekte, kendisini egemen güçlere muhtaç görmektedir. Kobanê bunun böyle olmadığını kanıtladı. Bu anlamda Kobanê evrensel bir özgürlüğün simgesidir.  

 

Kapitalist modernite tüm halkları kendine muhtaç etmeye çalışmakta, açlıkla, yoksullukla terbiye etmekte, insanları adeta bir robot yığınına dönüştürmeye uğraşmaktadır. Yaşamın anlamsızlaşması için elinden geleni yapmakta; insanları değerlerden uzaklaştırmakta, büyük bir boşluğa düşürmektedir. Kürt Özgürlük Mücadelesi ve halkı yarattığı mücadele ile bunların hepsini boşa çıkartmıştır. Kobanê’nin başarısı egemen güçlerin yenilgisidir. İdeolojilerinin ve yarattıkları felsefenin yenilgisiydi. Bu güçlerin hepsinin Ortadoğu ve Kürdistan üzerinde birçok planlaması vardı ama bu planlamaların ve dengelerin tüm boşa çıkmıştır. Kürt halkının iradesin kırmak istediler, bunu başaramadılar ve yenilgiye uğradılar.

 

Belki Kobanê’de her gün büyük bedeller ödenerek bu zafer kazanıldı ama bu direnişin ve savaşın bittiği anlamına gelmiyor. Savaş, mücadele daha bitmiş değil, belki de daha büyük bir savaş ve mücadele önümüzde durmaktadır. Bizim için tehlike bitmiş değildir. Çünkü birçok kesim bu zafere tahammül edememekte, kabullenememektedir. Bu yüzden kendimizi bırakmamalı, Kobanê’de elde ettiğimiz başarıyı her ne pahasına olursa olsun koruyabilmeliyiz.

 

Şunu unutmamalıyız; biz yalnızca askeri anlamda bir güç değiliz. Kazanımlarımızı da sadece askeri anlamda ele almıyoruz. Bizim en temel amacımız kapitalist modernite karşısında yeni, özgür alternatif bir güç yaratmaktır. Önderliğimiz özgür birey ve ülkeyi yaratmak için büyük mücadeleler yürüttü. Bu mücadelesi asla tek yönlü olmadı. İdeolojik, teorik, siyasi, felsefi ve paradigmasal değişimler ve dönüşümlerle yeni ve özgür Kürt kimliğini yaratmak, bunu tüm dünyaya göstermek için mücadele yürüttü. Aslında bizler yani bu hareketin kadroları ve Kürt halkı böylesi bir Önderliğimiz olduğu için çok şanslıyız.

 

 

 

En büyük amacımız özgür yaşamı yaratmak olmalıdır

 

Bugün bize düşen en büyük sorumluluklardan bir tanesi de Önderliğimizin geliştirdiği bu değerler bütününe sahip çıkmakarak; Kürdistan’da, Ortadoğu’da ve tüm dünyada sisteme karşı amansız savaş yürütmek, özgür yaşamı yaratmaktır. Hiçbir din, inanç, düşünce ayrımı gözetmeksizin bunları yapar ve başarırsak o zaman kazanan tüm insanlık olacak, kazanan Önderliğimizin yaratmak istediği özgür insan olacaktır. Sistemin en çok korktuğu şey bizim yaratacağımız özgür yaşam sistemidir. Böylesi bir sistem onun yok oluşu, bitişidir. Bu yüzden de bize karşı büyük bir savaş verecektir. Bizim de buna hazır olmamız gerekir.

 

DAIŞ Kürdistan’ın her bir alanına saldırdı. Kerkük, Maxmur, Şengal, Cizir, Hesekê ve daha birçok yere. Fakat Kobanê’ye çok daha farklı bir yönelim söz konusuydu. Bu saldırılarda TC de büyük rol oynadı ve çok ciddi bir destek verdi. Sadece TC de değil, daha birçok ülke açık ya da dolaylı Suriye rejimi de başta olmak üzere DAIŞ’i destekledi, besledi ve üzerimize gelmesi için elinden geleni yaptı. Suriye rejimi DAIŞ’e bu kadar alt yapı sağlıyor olmasaydı, askeri anlamda bu kadar destek olmuş olmasaydı, DAIŞ’in Rojava’da bu kadar hızlı ilerleyebilmesi mümkün olmazdı. Belki rejim bu durumu açık açık dile getirip kabul etmiyor ama biz biliyoruz ki, DAIŞ’in bu kadar hızlı bir şekilde kendisini büyütüp yayılmasının altında rejimin de açık ya da dolayı desteği bulunmaktadır. Suriye rejimi, salt biz Rojava’da özgür bir yaşamı yaratmayalım, halkların özgücüne dayalı özerk bir sistem geliştirmeyelim diye başta DAIŞ olmak üzere bize muhalif ve düşman olan her örgütü desteklemiştir. Bu yüzden de yaşanan tüm kirli savaşı, katliamı ve barbarlığı DAIŞ’e mal etmek doğru olmaz, DAIŞ işin görünen kısmıydı ama unutmamak gerekir ki; DAIŞ uluslararası güçlerin kullandığı ortak bir çete örgütüdür. DAIŞ’in birleşimine baktığımızda, Yemen’den tutalım Suudi Arabistan’a, Türkiye’den İran’a, Çeçenistan’a birçok kesim bulunmaktadır. DAIŞ birçok devletin sınırına da dayanmış durumda olmasına rağmen bu devletler yaşananlara göz yummaktadır. Bunu sırf bizi zorlamak, sıkıştırmak için yapmaktadırlar. Kürt Özgürlük Hareketi ve halkımız, mücadelesiyle onların tüm hesaplarını, dengelerini alt üst etti. Şimdi hepsi bunun şokunu yaşamaktadır. Bu yüzden de bizim zaferimiz yalnızca DAIŞ’e karşı değildir, uluslararası tüm güçlere karşı zafer kazandık.

 

Kazanımlarımız büyük ve uluslararası boyutta; bu yüzden de kendimizi tüm yönelimlere karşı hazırlıklı kılmalıyız. Daha şimdiden Suriye rejimi Kobanê zaferi karşısındaki tahammülsüzlüğünü göstererek Hasekê alanına saldırdı; İran aynı anda Rojhilat alanında hareketlenmeye başladı; Türk devleti yaptığı açıklamalarla tavrını gösterdi. Şimdi herkes hamle yapmak için, yaşanacak gelişmeleri ve atılacak adımları beklemektedir. Bizim zayıf bir yanımızı yakaladıklarında saldırıya geçecekleri kesindir. Bu saldırı illa Kobanê’de, Rojava’da, Şengal’de olacak diye bir şart yok. Bakur’da da, Başur ve Rojhilat’ta da çok ciddi yönelimler ve saldırılar gelişebilir. Bu öyle küçük bir ihtimal değildir; bu ihtimalleri asla bir kenara bırakmamalı, kendimizi her türlü ihtimale ve gelişmeye göre hazırlamalıyız. Kendimizi askeri anlamdan çok, zihinsel, moral ve iradesel anlamda hazırlamalı ve zengin kılmalıyız.

 

 

 

AKP ve DAIŞ aynı maskenin iki ayrı yüzüdür

 

Kobanê’de kazandığımız zaferden sonra en çok TC’ye karşı duyarlı olmalıyız. Çünkü gelişmeler en çok onun planlarını altüst etmiştir. Erdoğan; “PKK ve DAIŞ bizim için aynıdır” diyerek sözde DAIŞ’e karşı da tavrını ortay koymuştur ama asıl tavrı bizedir, çünkü tüm dünya bilmektedir ki, DAIŞ’i en çok besleyen de Erdoğan ve devletidir. Bu durum onlarca kes ispatlanmış bir durumdur. Bu yüzden biz de diyoruz ki; AKP ve DAIŞ aynı maskenin iki ayrı yüzüdür. Böyle olduğu için de DAIŞ ve AKP bizim için birdir ve DAIŞ’in yenilgisi AKP’nin yenilgisidir. Bundan dolayı her türlü saldırıyı geliştirebilir, imha ve tasfiye için planlamalara gidebilir. Çünkü TC ve AKP hükümeti Kobanê karşısında yenilgi yaşamıştır. Bu onun için çok büyük bir yenilgidir. Bu yüzden bundan sonra nasıl bir politika ve strateji belirleyip uygulayacağı belirsizdir.

 

Kobanê direnişinden sonra Bakur halkı büyük bir serhildan ruhuyla ayaklanmış, bu durum onları paniğe sokmuştur. Onlar çok açık dile getirmese de, Kobanê zaferinin sırrı aslında Bakur’daki halk serhildanlarında gizliydi. Orada açığa çıkan ruh, esasında zaferi müjdeleyen ruhtu. Zaten AKP’nin de halka öylesine pervasızca saldırmasının nedeni buydu. Özellikle Cizre’deki saldırıların ve öfkenin altında da bu gerçeklik yatmaktaydı. Zaten bu birkaç gündür de yaptıkları açıklamalarda öfkeleri açığa çıkmaktadır. Özgürlük hareketinin kazanımlarını başka güçlere mal etmeye çalışmaktadırlar. Bu büyük bir çirkinlik ve ahlaksızlık olduğu kadar büyük bir tahammülsüzlüktür de.

 

 

 

Kobanê,  her yer ve herkes için örnek olmuştur

 

Kobanê’de kazanılan zafer Şengal ve Başur’da da elde edilebilir. Bu zeminimiz var. Belki DAIŞ, Musul başta olmak üzere Başur’da saldırdığı birçok yerden sonuç aldı ama biz bu sonucu değiştirebilecek güçte olduğumuzu kanıtladık. Kobanê bu durumda en büyük kanıttır.  Her yer ve herkes için örnek olmuştur. Kobanê kazanımı bu alanlarda elde edilecek başarılar için bir zemin olmuştur. Şengal alanında da biz böylesi bir zaferi yakalayacağız. Kendimizi buna çok çetin bir şekilde hazırlıyoruz.

 

 

 

Kobanê direnişi bir kadın direnişidir

 

Eğer bugün Kobanê’de bir başarı elde edilmişse bunun büyük kaynağı kadınların göstermiş olduğu irade ve direniştir. Kobanê direnişi, bir anlamda 21. yüzyılın kadın direnişidir. Kadın iradesinin, ruhunun, amansız savaşımının yarattığı bir direniştir. Çünkü direnişin ilk gününden itibaren başta YPJ savaşçıları olmak üzere tüm kadınlar Kobanê etrafında kenetlenip kendi özgürlüklerini Kobanê’nin özgürlüğünde görerek savaştılar. Kadınlar artık egemen güçlerin ve sistemin korkulu rüyası olmuştur. YPJ güçlerinin Kobanê’de sergiledikleri dirayetli, iddialı, cesur, kendisini özgürlüğe ve zafere kilitleyen duruşu tüm dünyanın saygısını kazanmıştır.

 

Arînlerin, Gulanların, Zozanların, Destînaları, Jiyanların şahsında Kürt kadının direngen ruhu bir kere daha hayat bulmuştur. Bu yoldaşlarımız emsalsiz bir mücadelenin sarsılmaz neferleri olmuşlardır. Bu yoldaşlar kendi canlarıyla Kobanê başta olmak üzere tüm Kürdistan’a can olmuşlardır. Tanrıça kültürü bu yoldaşların şahsında yeniden yeşermiştir. Kürt kadınlarının hiçbir şekilde teslim olamayacağını bir kere daha kanıtlayan bu yoldaşlarımız; Zîlanların, Bêrîtanların, Besêlerin ve Zarifelerin ardılları olduklarını tüm dünyaya bir kere daha kanıtlamışlarıdır. Bu yüzden 26 Ocak tarihi artık Kobanê’nin özgürlük tarihi olduğu kadar, kadının da direniş ve özgürlük tarihi olarak kayıtlara geçecektir.

 

Kobanê zaferini elde ettik ama bu zaferi savunmak daha önemlidir. Bu yüzden de bir kere daha belirtmeliyiz ki, bizler açısından tehlike bitmiş değildir. Bu yüzden tüm HPG-YJA Star, YPG-YPJ militanları kendisini her türlü saldırıya karşı donatmalı, hazırlıklı olmalıdır. Elde ettiğimiz zaferin yüzlerce yiğit insanı bedel vererek elde ettiğimizi hiçbir zaman unutmamalı, onların anısına bağlılığın bir gereği olarak, yaratılan bu değerlere ve yaratımlara her ne pahasına olursa olsun sahip çıkmalıyız. Kadın devriminin öncü militanı olan YJA Star gerillalarının en temel görevi budur. Tüm yoldaşlarımız bu görev ve sorumluluğun bilinciyle kendilerini yeni zaferler için hazırlamalıdır.