Rojava’da özgür Kürtlük vurulmak isteniyor

 

 

 

Emine ERCİYES                                                                                                                    

Ortadoğu’nun yeniden biçimlendirilmesi temelinde geliştirilen Büyük Ortadoğu Projesi ve bunun pratik müdahale adımları sonucu, tüm Ortadoğu yakılıp yıkılmaya devam ediyor. Bir taraftan kan gövdeyi götürür bir insan katliamı yaşanırken, bir taraftan Ortadoğu’nun tüm tarihi yakılıp yıkılmaktadır. Diğer taraftan halklar, mezhepler siyasi gruplar arası çatışmalar kızıştıkça, bir daha geri dönüşü çok zor bir savaş bilançosu açığa çıkmaktadır. Savaş insanların zihninde korkunç travmalı izler bırakmaktadır. Sokakları kan gölüne çeviren vahşi saldırılar, insanlık hafızasında kırılmalar yaratıyor. Ölen onlarca ve yüzlerce insan, vücutları parçalanan, kör, topal kalan insanların çoğu, belki de savaşın neden ve hedeflerinden habersiz insanlardı. Ve geride kalanların feryat figanları ölüm kadar iç parçalayıcı.

 Bu manzaraları izleyen hangi insan insanlığından utanmaz ki! İnsanlığından utanmaktan uzaklaşıp bu manzaraların normalleşmesi ise hepimize dayatılan zihinsel ve vicdani kırılmadır. İnsanlar niçin birbirini öldürüyor? Daha düne kadar birlikte yaşayan, aynı mahallede oturan, aynı camilere giden, çocukları aynı okullara giden, aynı pazardan alışveriş yapan, aynı işlerde çalışan bu insanlar nasıl birbirine düşmanlaştı? Tanımadıkları insanların onlarcasını birden katledecek kadar öfke nasıl birden kabardı? Bu katliamları başarmak için kendi canını verecek kadar gözü karalık nasıl gelişti?

İnsanların, birbiriyle bu anlamsız ve nereye gideceği belirsiz kavgasında Ortadoğu’nun yaşayan tarihsel hafızası da yok olup gidiyor. Tarihe güzelliğiyle, zenginliğiyle, mimarisiyle damga vurmuş şehirler harabeye dönüştürülüyor. İnsanların çekim merkezi olan,  Ortadoğu’nun ne kadar görkemli bir tarih yaşadığının ifadesi olan tarihi kentler ölüm merkezlerine, yıkık harabelere, ölüler kadar yaşayan insanların hayaletleriyle dolu, korkutucu hayalet kentlere dönüşüyorlar. İnsanların katliamı yanında bir tarih katliamı da yaşanıyor. Katledilen tarihle, geçmiş, toplumsal hafıza Ortadoğu’nun bilincinden silinmek isteniyor. Geçmiş silindikçe, bugün katliamlara boğuldukça gelecekte Ortadoğu insanının kafasında bulanıklaşıyor.

 Tüm bunlar Ortadoğu’ya dayatılan kaosun eseri. Hegemon güçler kendi varlıkların sürdürmeyi Ortadoğu’nun sömürüsü üzerine kurdukları gibi bu sömürünün diyalektiği Ortadoğu güçlerinin birbiriyle savaşı temelinde örülmüştür. Şimdi bu savaşların gelip dayandığı yer Suriye. Suriye’de hegemon devletlerin Ortadoğu’ya dayattıkları kaosun son perdesi yaşanıyor. Bu savaş nasıl ve nereye evrilecek? Anlaşılan o ki hegemon güçler Suriye’ye müdahalede ve kendi vermek istedikleri biçimi oturtmakta bu sefer acele etmeyecekler.  Irakta müdahale edip biçim vermek istediler. Fakat kurulamayan yeni düzen ve denge kendilerini de Irak’ın yıkıntıları altında bırakacaktı az kalsın. Bu nedenle bu sefer, açıktan ve resmi müdahaledense alttan alta karıştırıp dışarıdan izleyen görüntüsü vermeyi daha iyi bir yöntem olarak belirlemişler.

Bir Ortadoğu ülkesi daha yakılıp yıkılıyor. Hem de kendi toplumun eliyle yakılıp yıktırılıyor. İnsan neden kendi ülkesini yakıp yıkar? Egemen ve sömürgeci güçlere duyulan öfke ancak meşru savunma hakkını kullanmak temelinde bir mücadele ile anlamlı bir sonuç yaratılabilir. Bu ise halkın, toplumun birbiriyle kavgası, savaşı değildir, egemenlik dayatan kurumlara karşı yürütülecek bir öz savunma mücadelesidir. Ortadoğu’ya ve son süreçte Suriye’ye dayatılan öfkenin yönü belirsiz, hedefi belirsiz, bu nedenle kimi ve neyi hedeflediği belirsiz olduğu gibi yıkıcılığı gittikçe çığırından çıkmaktadır.

Bu çatışma ortamına rağmen Rojavalı Kürtler barış ve kardeşlik yanlısı olma yaklaşımıyla hareket etmişlerdir. Her zaman özgür iradelerini yaratma ve özgürce yaşamanın mücadelesini vermişler, yıllarca birlikte yaşadıkları halklarla ise kardeşlik ve barışı esas almışlardır. Kürtler kendi özgürlüklerinin düşmanının egemen ve sömürgeci güçler olduğunun farkındadır. Kendileri gibi tüm halkların emeğinin sömürgecilerin istilasından kurtulması ile halkların onurlu barışı ve kardeşliğinin mümkün olduğunun farkındadırlar.  Kürtler Rojava’da bir savaşa sürüklenmek istenmektedirler. Suriye’de çatışmalı süreç başladığında Kürtler herhangi bir güçle çatışmaktansa kendi özgür iradeleri ile kendi sistemlerini kurmayı daha anlamlı buldular. Bunda da önemli bir yol kat ettiler. Savaşa hiç gerek olmadan halkların kendi iradeleriyle yaşayabileceklerini bir yıllık devrim sürecinde ispatladılar. Rojava devriminin bir yılı tamamlandı, Kürtler bir yılda kendi demokratik sistemlerini gerçek bir halk iradesi olarak örgütlemede önemli bir mesafe kazandılar. Diğer taraftan devrimin yıl dönümünde Rojava’da Kürtlere yönelik saldırıların artması da oldukça düşündürücü.

Rojava’da kızgınlaşan savaşı herkes izlemekte. Peki, bu savaş neden başladı ve nereye gidiyor? Kürtler üzerlerine intihar eylemi tarzıyla gelecek kadar kimi, niye, nasıl kızdırdı? Ya da Kürtlerin önde gelen siyasetçilerinden İsa Hiso’yu hedef alan katillerin amacı ne? Halep’te Kürtleri toplu katleden zihniyet, sivil halka bu yönelimle neyi hedefliyor? Kürt köylerine saldırılar düzenleniyor, Kürt gençleri en vahşi yöntemlerle katlediliyor.  Devrimin yıldönümünü yaşadığımız bu günlerde Rojava’da yoğun çatışmalar yaşanıyor. Bir taraftan Kürtler Rojava devriminin yıldönümünü kutlarken, bir taraftan devrimin yıldönümünde Kürtlere karşı saldırılar gittikçe artmakta ve Kürtler bir kez daha direniş iradeleriyle tarihi yazmaktalar.

Öyle anlaşılıyor ki Kürtlerin özgürlüğü tüm bölge güçleri ve dünya hegemon güçleri için bir korkulu rüya. Bu nedenle adeta, karşıt cephede görünen güçler Kürtlere karşı birleşiyor, savaş açıyorlar. Suriye’de hakimiyet kavgası veren güçler, Kürtlere karşı her biri bir cephe açarak aslında ortak bir cephe oluşturuyorlar. Yine bir de Kürtlerin içinden çıkan sistem işbirlikçileri var. Egemen ideolojiden kopmayan, bu nedenle egemen güçlerin gölgesinde siyaset ve savaş yürüterek güç olmaya çalışan güçler. Kürtlere karşı savaş açan güçler kim olursa olsun, hegemon güçlerin, Kürtlerin özgürlük sistemlerini kurmalarından duyduğu kaygı sonucu ve hegemon güçlerin çıkarları temelinde bu savaşa girmişlerdir. Ve bu savaş özgür Kürt iradesini kırmaya yönelik kızıştırılan bir savaştır.

 Ortadoğu coğrafyası dünya savaşlarında parçalanırken, Kürdistan ve Kürtlere biçilen misyon parçalanma, soykırım ve asimilasyon ile bölgenin kanayan yarası olmadır. Hegemon güçler Ortadoğu’yu sömürürken, bölge güçleri de kendi sömürge ihtiyaçlarını Kürdistan üzerine oluşturmuşlardır. Böylece Kürdistan ve Kürtler iki kat bir sömürüye maruz kalmışlardır. Dünya hegemonları bölgeyi sömürürken asıl siyasetlerini Kürtlerin bu parçalılıkları ve bölge açısından çelişkili çatışmalı pozisyonları üzerine kurmuşlardır. Kürtler üzerinde egemen olan devletleri bir taraftan Kürtlere karşı sürekli kışkırtmışlar, bir taraftan da Kürtlerden korkulması gerektiği yönünde sürekli körüklemiştir.

 Yani Kürtler kimseyi kızdıracak bir şey yapmadılar. Rojava’da Kürtlerin özgürlüğünden korkuluyor. Ortadoğu hegemonyasını Kürdistan’ın parçalanması ve sömürülmesi üzerine kuran hegemon güçler açısından Kürtlerin özgürlüğü bir sendrom olmuş. Kürtler kendi özgür irade ve sistemlerini geliştirirse, bu tüm Kürtleri etkileyeceği gibi tüm Ortadoğu halklarını da etkileyecektir. Bu yüzden Kürtlerin özgürlüğü, hegemon güçlerin tüm planlarının boşa çıkması anlamına gelmektedir.  Rojava’da Kürtlere yapılan saldırılar tüm Kürt halkının özgürlük iradesine yapılan saldırıdır. Rojava’da özgür Kürtlük vurulmak isteniyor.

  Bu çatışmalı hal Kürtler için bir direniş ve özgürlük arayışı zemini anlamına gelmektedir. Bu kadar baskının cenderesinde olan Kürtler, tarihsel özleri olan direnişle var olma kavgası vermekteler. Kürtler için var olmak özgür olmak demektir. Özgürlüksüz var olmak soykırım kıskacından çıkamamaktır, asimilasyon ve sömürüden kurtulamamaktır.  Kültürün, dilin, siyasi iradenin tanınmadığı hangi ortamda özgür bir var oluştan bahsedilebilir? Bu kendisi olarak değil başkaları için var oluştur. Kürtlere kendi olmaktan çıkış dayatılırken, bugün Kürtler özgürlük iradeleriyle verdikleri mücadeleleriyle, özgür var olmanın koşullarını yaratmışlardır. Özgürleşen Kürt ise tüm Ortadoğu’ya dayatılan sömürge politikalarının iflası olacaktır. Özgürleşen Kürt iradeleşen Ortadoğu özgürlüğü olacaktır.