14 Temmuz ruhu direniş ruhudur

Dicle Tekman  

14temmuz

Özgür yaşamda ısrar, insan olmada, özde ahlaki ve politik toplum olmada ısrarın kendisidir. Kürdistan toplum gerçekliğinde özgür yaşam bir hayaldi ve Kürt adeta varlık-yokluk ikilemiyle karşı karşıyaydı. Kürt ve Kürdistan inkar edilen, yok sayılan, adeta kadavraya çevrilmiş bir ülke ve halk gerçekliğine alıştırılmış,

iradesiz, inançsız, umudu olmayan bir toplum biçimine mahkûm edilmişti. Ta ki Önder APO ve PKK devrim hareketi ortaya çıkana dek. PKK’nin çıkışı Kürt ve Kürdistan inkarcılığına ve köleliğine karşı yeniden bir doğuştu. Sömürgeciliğe, faşizme karşı özgür yaşamda ısrarın direnişi, insan ve ahlaki-politik toplum olmakta ısrardı. Dolayısıyla bugün başta Kürdistan’da olmak üzere dünyanın her yerinde PKK’ye ve onun yaratıcısı Önder APO’ya inanmış, bağlanmış insanlık, PKK ismiyle gurur ve onur duymaktadır.

Çünkü PKK’nin kırk yıldır yürüttüğü özgürlük mücadelesinin yarattığı büyük birikim bugün Kürdistan toplumunda bir düzey geliştirmiş, yediden yetmişe herkesin PKK’lileşme ve Apocu ruh ile kendisini daha güçlü, iradeli, iddialı ve kararlı bir duruşun sahibi kılma gerçekliğini ortaya çıkarmıştır. Böylece Önderliksiz ve PKK’siz bir yaşamın asla olamayacağı gerçeği açığa çıkmıştır. Bunu sağlayan başta Önder Apo olurken, kuşkusuz onun izinde yürüyen, onu hiç yalnız bırakmayan büyük değerli yoldaşların direnişleri ve şehitler gerçeği olmaktadır. Bu temelde, 14 Temmuz 1982 yılında Amed zindanında Hayri Durmuş, Kemal Pir, Akif Yılmaz ve Ali Çiçek yoldaşların başlattığı büyük ölüm orucu direnişinin 33. yılına girerken, bu yoldaşları bir kez daha saygıyla anıyor ve onlar şahsında özgür yaşamda ısrarın ve direnişin sahibi olan tüm devrim şehitlerine bağlılığımızı bir kez daha yineliyoruz. 

Bilindiği gibi 12 Eylül faşizmine karşı Amed zindanında Mazlum Doğan yoldaşla başlayan, 18 Mayıs’ta Dörtlerin bedenlerini ateşe vermesiyle gelişen ve en son 14 Temmuz ölüm orucu eylemiyle zirveye ulaşan büyük zindan direnişi günümüzün direniş geleneğinin temelini oluşturmaktadır. Bu yoldaşları yazmak veya anlatmak kuşkusuz çok zor. Onlar gerçekleştirdikleri eylemleriyle tüm özgürlük savaşçılarına ve halkımıza büyük yol gösteren, irade, azim, fedakarlık ve umut bahşeden, en temelinde ise “iyi, doğru, güzel ve anlamlı” bir yaşamın öğreticiliğini ortaya koyan yoldaşlardır. Tarihte büyük insanlar için hep şöyle denilir “Nasıl savaştığına değil, nasıl yaşadığına ve nasıl öldüğüne bakarak anacaksın”. İşte PKK’nin öncü kadroları olan 14 Temmuz direnişinin sahipleri de hem yaşamları hem de eylemleriyle anılan ve tarihte örnekleri görülmemiş militan kişilikler olarak ‘zamanın ruhu’na denk cevap olan birer direniş abideleridir. Onlar, “yaşamı uğrunda ölecek kadar seven” devrimci militan kişiliklerdir.

 

 

14 Temmuz direnişçiliği faşist darbeci zihniyete karşı bir darbeydi
Faşist Türk devletinin 12 Eylül darbesiyle gerçekleştirmek istediği henüz doğuş aşamasında olan PKK’ye daha doğmadan düşük yaptırmaktı. PKK öyle bir parti, ideoloji ve bilinçti ki devrim mücadelesine salt Kürt halkını ve evlatlarını almadı, değişik halkların evlatlarını da etkileyerek içine alan bir halkların kardeşliği partisiydi. Enternasyonal ve demokratik ulusu esas alan evrensel bir hareketti. Varlığı kabul edilmeyen Kürtler, PKK ile yeniden kendi özüne, kimliğine kavuşurken sömürgeci devlet özgürlük hareketinin iradesine, iddiasına, kararlılığına bakarak PKK’yi kendileri için bir tehlike olarak görmüş, sürekli baskı, işkence ve yenilgiye uğratma hesapları ile özgürlük hareketini tasfiye etmeyi amaçlamıştır. Böylece yapılan faşist askeri darbe ile binlerce PKK kadro ve sempatizanını tutuklayarak cezaevine koymuştur.
İşkenceci faşist devlet, ilk olarak cezaevinde bulunan öncü kadroları teslim alma çabası içerisinde olup bununla PKK’nin ideolojisini, ruhunu satın almak istiyordu. Özellikle Amed zindanı, insanlık vahşetinin yaşandığı mekan, dünyada örneği görülmemiş zulümlere ve işkencelere imza atıyordu. Fakat faşist Türk devletinin tüm teslim alma ve hayvanlaştırma politikalarına karşı PKK direniş ruhu ihanet etmeyi, teslimiyeti asla kabul etmemiş ve bedeli ne olursa olsun sonuna kadar direnerek özgür insan olmada ısrarını göstermiştir. Amed zindan direnişinin büyük militanları Kemal Pir, M. Hayri Durmuş, Akif Yılmaz ve Ali Çiçek yoldaşlar bu zulme ve teslimiyete karşı bedenlerini dirhem dirhem eriterek halkların özgürlük yolunu aydınlatmışlardır. Böylece faşist darbeci devlet, PKK’nin ideolojisi, felsefesi ve Apocu fedaiyi ruhu karşısında ilk darbeyi alarak Kürt ve Türk kardeşliği karşısında büyük yenilgiyi yaşamıştır.
14 Temmuz direniş eylemi aynı zamanda Kürt halkı ve özgürlük hareketei açısından daha güçlü bir irade, kararlılık, moral ve umut kazandıran bir mücadele tarzı olmuş ve o günden bugüne “Direnmek Yaşamaktır” şiarıyla gelinmiştir. Bu yoldaşların direnişleri bir hakikati daha göstermiş ve bir insanın en zor koşullar altında, nefes alma imkanının dahi olmadığı bu baskı ve işkence ortamında iradelerinin kırılamayacağını ve zulme baş eğmeyeceklerini açığa çıkarmıştır. Kuşkusuz bu irade ve direniş ruhu Önder APO’ya bağlılık ve PKK kimliğini kişiliğinde içselleştirmekten kaynağını almaktadır. Mücadele ve direniş, Önder APO’nun yedi yaşından beri kendi kişiliğinde temel ilke edindiği bir yaşam felsefesidir. İmkansızlıklarda imkanı yaratan, iğneyle kuyu kazarcasına yoktan var eden Önder APO, söz ve pratiğinin birlikteliğini sağlayarak başarıya ulaşmasını bilmiştir. Önderlikte söz, eylemde başarı için söylenir. Yani Önderlikte söz, eylem ve başarı bir bütündür.

14 Temmuz şehitlerini tanımak Önder APO’yu ve PKK’yi anlamaktır
14 Temmuz direnişçilerinden Kemal Pir ve M. Hayri Durmuş yoldaşlar Önderliğin en yakın yoldaşları, dava arkadaşlarıydı. Önderlikten çok şey öğrendiler ve yaşama geçirdiler. Mücadele ettikleri dava için tereddütsüz, beyin ve yüreklerini sağlam tutup ilerlediler. Onların bu çizgisi örgüt çizgisi, mücadele çizgisiydi. Her şey sömürge Kürdistan tespiti ve sosyalizm bayrağı etrafında savaşan halkların özgürlükleri içindi. Onların sözleri PKK’nin, Önder APO’nun sözüydü. PKK’de söz pratikleştiğinde anlamını bulurdu. Biz bu gerçekliği bu şehit yoldaşlardan öğrendik ve eğer bizler bugün onların bize bıraktığı bu söz ve öz ile yaşıyorsak sonsuz anlam dünyasıyla tanışıyoruzdur. 14 Temmuz gibi tarihi günler bu şehit yoldaşların bize bıraktıkları mirasın ifadesidir ve 14 Temmuz ile pratikleşen de Kürdistan devrimidir. Böylece PKK ruhu 14 Temmuz direnişçilerini yaratırken, 14 Temmuz direnişi ise, 15 Ağustos’u, Bêrîtanı, Zîlanı, Agît’i ve daha binlerce Apocu ruh ile donanmış fedai militanları yarattı.
 Direnişin öncüleri olan Kemal Pir ve Hayri Durmuş yoldaşların kişilik ölçüleri de günümüz mücadelesi bakımından önem taşımaktadır. Çünkü onların militan ölçüleri partinin, örgütün yaşam ölçüleriydi.
 Kemal Pîr yoldaşın örgütleyiciliği, ikna gücü, etkileyici üslubu ve ciddi duruşu insanları çabuk örgütlemesine, yaşama ve partiye müthiş bağlılığı ise onu her görevinde başarıya götürmüştür. Örgütün görev ve sorumluluklarını hiçbir kaygı, tereddüt yaşamadan yerine getiren Kemal yoldaş, bu özellikleriyle bir devrimci militan kişiliğinin çizgisidir.
Hayri yoldaş ise istikrarlı, yaratıcı, mütevazı ve heybetli duruşu ile dikkatleri üzerine çeken bir yürüyüşün sahibi olmuştur. Her zaman mücadeleye olan inancını, umudunu yitirmeden, en kıt yaşam koşulları altında Önderliği ve halkı kendisine hep moral ve güç kaynağı haline getirmiş, her türlü sorumlulukları en iyi bir şekilde yerine getirmiş de olsa kendisini bu harekete ve halka karşı hep borçlu görmüştür. Bunun içindir ki Hayri yoldaşın şahadete giderken “mezar taşıma ‘borçludur’ diye yazın” demesi, onun bu özgürlük mücadelesinde kendisini yeterli görmeyen mütevazı kişiliğini, PKK ölçülerini en anlamlı ifade eden gerçeklik olmuştur. Aslında bizler 14 Temmuz ölüm orucu şehitlerine çok şey borçluyuz. Bugün kazandığımız başarı onların direnerek yarattıkları başarıdır.
Akif yoldaş da kişilik bakımından diğer arkadaşlardan farksızdır. En başta her türlü riski göze alan, örgütün en ufak bir talimatını tereddütsüz yerine getiren, iddialı, kararlı, eylemci, tarzı keskin, emekçi ve sıcakkanlılığı ile bilinen özelliklere sahiptir. Bir de Akif yoldaşın şahadete ulaşıncaya dek hep bir vicdan azabı çektiği ve kendisini bu konuda suçlu gördüğü, kabullenmediği durum, Mazlum Doğan yoldaşı zindandan kaçırma planındaki başarısızlığıdır. Fakat bu olay onda bir yılgınlık, inançsızlık, kendine güvensizlik yaratmaktan ziyade tam tersine daha güçlü bir iradenin, direnişin sahibi olmasında temel neden olmuş ve en ağır işkencelere rağmen her zaman işkenceciler karşısında alnı dik, cesaretli ve onurlu bir duruş sergilemiştir.
Ali Çiçek yoldaşı anlatmak ise gerçekten çok zordur. Bu arkadaşların içerisinde en genç olan bu yoldaş, o genç yaşına rağmen oldukça olgun, ciddi, soğukkanlı, ilişkilerinde güven kazandıran, örgütün her türlü görev ve talimatlarına büyük bir ciddiyetle yaklaşan ve hiç tereddütsüz yerine getirme iddiasını taşıyan bir karaktere sahiptir. Onun partide ilk aldığı görev ise, Kemal Pir yoldaşın Urfa cezaevinden kaçırılması eylemidir. Ali arkadaşın devrimci militan kişiliği, Önder APO’ya, PKK’ye olan inancı ve bağlılığı onun bu görevini başarıya götürmesinde en temel neden olmuştur. Dolayısıyla bu arkadaşları öyle birkaç özelliklerini dile getirmekle anlatmak yetmiyor. Çünkü onlar bu yaşamdaki duruşları ve eylemleriyle tarihe geçmiş insanlardır.
Tarihe ismini yazdıran diğer bir yoldaş da Sara ( Sakine Cansız ) arkadaştır. Amed’in büyük zindan direnişçilerinden Sara yoldaşı da bu vesileyle anmak istiyorum. Çünkü Amed zindanındaki o vahşete ve işkencecilere karşı güçlü, iradeli duruş sergileyen bir devrimci kadın ruhuyla, ödün vermeden direnen Sara yoldaşın bu duruşu düşmanı şah damarından vurmuştur. Dersimin asi isyankar kızı Sara arkadaşı anlatmak aslında koca bir tarihi anlatmaktır. Yaşamı ve mücadelesi ile bir destan olan, karanlıklardan aydınlığa ışık tutmuş bir devrimci kadın militan çizgisidir Sara arkadaş. O da genç yaşlarda özgürlük mücadelesiyle tanışır, Önderlik devrim savaşında kadına yer verdiğinde ilk katılanlardan olur ve hakikat arayışına soyunur. PKK kurucularından ve Önderliğin yakın arkadaşlarından birisi olan Sara arkadaş, Önderlik gerçeğini kendisine örnek alan, Önderlik özelliklerine yakın, disiplinli ve her işinde titiz bir arkadaştır. Yine asi isyankar duruşu ve baskıya, zulme boyun eğmeyen mücadele tarzı, onu hep direngen kılmış ve yaşamının her anında acılarla karşılaşmış olsa da, her zaman Önder APO’dan ve PKK’nin duygu yüklü, anlamlı, yürekli ve onurlu yoldaşlık ilişkilerinden güç alarak bağlılığını şahadete ulaşıncaya kadar sürdürmüştür.
Sara arkadaş mücadele yaşamı boyunca örgüt çizgisine gelmeyen, kendine göre, pasif, iradesiz, PKK’ye kendi bireysel çizgisini dayatan, sorumsuz, iktidarcı ve daha birçok parti dışı anlayışlara karşı duran kişi veya gruplara karşı hep kavgada, büyük mücadeleler içerisinde bulunmuştur. En temel özelliği kavgacı oluşudur, bu kavgalarında haklı olan hep odur. Sara arkadaş haksızlıkları, yanlışlıkları anında tespit eden ve yaşamda etkileyici hitabı ile sürekli eleştiren ve tavır alan bir yaklaşımı esas almıştır. Şüphesiz ki örgütün biz kadro ve militanları olarak Sara arkadaştan örnek alacağımız ilke ve ölçüler çoktur. Sara yoldaş, bir özgür kadın çizgisidir, Önderlik çizgisidir, PKK çizgisidir. Bize düşen bu çizgiye layık olacak bir militan duruşu ortaya koymak, onun yarım kalan mücadelesine ve direniş ruhuna sahip çıkmaktır. Böylece özgür kadın kimliğine ulaşmak ancak Saralaşmakla mümkün olacaktır. Bugün Kürt halkı ve özgürlük hareketinde gelinen aşama, onların bu devrimci kişilikleri, mücadele tarzı ve direnişleri sayesinde olmuştur. Dolayısıyla 14 Temmuz büyük ölüm orucu ile yaratılan direniş geleneği günümüze kadar gelen ve her alanda, güçlü bir şekilde yürütülen bir mücadele tarzına dönüşmüştür. O dönemin direniş mücadelesi özgür yaşamda ısrar temelinde gelişirken, bugün ‘demokratik kurtuluş ve özgür yaşamı inşa’ mücadelesiyle gelişmektedir. Elbette inşa sürecinin görevlerinin başarıyla yerine getirilmesi ancak 14 Temmuz ruhu ile görevlere sahip çıkmakla ve bu ruhla mücadele etmekle gerçekleşebilir.
Önderlik, “PKK’li olmak her gün yeni başlangıçlar yapabilmektir” diyordu. Halk ve hareket olarak yeni başlangıçlara adım attığımız bu dönemde özgür yaşamı inşa etme görev ve sorumluluklar başta örgütün kadro ve militanlarına düşmektedir. Bunun için başta PKK militanları olmak üzere tüm örgüt kadroları 14 Temmuz ruhu ile kendisini yeniden inşa edebilmelidir. Gerçek PKK militanı olmak, bu direniş ruhuna ve mücadele tarzına sahip olmaktır. Nitekim bu direniş ile bugün daha fazla bilince çıkardığımız husus, Önderlik paradigmasının, yani halkların demokratik komünal değerlerinin adalet ve özgürlük temelinde somutlaşması ve bunun tüm Ortadoğu halklarını içine alan bir sisteme kavuşması gerçeğidir. O açıdan bugünün imkanları o dönemin (1980-82) imkanlarından katbekat fazladır. Bu imkanları iyi değerlendirirsek özgür yaşamı inşa hamlesini başarıya götürürüz.
Kadro 24 saat Önderlikle buluşma temelinde ve onun geliştirici, öğretici, zihniyette dönüştürücü eğitimlerine ağırlık verebilmelidir. Çünkü bu şehit arkadaşların en temel özelliklerinden birisi de kendilerini sürekli eğitmeleridir. “kadro örgütsel ve eylemsel kılınmış hakikattir” felsefesiyle yaklaşarak, 14 Temmuz şehitlerinin elimize tutuşturdukları özgürlük bayrağını yükselterek devrime kadar zaferle taçlandırmak en temel yoldaşlık görevimizdir. 14 Temmuz direnişi sadece dıştaki düşmana karşı gelişmiş bir direniş değil, aynı zamanda içte yaşanılan tüm geriliklere, parti dışı anlayışlara karşı da bir direniş olmaktadır. Bunu böyle anlamak daha doğru ve anlaşılır olacaktır. Bir devrimci militanın en temel görevi parti ilke ve ölçülerine gelmeyen, geri ölçüleri dayatan, bireyci, bencil, liberal ve kendine göre olan kişiliklere karşı her zaman bir mücadele içerisinde olmasıdır. Çünkü yeniden inşa hamlesinin başarıya ulaşmasındaki en temel yol, PKK ilke ve ölçülerine sahip çıkan ve direniş ruhu ile kendisini donatmış militanlar olmaktır. Bu aynı zamanda 14 Temmuz ruhuna ve onların yarattıkları mirasa sahip çıkmaktır.
Kadroyu geriye çeken, mücadelede pasif, tempoda kaplumbağa yürüyüşünü aşmayan, “zamanın ruhuna” girmemiş kişiliklere karşı mücadele elzemdir. Bu ölçüleri anlayan ve mücadele eden bir kadro için başarısızlık ise söz konusu olamaz. Başta gerilla sahası olmak üzere bütün görev sahalarında ancak 14 Temmuz ruhuyla katılmak başarıya götürecektir. Bu ruh fedai ruhtur, bu ruh başarı ruhudur, bu ruh inanç ruhudur, bu ruh iddia, kararlılık, moral ve umut ruhudur. Bu ruh ki, 12 Eylül faşizmini yenilgiye uğrattı. 14 Temmuz ruhu devrimci militan çizginin direniş ruhudur. O halde bu ilkeler temelinde yürür ve bu ruha sadık kalarak mücadele edilirse demokratik kurtuluş ve özgür yaşamı inşa hamlesinin başarısı kesinleşir. Bu temelde 14 Temmuz büyük ölüm orucu şehitlerini bir kez daha anıyor ve onlar şahsında tüm devrim şehitlerine olan bağlılığımızı yeniliyor, onların takipçileri olarak yarım kalmış umutlarını tamamlama sözünü veriyoruz.