KOMPLO VE İMRALI DİRENİŞ GERÇEĞİ

Rojbin GOLAV

komploABD, İngiltere ve İsrail’in başını çektiği NATO Gladiosu’nun Önderliğimizin özgürlük çizgisine karşı planlayarak hayata geçirdiği 9 Ekim uluslar arası komplosu 15 yılı geride bıraktı. Bilindiği üzere bu uluslar arası komplo gerçekliği, Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) ile doğrudan bağlantılı bir biçimde planlanıp uygulandı. 200 yıldan beri Ortadoğu coğrafyası üzerinde hegemonya oluşturmaya çalışan kapitalist modernite güçlerinin yeniden dizayn planlarının güncel ifadesini teşkil eden BOP’un hayata geçirilmesi önünde duran en temel engel, hareketimizin temsil ettiği özgürlük çizgisiydi. Bu nedenle emperyalist müdahalenin hayata geçirilebilmesi için ilk adım olarak Ortadoğu halklarının özgürlük umudu olan Önderliğimizin devreden çıkarılması gerekiyordu. 9 Ekim 1998 tarihi aynı zamanda BOP’un başlangıç tarihidir de. Komplocu güçler, Ortadoğu üzerindeki planlarını adım adım devreye koyabilmek için önlerindeki engellerin tümünü tek tek ortadan kaldırıp asıl hedeflerine ulaşmayı planladılar.

Önderliğimizin hedef olarak seçilmesi komplocu güçler açısından anlaşılır bir husustur. Çünkü Önderliğimiz, kapitalist modernite güçlerinin Ortadoğu coğrafyası ve halkları üzerindeki hesaplarını görüp, bu temelde de strateji ve taktik belirliyordu. Paradigmasal yaklaşımıyla, kapitalist modernite güçleri ile bölgesel ve yerel güçlerin geliştirmek istediği çizgiye karşı alternatif üçüncü bir yol ve çizgiyi, başta kadınlar olmak üzere özgürlük arayışı içerisinde olan tüm ezilen halklara ve kesimlere sunuyordu. Önderliğimiz özgürlük çizgisiyle bu anlamda kapitalist modernitenin Ortadoğu üzerindeki yayılmacı ve neokolonyalist planlarını deşifre ediyor ve bozuyordu. Önderliğimizin ve hareketimizin varlığı, konumu, hegemon sistemin Ortadoğu siyasi satrancında hamle yapmasını engelliyordu. Büyük Ortadoğu Projesi’nde yer bulacak olan bağımlı, işbirlikçi Kürt kimliği ve teslimiyet çizgisiydi. Bu temelde bu güçleri de yanına alarak, Önderliğimiz şahsında halkların özgürlük değerlerine saldırıp teslim almaya çalıştılar.

NATO Gladiosu’nun özel operasyonu ile İmralı’ya götürülüp hapsedilen Önderliğimiz, uluslar arası komplo gerçekliğini boşa çıkartmak için 15 yıldır kesintisiz bir direniş içerisinde. Proto-Guantanamo olarak da isimlendirilebilen İmralı Sistemi’ni içeriden çökertip muazzam bir beyin gücü ile özgürlük çizgisini burada daha da derinleştirip paradigmasal bir niteliğe kavuşturdu. Demokratik, ekolojik, kadın özgürlükçü toplum paradigması ile başta kadınlar olmak üzere halklara, kapitalist modernitenin Ortadoğu’yu sürekli kriz ve kaos halinde tutmak için ithal ettiği ulus devletçi zihniyet ve yapılanmalara karşı mücadele yol ve yöntemlerini gösterdi. Bu temelde de Ortadoğu gerçekliği içerisinde kapitalist modernite güçlerine karşı üçüncü bir yol ve gerçek bir alternatif olarak açığa çıkan ve Önderliğimizin İmralı direniş gerçekliğinde somutluk kazanan demokratik moderniteyi yaşamsallaştırma mücadelesi giderek yükselmekte. Bu mücadele Rojava Kürdistan’ında Kürt halkının öncülüğünde büyük bir özgürlük aşkı ve inancıyla devam etmektedir.

Kürt sorununun demokratik siyasal ve barışçıl yollarla çözümünü dayatan Önderliğimizin çözüm süreçlerine, komployla, çatışma ve savaşla cevap veren kapitalist modernite güçleri, bugün yine aynı yöntemlerle devreye girmeye çalışmaktalar. Kürt sorununun demokratik siyasal yollarla çözümünün sağlanabilmesi için 15 yıl boyunca büyük bir emek ve çaba sarf eden Önderliğimiz, son olarak 21 Mart’ta demokratik çözüm deklarasyonuyla bu çabalarını üst bir aşamaya ulaştırdı. Bir yıla yakın bir süredir de devletle yapmış olduğu görüşmelerle, Türk devletini demokratik siyasal çözüme çekmeye çalışıyor. Bu temelde 23 Mart’ta karşılıklı ateşkes ve gerillanın çözüm yürüyüşüyle süreci daha da ilerletmeyi ve bir müzakere boyutuna taşırmayı hedefledi. Önderliğimizin yapmış olduğu çağrılara ve çözüme dair girişimlerine özgürlük hareketimiz büyük bir kararlılık göstererek sahip çıktı. Ancak Türk devleti ve AKP hükümeti üzerine düşenleri yapmak yerine, seçim hesapları yaparak oyalamacı taktiğini sürdürmeye devam ediyor. Gerillanın çözüm yürüyüşünü fırsat bilerek, karakol, kalekol, baraj yapımlarına hız verdi. Sınır hattındaki karakol sayılarını arttırdı ve çözüm yürüyüşünü başlatan gerillaya yönelik de operasyonlarına devam etti. Son olarak da, tek taraflı bir “demokratikleşme paketi” hazırlayarak çözüm iradesinden yoksunluğunu ve inkâr, imha politikalarındaki ısrarını ortaya koydu. Adına demokratikleşme paketi dedikleri bu pakette, Kürt sorununun çözümüne katkı sunabilecek, Kürt halkının varlığını anayasal güvence altına alacak ve süreci daha üst bir aşamaya taşırabilecek herhangi bir düzenleme söz konusu değildir. Bu anlamda paket, tek dil, tek bayrak ve tek vatan zihniyetinde ısrardır. Bu zihniyetle AKP hükümeti ve Türk devleti Kürt halkının özgürlük yürüyüşüne engel olamayacağı gibi Kürt sorununu çözümsüzlüğe iten diğer iktidarlar gibi aşılmaktan kurtulamayacaktır.

Bir kez daha açığa çıkmıştır ki, süreci ilerletecek olan özgürlük hareketimizin öncülük ettiği direniş güçleridir. Bunun başını da Kürt kadınları ve gençleri çekmektedir. Devletten özgürlük beklenemeyeceği AKP’nin son olarak hazırlamış olduğu demokratikleşme paketinden de anlaşılmaktadır. Özgürlüğünü sağlayacak olanlar özgürlüğe ihtiyaç duyanlardır, ezilenlerdir, sömürülenler ve asimilasyona tabi olanlardır. Özgürlük mücadelemizi yükselttikçe Kürt halkının özgür yarınlarına bir karanlık gibi çöken uluslararası komplo gerçekliğini de ortadan kaldırabilecek ve Önderliğimizle özgür yarınlarda buluşma düşümüz gerçekleşecektir. Yükselen özgürlük mücadelemiz uluslar arası komplo gerçekliğini parçalayacak ve ortadan kaldıracaktır. Önderliğimizin İmralı direnişini tüm mücadele alanlarına yaymalı ve İmralı direniş ruhu yeni dönem mücadele ruhumuz haline gelmelidir. Önderliğimiz şahsında hedeflenen özgürlük çizgimizi daha fazla sahipleneceğimiz kuşkusuzdur. Direnerek başarmak ve özgürlüğe ulaşmaktan daha onurlu ve değerli bir şey yoktur. Bunu bize Önderliğimizin İmralı direniş gerçekliği gösterdi. Bu gerçeklik 15 yıl boyunca bize moral ve coşku verdi, özgürlük azmi ve tutkusu aşıladı. Komplonun iç ve dış dayanakları, Apocu yaşam felsefesine inanmış ve kendisini adamış militan yapıya yanaşamadı. Tasfiye ve imha hedefleri kursaklarında kaldı. Çünkü bu yaşam felsefesi, Zilanlar, Viyanlar, Arjinler, Rukenler, Jinler ve Sılavlar yarattı. Önderliğimizin direnişi, eylem alanlarına taşarak eşsiz kahramanlıklar ve fedai duruşlar açığa çıkardı. İnançlı ve yürekli bir kadın özgürlük ordusu oluşturdu.

16. yılında da komployla mücadelemiz devam edecek. Önderliğimizin direniş çizgisi temelinde halkımız ve Kürt kadınları özgürlüğüne doğru yol almaya devam edecek ve Önderliğimizle özgür ülkede buluşma hayalimiz gerçekleşecek. O vakit komplocu güçler tarihin en büyük lanetine uğrayacak ve bu lanetin içerisinde boğulup yok olacaklardır.