ROJAVA’DA JÎN-JIN DİRENİYOR

ROJBİN GOLAV
ypj rojavaJîn, Doğu Kürdistanlı bir Kürt kızı. Ömrünün en güzel zamanında, yaşama sıkı sıkıya sarılmış ve yaşamdan kopmak istemeyen bir fidan. Evet Jîn, 2012 yılının Ağustos ayında Rindikê karakoluna HPG ve YJA Star güçlerince düzenlenen devrimci operasyonda üzerindeki bombaları patlatarak yaşamını yitiren bir Kürt kadın gerillası. Yaşamla veda tarzını kendisi belirleyen, ölümün üzerine zılgıtlarla giden ve ölürken bile yaşam yaratma iddiasında olan bir genç kadın... Jîn’in işgale ve ülkesizliğe karşı biriktirdiği öfke büyüktü ve o öfkenin yarattığı onurlu, görkemli kadın duruşu anılmaya daima değer.

 

Jîn adanmış bir Kürt kadını. Jîn en yakın tarihte yitirdiğimiz devrimci Kürt kadınlarından aklıma ilk gelen isim. Ama bir de bilirim Kürdistan Özgür Kadın Hareketinin uçurumlarda kanatlanan Bêrîtan gerçekliği var, Zîlan gerçekliğinde oluşan bir feda çizgisi var. Ve Jîn, Jînler bu mirasın sürdürücüleri olarak bugün de kendilerini adıyorlar Kürt halkının ve ülkelerinin özgür yarınlarına. Ve tıpkı mirası devraldıkları büyük kadın özgürlük öncüleri gibi onlar da mücadelenin en orta yerinde yerlerini alarak çoğalıyorlar. Jîn’leşen Kürt kadınları Rojava’da mevzi tutmuş, silah kuşanmış ve işgale karşı barikat kurmuşlar.

Rojava devriminin öncülüğü onlarda. Sergiledikleri direniş karşısında duygularıma hakim olamıyor, onurlu duruşlarının yarattığı duygu yoğunluğuna bırakıyorum çoğu kez kendimi. Başarılarıyla mutlu olduğum ve güç aldığım zamanlar ağırlıklı olsa da, savaş gerçekliğinin yarattığı trajik sonlar karşısında gözyaşlarımı tutamıyorum. Bundan kısa bir süre önceydi; iki gençlik hareketi üyesi genç kadın, bir intihar eylemcisinin üzerine atlayıp daha fazla ölüm olmasın diye yaşamlarını adamışlardı. Böyle bir yürek büyüklüğü ve adanmışlık karşısında tüylerim diken diken oldu. Kürt kadınının özgür yaşamdaki kararlı duruşu, Rojava’da inanın zafer bayraklarını dalgalandırıyor. Böylesine yoğun bir saldırı altındayken, bu kadar büyük bir direniş Kürt kadınlarının özgürlük kavgalarına sıkı sıkıya sarılmaları ve buna öncülük etmelerinden kaynaklanıyor. Kadının özgürlükle arasında oluşturduğu bağ, toplumun tümünü birbirine bağlıyor.    

BAAS rejiminin uzun yıllardır baskısı altında kalan, kimliksiz ve statüsüz bırakılan Rojava halkı, direnişle, emekle yaratıyor özgür geleceğini. Kimsenin olana göz dikmiyor, ona ait olana sahip çıkmaya çalışıyor ve koruyor. Bunu yaparken de birlikte yaşadığı Arap, Süryani, Türkmen vb. halklara da kardeşlik hukuku çerçevesinde yaklaşım belirleyerek paylaşmayı esas alıyor. Varlığını ve kimliğini hiçbir zaman onlarınkinin üstüne koymadan, üstünlük kurmadan onlarla eşit, özgür ve kardeşçe yaşamak istiyor. Mezopotamya coğrafyasının çok renkli ve çok kültürlü kardeş halklar anlayışı temelinde kucak açıyor birlikte yaşadığı diğer halklara. Kürt halkı, tüm insanlığın özlemini çektiği demokratik konfederal sistemin inşa çalışmalarına Rojava Kürdistan’ından başlayarak öncülük ediyor. Devlet ve iktidar erki olmadan da, halkların kendi sistemlerini kurabileceklerini, kendi güvenliklerini sağlayabileceklerini ve ekonomik kaynakları sermaye tekellerinin tasarrufuna değil de, halkın yararlanabileceği kaynaklar haline getirilebileceğini 19 Temmuz 2012 yılından bu yana ilan ettiği devrimsel süreçle ortaya koydu. Köylerden başlayarak adım adım inşa edilen ve geliştirilen bir sistemsel gerçeklik söz konusu. Sosyal hizmet kapsamına girecek tüm kurumlarını oluşturmuş; asayiş ve güvenlik güçleriyle de yarattığı sistemi ve elde etmiş olduğu kazanımları korumaya çalışıyor. Kürt halkının Ortadoğu’da hiçbir zaman statü elde etmesini, kimliğiyle, diliyle ve kültürüyle kendine yaşam alanı açmasını istemeyen gerici güçler, Rojava Kürdistan’ındaki kazanımlara, Kürt halkının yaşamına saldırıyor ve katlediyor. Bu saldırılar karşısında büyük bir direniş var ve bu direniş Kürt kadınının öncülüğünde gelişiyor. Kürt kadınının direniş öncülüğüne büyük öfke duyan çeteci güçler, fetvalar çıkarıyor ve “Kürt kadınlarına tecavüz etmek helaldir” diyerek, saldırıyorlar. Ve bunu diyenlerle ilk çarpışanlar, Kürt kadınları, yani YPJ güçleri. Birçok kontrol noktasını denetiminde tutan, gittikçe büyük bir kadın ordusu haline gelen YPJ, Kürt halkının kazanımlarını koruyor ve işgale karşı direniyor.

Rindikê’den Rojava’ya döşenen kadın direniş köprüsü, Jîn’in şahsında somutlaşan mücadele ruhu işgale de geçit vermiyor. Jîn’in eylem kararlılığı, yaşam ve özgürlük kararlılığı Rojava’daki Kürt kadınlarının da gözlerine yerleşmiş ve baktıkları, durdukları her yer bir özgürlük alanı gibi çiçek açıyor.

Jîn, Bêrîvan, Peyman ve Şilanlaşarak çoğalıyor. Jîn-(yaşam) jin’le (kadın) bütünleşerek özgürlük umudu oluyor. Bu özgürlük umudu, hepimize işgale karşı, kadın bedenine yönelik saldırılara karşı direniş kararlılığı veriyor. Jînleşen Kürt kadını öncülüğünde kesinleşecek olan demokratik Ortadoğu ve özgür yaşam olacaktır...