Kobanî direnecek...

Dersim UĞUR KAYMAZ

Günlerdir başka hangi ülkede böylesi kirli bir savaş yürütülmektedir diye düşünüyorum. Aklımdan Ortadoğu’daki ülkelerinden, Afrika ülkelerine kadar birçok ülke geçiyor. Evet birçok ülkede çok kirli savaşlar yürütüldü. İnsanların oluk oluk kanları döküldü.

Filistin, Gazze daha yeni, yanı başımızda duran bir hakikat. Her gün kan, her gün acı…

 

Yine de hiçbir savaş Kürdistan’daki kadar acımasız ve kirli değil. Bunu bir Kürt olduğum için söylemiyorum. Bir insan olduğum için söylüyorum. Tüm dünyanın güç birliği yapıp yöneldiği hiçbir ülke yoktur. Hiçbir ülke Kürdistan kadar parçalanmış, yaralanmış değil. Dört parça. Her parçası ayrı bir acı, ayrı bir zulüm. Kürdistan, bir ananın yüreği gibi ve paramparça…

Mahabad’ın yarası silinmiş midir yüreğimizin Rojhilat’ında. Başur hafızasında tutmamış mıdır Halepçe’yi; Şengal Halepçe gibi bir kan deryası olup akmadı mı daha birkaç ay önce? Bakur bitmeyen bir savaşta binlerce evladını vermedi mi? Ve Roboskî’li çocukların gözleri hala açık…

Yüreğimizin son parçası Rojava…

Ve yüreğimizin heyecanla atmasını sağlayan parçası, süveydası Kobanî…

Şimdi yüreğimizin bütünlüğüne yani Kürdistan’a tam ortasından yani süveydasından vurulmak isteniyor. Diyorlar ki; o yok olursa, paramparça edilirse tüm Kürdistan yok olacaktır. O yüzden ellerinden geleni artlarına koymadan, gizli saklı değil, çok aleni bir şekilde yüreğimizin ortasına çullanmaktalar.

İnsan yaşanlar karşısında, kendisini bir insanlık aleminde değil de sırtlanlar aleminde hissediyor. Herkes, tüm dünya saldırmak, pay almak için düşecek olanı sabırsızlıkla bekliyor. En çok da koyun postuna bürünen medeni sırtlanlar bekleyiş içerisinde. Kan ve barut kokusu onları daha da heyecanlandırmakta, sabırsızlaştırmaktadır…

“Neden IŞİD denilen canavar tüm gücünü Kobanî üzerinde deniyor ve sonuç almak istiyor?” sorusunun birçok cevabı var. Bilinen en sadece cevabı; IŞİD’in ve onu yaratanların insanlığa, insan olmaya tahammülleri yok, bu yüzden de Kobanî onların en başat hedefi durumunda. Onlar da en az bizim kadar iyi biliyorlar ki Kobanî kaybederse bir bütün insanlık kaybedecek ve kazanan insan olmayla hiçbir bağları kalmamış sırtlanlar olacak.

Rojava Devrimi, Kobanî’de filizlendi. Bu devrim sadece özerklik ilanı olan bir devrim değildi. Özgürlük ilanı da yapılmıştı. Egemenlerin binlerce yıldır yürüttükleri sistem altüst edilmiş; ahlaki, politik toplum yani özgür toplum inşasına gidilmişti. Bu da başta Kobanî olmak üzere tüm Rojava’yı sadece Kürtler için değil, tüm ezilen halklar için nefes borusu haline getirdi. Özgürlüğün solunduğu bir nefes borusu. Bu yüzden devrimin ilk gününden bu yana hiç durmadan yönelimler ve saldırılar gerçekleşmektedir. Bir türlü direnişinden taviz vermeyen Rojava halkı adeta IŞİD’i ve onun yaratıcılarını çileden çıkartmıştır. Pervasızlaşmasının asıl nedeni bu direniştir. Şimdi tüm amaçları bu direnişi kırmak, Kürdistan’ın yüreğine derin bir darbe vurmaktır.

Peki bu mümkün mü?

Sadece sınırda yaşananlar bile bunun mümkün olmayacağını kanıtlamaktadır. Binlerce insan Kobanî’ye akmaktadır. Dört parçaya bölünen ülkemiz adeta Kobanî’de bütünlüğü yaratmaktadır. Sınırlar çoktan yıkılmış, tel örgüler çoktan kesilmiş, onursuzluğun simgesi olan hendekler çoktan yerle bir edilmiştir. Rojava devriminde şehit düşenler yalnızca Rojava’lı savaşçılar değil, Rojhilat’lı, Bakur’lu, Başur’lu savaşçılardır. Bu bile ülkemizin yüreğinin nerede attığını göstermektedir. Bu yürek durmaz. Bu yürek durursa tüm Kürdistan durur. Tüm Kürdistan durursa, insanlık biter. Bunlar öylesine söylenen sözler değil. Çünkü şimdiye kadar Kürtler hep insanlık, onur, barış ve kardeşlik kazansın diye mücadele edip savaştı. Bu savaşı hala da sürdürüyor. Kobanî’de yürütülen savaş da böyledir. Ama biz biliyoruz ki; Kürt halkı hiçbir zaman direnişinden taviz vermedi. PKK’nin yarattığı özgürlük direnişi bunun en büyük kanıtıdır. PKK ile ruh kazanan Kürt halkı şimdi Rojava’da YPG’li, YPJ’li evlatlarıyla bir olup onur savaşı vermektedir.

Bu savaşı kazanacak olan kesinlikle Kürt halkıdır.

Kobanî direnecek ve kazanacak…