YJA Star ordulaşmada zirveyi yaşıyor

DELAL AMED

konfernas6 2

 2011 yıllında gerçekleştirdiğimiz 5.Konferans sürecinde de halkların bir uyanış içerisinde olduğunu, bunun da halk ayaklanmalarına yol açtığını dile getirmiştik. Bu süreç başlattıktan sonra bölgede bulunan sistem güçleri bir çelişki içerisine girmişlerdir. Bölgenin bir değişime ihtiyacı olduğu gözler önündedir. Bu güçler de değişikliği birebir yapmak, kendilerini gelişen sürece müdahil kılmak istemektedirler. Amerika, İhvani Müslüm’ü iktidar yapmak istedi. Bunu Libya’da, Mısır’da denedi. Fakat Amerika’nın bu projesi Ortadoğu’da tutmadı. Erdoğan’ı model yapmak istediler, bu da olmadı. AKP hükümetinin siyaseti kendi kendine yıkıldı. Hem de Rojava’daki güçleriyle beraber bu yıkımı yaşadılar. Şimdi bir arayış içerisindeler. Ruslarla diyalog kurmaya çalıştılar. Gerçekten 3. Dünya savaşı yaşanıyordu ve bu durum kendisiyle iki blok oluşturdu. Doğu bloğunun temsilini Rusya, Çin yapıyordu. Bunun yanında Rojava bloğu oluşmuştu. Şimdi bir araya gelip sorunu çözme eğilimleri var, bunun için Cenevre konferansını yapmak istediler. İstedikleri proje gerçekleşmediği için de sürekli bu konferansı ertelemektedirler. Mevcut koşulda hiçbir çözüm yolları bulunmamaktadır. Suriye şu anda kilit noktası gibidir. Suriye’de ne tür bir gelişme sağlanırsa bu bölgeyi etkileyecektir. Bu yüzden Cenevre ile birlikte Suriye krizini bitirmek istiyorlar. Tarih belirlenmiş ama ne zaman yapılacağı belli değildir.

 

 

 

Sistemin bu çözümsüzlük durumu halklara devrim yapabilme fırsatını sundu. Bölgede yaşanan kriz birçok gücün açığa çıkmasına neden oldu. Bu boşluktan yararlan herkes kendisini güçlendirmeye çalıştı. Bu çatışma ve krizler içerisinde kendisini örgütleyen en tehlikeli çizgi ise El Kaide’dir. Kendisini Radikal İslam olarak tanımlayan El Kaide, bölge için gerçekten de çok tehlikeli bir güçtür. Bunu da tüm dünya çok somut bir şekilde gördü. Rojava’daki pratiklerini birebir gördük, bunlar irade tanımadığı gibi, yürüttükleri sözde savaş da tam bir vahşettir. Tüm kadınlara el uzatmakta, kendine ait mal olarak görmektedir. Tecavüz, talan, yağmalama onların kültürü olmuş durumdadır. Bunlar bölgede gittikçe güçleniyorlar. Çünkü Sudi Arabistan, Katar, Türkiye gibi ülkeler bunlara destek olmaktadırlar. Rojava’da Kürtler lehine gelişmeler kendisini baş gösterince, El Kaide daha da büyütüldü. El Kaide’nin kendisi bu ülkeler için de çok büyük tehlike ama söz konusu Kürtler olduğunda Türkiye’den Amerika’ya kadar tüm ülkeler onları büyütmeye çalıştı, herkes onları destekledi.

Kürt halkı Rojava’da çok büyük bir direniş gerçekleştirdi, doğru bir siyaset yürüttü. Bu Rojava’daki halkı ve onun siyasal, askeri temsilcilerini güçlendirdi. Bu kazanımlardan birincisi El Kaide’nin yenilgiye uğratılmış olmasıdır ve bu Kürt halkının mücadelesindeki başarının en somut örneğidir. Özellikle Rojava’da kendisini en iyi şekilde örgütleyen kadın çizgisinin kazanım elde etmiş olması çok önemliydi. Çünkü sorun bu gücün kendisiyle savaşmak değildi. Erkek egemen sistemin en güçlü temsili karşısında bir savaş yürütüldü. Bu yüzden yürütülen mücadele büyük önem arz etmekteydi. Bir de Rojava, Kürt halkına karşıt geliştirilen zihniyeti çok keskin bir şekilde kırdı. Bu yüzden elde edilen gelişmeler kesinlikle sıradan değildir.

Türkiye ve AKP hükümeti tüm planlamalarını Rojava’ya dönük yapmışlardı. Burada kazanım elde edip ortaya çıkarttıkları konsepti diğer Kürdistan parçalarında uygulayacaklardı. Yani Kürtler bir kere daha inkar ve imha edilecekti. Bu yüzden çeteci güçlere gözle görülür büyük destekler veriliyordu. Tüm siyasi ittifaklarını da bunun üzerinden yapıyorlardı. Türkiye bu dönemde kapitalist modernitenin esas oyuncusunu temsil etmektedir. Adeta bölgede bekçilik yapmaktadır. Suudi Arabistan, Katar gibi bölge güçleriyle ittifak içindedir. İslami güçler Rojava’da yenilgiye uğradı; bu aslında AKP hükümetinin yenilgisidir. Türk devletinin yenilgisidir. Mücadele bitmemiştir, bu yüzden de ulaşılan aşamayı daha da yükseltmeli, kazanımlar kalıcı kılınmalıdır. Bunu başarabilmek için büyük bir örgütlenme yaratılmalıdır. Bir de biz olaya sadece Kürdistan’ın bir parçasının sorunuymuş gibi bakmıyor, bu şekilde ele almıyoruz. Rojava’da yaşanan tüm gelişmeler, bir bütün mücadelemizi etkilemektedir. Şu anda Kürdistan’ın tüm parçalarının kaderi Rojava’ya bağlıdır. Eskiden bu parçanın küçük olduğunu, diğer parçaların özgürleşmesinden sonra bu parçanın da rahat özgürleşebileceğini ifade ediyorduk. Fakat bugün farklı bir hakikat ortaya çıktı. En küçük parça en önemli stratejik rolü oynamaktadır. Çünkü orada tüm dünyanın genel bir siyaseti yürütülmektedir. Kapitalist modernite artık kendisini bu bölgede yeni bir dizayn ile konumlandırmak istiyor. Çünkü eskiden oluşturduğu ve oturttuğu sistem şu anda iflas etmiştir. Kapitalist moderniteye hiçbir fayda sağlamamaktadır. Ona zarar vermekte, başına bela olmaktadır. Bu yüzden buradaki mevcut sistem değiştirilmek istenmektedir. Yeni bir dizayn yaratılmak isteniyor. Bunu da Suriye’deki mücadele üzerinden yapmak istemektedirler. Suriye’de yaşanacak her durum Ortadoğu’nun geleceğini de etkileyecektir. Eğer 2012 yılında bir devrim ortamı yaratıldıysa, bu koşullardan kaynaklıdır. Kapitalist modernite kendisini tam olarak hazırlamamış, ittifakını tam olarak yaratmamıştı. Buraya nasıl müdahale edeceğini netleştirmemişti. Savaş yoluyla mı, yoksa farklı bir yolla mı müdahale edeceğinin kararını vermemişti. Bu da kim güçlü örgütlenirse onun kazanabileceği bir ortamın oluşmasına neden oldu.

konfernas62012 yılında İran ve Türkiye, Kandil’e ortak operasyon düzenlemişlerdi. Aslında ilk olarak, devrimci halk savaşı hamlesi burada başlamıştı. İki ülke ortak bir operasyonla üzerimize gelmek istedi ama Kandil direnişi buna fırsat vermedi. Burada yenilgiye uğradılar ve İran ateşkes yapmak zorunda kaldı. Şu an Suriye’ye yapılan müdahale esasında İran’a yapılan bir müdahaledir. İran bunu çok iyi biliyor. Suriye’de, Libya’da da savaşan güçler İran güçleridir. Bu yüzden ateşkes onların işine yaradı. Bu durum bu şekilde devam etmeyecektir. Batman’da Hizbullah eliyle bir gencimizi şehit düşürdüler. Hizbullah neden birden bire yeniden Kürdistan’da açığa çıktı. Evet, örgütlenmeleri zaten vardı ama İran onları harekete geçirdi. Biz Rojhilat sahasındaki gelişmeleri, buna bağlı olarak İran’ın yürütmeye çalıştığı siyaseti iyi takip etmeliyiz. İran’ın bize karşı her an bir saldırısı gelişebilir. Bunun için büyük bir savunma gücünün yaratılması önemlidir.

Newroz ile birlikte Kuzey Kürdistan’da bir süreç başladı. Hem Önderlik hem de örgütümüz bu sürecin başarılı ilerleyebilmesi için elinden geleni yaptı. En başından beri üzerine düşen sorumlulukları hiç tereddütsüz yerine getirdi. Tüm bunların karşılığında AKP hükümeti hiçbir somut adım atmamıştır. Bundan dolayı, YJA Star olarak bazı noktalarda net olmalıyız. AKP şimdi Önderliğin yanına bazı kesimleri göndereceğini, bazı adımlar atacağını söylüyor. Sürecin devam ettiğini göstermeye çalışıyor. Bunların hepsi oyalama politikalarıdır. Bunları bilmemiz, ona göre hareket etmemiz şarttır. Erdoğan bir şey söylüyor, sanki söyledikleri bir gerçeği ifade ediyormuş gibi herkes hemen harekete geçiyor. Erdoğan’ın Amed’de yaptığı “herkes dağdan inecek, cezaevleri boşalacak” sözleri hemen gündeme alındı. Oysaki geri çekilme sürecinde bile Erdoğan savaş hazırlığı içerisindeydi. Hepimiz bunu çok iyi biliyoruz. Artık AKP’nin zihniyeti çok net ortaya çıkmıştır. Çünkü AKP mevcut durum üzerinden yatırımlar yapmış durumda ve bu yatırımlardan kolay kolay vazgeçmez. Öyleyse hiçbir gelişmeyi AKP’nin insafına bırakamayız. Yapmamız gereken en temel şey kendimizi en iyi şekilde örgütleyerek, Önderliğimizin projelerini kendi mücadele yöntemlerimizle yaşamsallaştırmaktır.

6. Olağan YJA Star konferansını, partimiz PKK’nin 35. kuruluş yıldönümünde gerçekleştirdik. Böylesi tarihi bir günde konferansımızı gerçekleştiriyor olmak çok anlamlıdır. Kuşkusuz PKK’yi diğer partilerden farklı kılan, kadın mücadelesini içinde barındırmasıdır. Kadının özgürlük yürüyüşü PKK ile başlamıştır. Bu özgürlük yürüyüşü otuz beş yıldır büyük bir başarı ile devam etmektedir. Özgürlük mücadelesinin mimarı Önder Apo’dur. PKK’nin kuruluşundan bugüne kadar Önderliğimiz bu mücadeleyi büyük bir direnişle devam ettirmektedir. Bu yüzden, her şeyden önce Önder Apo’yu selamlıyoruz. PKK’yi büyük emek ve fedakarlıklarla yaratan Haki Karer ve Sakine Cansız yoldaşlar başta olmak üzere, en son devrimci halk savaşında şehit düşen Arjîn, Çiçek, Rozerîn, Rojîn, Reşît ve Kerim yoldaşlar şahsında tüm şehit yoldaşlarımızın önünde saygıyla eğiliyoruz. YJA Star konferansını tüm halkımıza, kadınlara kutluyoruz. Bugün YJA Star yalnızca Kürt kadınlarına değil, tüm Ortadoğulu kadınlara ve dünya kadınlarına öncülük yapmaktır. Bu yüzden konferansı tüm bölge ve dünya kadınlarına armağan ediyoruz.

Tabii bugün bu kadar büyük ve nitelikli bir güçle aynı konferans çatısı altında buluşmamızı, Kürdistan’ın dört parçasından olup YJA Star’da yer alan arkadaşların bir araya gelişini; tartışma yapabilmemizi, karar alabilmemizi, geleceğe dönük planlar yapabilmemizi, kararlıkla mücadeleyi başarıya götürebilmemizi sağlayan şey, şüphesiz mücadele tarihi boyunca harcanan emek ve değerlerdir. Yaşadığımız mücadele süreci çok çetin bir mücadele sürecidir. Özgürlük yürüyüşü küçük bir grupla başladı; yavaş yavaş büyüdü. Bunun içerisinde yer alan kadınlar özgürlüğün bedelini vererek bugünleri yarattılar. Kadın, özgürlük hareketine katılımıyla kendisini en iyi biçimde örgütledi. Başta YJWK,YJRK ve YAJK deneyimleri yaşandı. Özellikle YAJK, Beritan arkadaşın şahadetiyle kadın ordulaşmasına yol açtı. Bugüne kadar da devrime doğru kararlı adımlarla ilerledi. Şu an içerisinde yaşadığımız durum da devrimdir; kadın devrimidir. Bu devrim hiç kuşkusuz kendisiyle, başta Kürdistan halkının olmak üzere diğer tüm halkların devrimini yaratacaktır.

Konferansımız PKK’nin 35. kuruluş yıldönümüne denk geldiği kadar, özgür kadın ordulaşmasının da 20. Yıldönümüne denk gelmiştir. 93 yılının hemen hemen bu aylarıydı. Ekim ayının sonu Kasım ve Aralık aylarının başlangıcıydı. Önderliğimiz, kadının savaşta elde ettiği kazanım ve başarıları daha örgütlü bir güce dönüştürmek için kadın ordulaşmasını yaratmak istedi. Ordulaşma bizler için gerillalaşmayı, iradeleşmeyi, karar sahibi olmayı ifade etmektedir. 20 yıldır varola gelen kadın ordulaşma düzeyimiz her geçen günde büyüdü, kendisini daha etkin ve güçlü hale getirdi; yeni nesilleri kattı. Bugün Kürdistan’ın her parçasına dağılarak, kendi savunma gücünü oluşturdu. Bundan dolayı konferansı bu dönemde yapmamız daha da anlam kazanmaktadır. Hem YJA Star’ın ulaştığı düzey hem de özgür kadın ordulaşmasının 20. yıldönümü konferansımıza daha da tarihi bir anlam katmaktadır.

İçinden geçtiğimiz süreç çok hassas ve önemlidir. 2011 yılında devrimci halk savaşını başlattık. Bu kuşkusuz kendisiyle büyük kazanımlar açığa çıkarttı. Bu hamle ile hem Önderliğimizin özgürlüğünü hem de Kürdistan’ı özgür bir statüye ulaştırmayı hedeflemiştik. Mücadelemiz büyüdü, bir düzeyi de açığa çıkarttı fakat hedeflediğimiz şeyleri yerine getiremedik. Mücadelemiz bu düzeye ulaştıktan sonra ne olursa olsun başarıyı yakalamalıyız. Gerçekleştirdiğimiz YJA Star konferansının yerine getirmesi gereken temel görevlerinden birisi de budur.

Geçirdiğimiz süreç birçok değer ve kazanım ortaya çıkarttı. Kuşkusuz bu kazançlar, kırk yıla yakındır yaratılan mücadeleden bağımsız değildir. Özgürlük hareketinin yarattığı mücadele ve dışarıda yaşanan gelişmeler devrime dönüştürüldü. Rojava’da kadınların öncülüğünde gelişen mücadeleyle Kürt halkı statüsünü ilan etti. Buna rağmen hala Rojava’da yaratılan pozisyon kalıcılaşamadı. Hala da çatışma ve sıcak savaş devam etmektedir. 2013 yılında Kuzey Kürdistan’da savaş yürütmedik. Önder Apo, Newroz’da yeni bir süreç başlatmıştı. Bu yüzden de Kuzey Kürdistan’da çatışmasız bir pozisyon oluşturduk. Tabii bu orada mücadele yürütmediğimiz anlamına gelmez. Önderliğimizin önümüze koyduğu görevleri yerine getirmek için çalışmalar yürüttük.

Kuzey Kürdistan alanında, 2011 yılının başından 2012 yılının sonuna kadar da devrimci halk savaşı çok güçlü bir şekilde yürütüldü. Çok büyük bedeller verdik. Şehit Çiçek, Rozerîn, Rojîn, Ruken bu sürecin içinde, tam merkezinde yer aldılar. Çok çetin bir mücadele yaşandı. Tabii eksiklik ve yetmezliklerimiz de vardı. Bir hamle başlatıldığında bu hamlelerin amaçları belirlenmişti. Bu hamlenin en temel amaçları; Önderliğimize özgürlük, Kürt halkına statüydü. Bu amaçlarımıza ulaşamadık. İşte bu konferansın görevi bu süreci iyi değerlendirmek, yetersizliklerimizi açığa çıkartmak ve bunları telafi etmekti. Komutanın yetersizlikleri nelerdi, öncülükte yaşanan sorunlar nelerdi, bizlerin başarıya ulaşmasına engel olan nedenler nelerdi? Bu soruları cevaplandırarak, yetersizliklerimizi ele aldık. Devrimci halk savaşı sürecinde potansiyelimizin %70’ni kullanmadığımız halde büyük sonuçlar aldık. Eğer potansiyelimizin %30’nu açığa çıkarttıysak, %70’ini açığa çıkartamadık. Demek ki tüm gücümüzü kullansaydık, daha farklı sonuçlar elde edebilirdik. O zaman zafer kesinlikle bizlerin olurdu. Öyleyse potansiyelimizi açığa çıkartmamızda bizlere engel olan durumların neler olduğunu iyi tespit etmeliyiz.

Kuşkusuz bu mücadele çok önemli durumları ve sonuçları da açığa çıkarttı ki, 2012 yılının sonunda Türk devleti ve AKP hükümeti, Önderliği devreye koymak zorunda kaldı. Heyetler aracılığıyla Önderlik ile görüşmeler oldu. Önderlik bu durumu, Kürt sorunun kalıcı çözümüne dönüştürmek istedi. Bu Önderlik için bir tarzdır. Herkes Önderliğimizin savunmalarını okuyor. Önderliğin bu konudaki yaklaşımları artık çok nettir. Ne olursa olsun, halklar için çözüm yolu savaş ve şiddetle değil demokratik yöntemlerle oluşturulmalıdır. Ancak bu yol halklara kalıcı bir barış getirebilir. Önderlik bunun en ufak bir fırsatını bulduğu zaman bunu değerlendirmektedir. Bu yüzden Önderlik bu süreci çözümün hizmetine koymaya çalıştı. Devlet ve AKP hükümeti bunu fark ettiği zaman, yılın başlangıcına bir komplo ile başlamamızı istedi. Paris’te Sara, Rojbîn ve Ronahî arkadaşlara dönük gerçekleştirilen komplo bu anlamı taşımaktadır. Önderlik bir süreç başlatmak istiyordu, bu engellenmek istendi. Yine Amed’de Numan arkadaş ve diğer yoldaşlarımızın yaşadığı şahadetler de bu komplonun bir parçasıydı. Önderliğin ve özgürlük hareketinin atacağı yeni adımların engellenmesi için bu komplolar gerçekleştirildi. Buna rağmen Önder Apo, sürece ısrarlı ve iddialı yaklaştı. Newroz’da tüm kamuoyuna ve Kürt halkına bu süreci açıkladı. Bu çok tarihi bir adımdı. Kimsenin beklemediği ve yerinde bir adım olduğu için dünyada da büyük yankı yarattı. Bu sürecin karşıtı olanlar bile yaşananları ret edemeyecek durumda kaldılar. Bu, çözümü çok istediklerinden, olumlu düşündüklerinden değildi elbet fakat yerinde atılan, stratejik bir adım olduğu için kimse karşı çıkamıyordu. Hareketimiz siyasi alanda atması gereken adımları tereddütsüz atıyordu.

Askeri yönden de gerçekleştirmemiz gereken hususlar vardı. Birincisi; ateşkesin sağlanması, çatışmaların durdurulmasıydı. Biz hareket olarak bunun gereklerini yerine getirdik. Newroz’da Önderliğimizin yaptığı açıklamadan sonra Kuzey Kürdistan’da tek bir çatışma yaşanmamıştır. Tek bir ölüm olmadı. Bu süreç içerisinde, Kuzey Kürdistan’da bulunan gerilla güçlerimizin Medya Savunma Alanları’na çekilmesi gerekiyordu. Bunun büyük bir kısmı gerçekleşti. Hem de hiçbir yasal koşul oluşturulmadan, hiçbir güvence yaratılmadan, hatta Türk devletinin ve hükümetinin yarattığı engellere rağmen bu süreç büyük bir fedakarlıkla yerine getirildi. Geldiğimiz aşamada bu süreç artık bir tıkanmaya doğru ilerlemektedir. Çünkü bu süreç karşılıklıydı, tek taraflı değildi. Belki yazılı, resmi bir belge yoktu ama her şey bir konsensüs içerisindeydi. Özgürlük hareketinin yapacakları ve devletin yapacakları noktasında bir konsensüse ulaşılmıştı.

Gerçekleştirdiğimiz konferans birçok hususu yakından inceledi, tartıştı. Süreç artık tıkanmaya doğru gitmektedir. Süreci tıkanmaya doğru götüren durumları, atacağımız hamlesel adımlarla ortadan kaldırmalıyız. Özgürlük hareketimiz geri adım atamayacak bir duruma gelmiştir. Artık büyük bir devrime doğru gidiyor. Kürdistan’ın bir parçası özgürlüğe doğru ilerlemektedir. Bu kadar kazanım, değer ve şehitlerimizin kanı var. “Süreç biraz yavaş ilerlesin, biraz dursun” diyemeyiz. Bizler artık zafere mahkumuz. Zaferden başka hiçbir yolumuz bulunmamaktadır. Bundan çok kısa bir süre önce 10. PKK Kongeresi ve 6. KJB Kurultayı gerçekleşti. Bu kongre ve kurultaylar şunu çok net açığa çıkarttı; bu dönem final dönemidir. PKK ve kadın gücü olarak mutlaka zaferi kazanmalıyız. Bu kurultay ve kongrede zafer kararı alındı. Bunun hemen ardından HPG bu durumu değerlendirdi. PKK’nin açığa çıkarttığı sonuçları, kurultayın yarattığı ruhu değerlendirerek, HPG de konferansını gerçekleştirdi. Bu temelde kendisini yeniden planladı. Yeninde yapılanma kararı aldı. Önümüzde zorlu bir süreç bulunmaktadır. YJA Star da kendisini kongre ve kurultayın aldığı başarı kararına göre yeniden planlayacaktır. Zaferi nasıl yakalayacağını tartışacaktır. Kuşkusuz geçen dönemde çok önemli kazanımlar elde edildi. Özellikle devrimci halk savaşı hamlesinde YJA Star gücü gerçekten zirveyi yaşadı. Biz bunu bu şekilde değerlendirdik. Yaşananlar kadın ordulaşmasında bir zirvedir. İlk defa bu kadar büyük bir kadın gücüyle hamleye katılım yaşandı. Çok büyük bir nitelikle sürece katılım ve öncülük yapıldı. İlk defa kendi öz gücüyle, bu kadar özgün eylemler gerçekleştirildi. Bunlar bizim için kazanım ve tecrübe olmuştur. Kendimizi bu temellere dayandırmalıyız fakat amacımıza tam olarak ulaşmadığımızı unutmamalıyız. YJA Star olarak, amacımıza ulaşmamızı engelleyen durumlar nelerdi? HPG içerisinde bir öncülük geliştirdik fakat yetersiz kalan yanlarımız da oldu.

Bu yüzden gerçekleştirdiğimiz konferansın görevi YJA Star öncülüğünde yeniden yapılanmayı derinleştirmek; bizi zafere götürecek gerillalaşma nedir, başarının komutanlaşması nasıl gerçekleştirilir? gibi sorulara pratik cevap olabilmektir. Bu konferansın en temel görevi budur. Yıllardır bu temelde büyük komutanlar ortaya çıktı. Kadın komutanlaşmasında, ordulaşmasında, gerillalaşmasında hep ileriye adımlar atıldı. Besêlerle başlayan kadın örgütlülüğü, Zelaller, Azimeler, Beritanlarla kendisini kadın ordulaşmasına götürdü. Çiçeklerle, Rozerînlerle ve Rojînlerle bu bayrak yeni nesillere devredildi. Bu bizleri özgürlüğe doğru ilerletti. Bu yüzden şehitlerimizin bizleri getirdiği bu dönemi zafere ulaştırmaya mecburuz; bu bizim en temel görevimizdir. Pratiğin geliştiği her yerden, YJA Star’ın kendisini mevzilendirdiği her alandan arkadaşlar bu konferansta yerini aldı. Bu esas üzerinde tüm arkadaşların büyük bir hassasiyet ve duyarlılıkla yaklaşım sergileyeceklerine inanıyoruz. Tekrardan şunu dile getirmek istiyorum; bu tarihi günde, PKK’nin kuruluş yıldönümünde, kadın rengi ile kadın gerillalaşması ile PKK’yi zafere götürecek olan, kadın ordulaşmasını zirveleştirerek zafere ulaştıracak olan bu konferans gücüdür. Konferansa katılan bileşimimiz aldığı tüm kararları yerine getirecektir. Yine konferansımız vesilesiyle, PKK’nin kuruluş yıldönümünü yani halkların bayramını ve özgür kadın ordulaşmasının yıldönümünü tüm halkımıza ve kadınlara bir kere daha kutluyorum.