Uluslararası Komplo Üzerine

Röportaj

rengin ark resimÖnderliğimizin Görkemli Direnişi Komployu Boşa Çıkarmıştır

YJA Star ve HPG komutanlarından Rengin BOTAN, Uluslararası komplonun 15. yılına hangi gelişmelerle girildiğini, bu süreç içerisinde nasıl bir mücadele yürütüldüğünü, uluslararası komplonun hangi mücadele tarzıyla boşa çıkarılabileceğini değerlendirdi. Uluslararası koplonunun esas hedefinin bir bütün bölge halkları olduğunu, uyanışa geçen ve isyana yönelen halklardan duyulan korku ve endişenin sonucu olarak uluslararası komplonun geliştirildiğini belirtti. Önder APO’nun 14 yıl boyunca görkemli direnişinden hiçbir taviz vermeden, komployu boşa çıkartma çabası içerisinde olduğunu ve özgürlük hareketimizin de bu komployu boşa çıkartmak için büyük bir mücadele yürüttüğünü ifade etti. Gelinen aşamanın Önder APO’nun özgürlüğüne yakın olduğunu ve bedeli ne olursa olsun, bu özgürlüğün mutlaka gerçekleşeğini dile getirdi.

 

Rengin Botan ile yaptığımız röportajı sizlerle paylaşıyoruz.

Star

“20. yüzyıl sonun en büyük komplosuydu”

Star: Uluslararası güçlerin birleşerek, Önderliğimize karşı geliştirdiği uluslararası komplonun 15. yılına giriyoruz. Bu süre zarfında birçok gelişme yaşandı ve değerlendirildi. Peki, özgürlük hareketi olarak bu 15. yıla nasıl girdiğimizi değerlendirebilir misiniz?

Rengin Botan: Uluslararası komplonun 14 yılını geride bırakıp 15.’ı yılına giriyoruz. Herşeyden önce Önderliğimiz şahsında, halkımızın özgür gelecek umutlarını kırmayı amaçlayan, Kürt halkını karanlıklara gömmek isteyen uluslararası 15 Şubat komplosunu, bu komployu tezgâhlayan, destekleyen ve uygulayanları büyük nefretle kınıyor ve lanetliyorum. Komployu alt etmek adına “Güneşimizi Karartamazsınız” şiarıyla bedenlerini ateş topu yaparak düşmanda patlatan, Önderliğimizin doğru ve hakiki yoldaşları, güneşin ve ateşin çocukları olan fedai militan yoldaşlarımızı saygıyla anıyorum. Onların özgürlük umutlarını mutlaka gerçekleştireceğimizin, Önderliğimize karşı geliştirilen komploya zemin sunan yetersiz yoldaşlığın özeleştirisini komploculardan hesap sorma vesilesi yapacağımızın sözünü yineliyorum.

Uluslararası 15 Şubat komplosunun 15. yılına, komplonun alt edilmiş olduğunu rahatlıkla söyleyebileceğimiz bir mücadele zemininde giriyoruz. Geliştirdiğimiz özgürlük mücadelesi artık yalnızca komplocu güçleri boşa çıkartma amacında değildir; komplocu güçleri geriletme ve tamamen ortadan kaldırma çabasını kendisine esas almıştır. Mücadele kazanımlarımızın geldiği düzey bunu hem gerekli kılıyor, hem de pratikleşmesi anlamında önemli imkânları ortaya çıkartmış bulunuyor. Şunu söylemekten artık çekinmiyoruz; Kürt halkının özgürlüğüne yakınlaştığı bir süreçteyiz. Hatta özgürlüksel değerlerin en fazla ortaya çıktığı ve somut gelişmelerin anı anına nakşedildiği bir dönem yaşanıyor. Bu gelişmelerin elbetteki kolay olmadığını, ciddi bedeller üzerinden yol katedildiğini belirtmek gerekiyor. Bunun için kısa da olsa uluslararası komplonun gerçekleştirilmesindeki amaç ve nedenlerine değinmek önem taşıyor.

İnsanlık tarihi boyunca, kahrmanlıklar kadar komplo ve ihanetler de yaşanmıştır. 15 Şubat komplosuyla, Önderliğimiz şahsında Kürtlere hatta Ortadoğu halkına, en pervasız ve insanlık dışı bir şekilde ihanet edilmiştir. Önderliğimiz şahsında özgürlük hareketimize ve halkımıza yönelik gerçekleştirilen topyekûn komplo, 20. yüzyılın son ve en büyük komplosunu teşkil etmektedir. Birçok uluslararası güç ortak çıkar paydasında bir araya gelerek, dünya çapında böylesi bir komployu gerçekleştirmiştir. Bizler şunu çok iyi biliyoruz; Önderliğimize yönelik gerçekleştirilen komplo Kürt halkı ve bölge halklarının özgür kimliğinden duyulan korkunun bir sonucu olarak geliştirilmiştir. Çünkü Önderliğimiz, yaşadığımız yüzyılda gerçek anlamda egemen sistemin köleci dayatmalarına karşı duran, özgürlük felsefesinin sahibidir. Kapitalist modernist sistemin iradesizleştiren, kuklalaştıran, insanı özünden çıkaran, toplumsal değerleri heba eden köhnemiş zihniyetine karşı; demokratik - ekolojik, cinsiyet özgürlükçü paradigmasıyla tüm insanlığa yeni yaşamın perspektifini sunmuştur. Bu hakikat ve perspektif egemenlikli sisteme karşı alternatif olduğundan, sistem sahipleri Önderliğimizi büyük tehdit ve tehlike olarak görmüş, dolayısıyla Önderliğimizin esaretiyle sonuçlanan alçakça uluslararası komployu geliştirmişlerdir.

Önderliğimizi, hareketimizi ve halkımızı marjinalleştirme, teslim alma ve nihai olarak tasfiye etme amacı güden komplocuların geliştirdikleri oyunların deşifre edilmesi, her dönem yenilenerek sürdürülmek istenen komplonun boşa çıkartılması, mevcut sürece çok daha güçlü girmemizi sağlamıştır. Özellikle Önderliğimizin, büyük öngörüsüyle komplonun hedeflediklerini zamanında fark etmesi, komplonun tüm iç ve dış ayaklarını deşifre etmesi, bu temelde sergilediği tarihi ve görkemli direnişle komployu boşa çıkartması, uluslararası çıkarlar denkleminde bir araya gelen güçlerin param parça olmasını sağlamıştır. Bu anlamda dönem dönem hamleler yaparak sonuç almaya çalışan komplocu güçler, ömürlerini uzatamadan bertaraf edilmişlerdir. Özgürlük mücadelemizin bugün devrimsel bir sürece girmesi bunun en somut ve önemli kanıtıdır. Kürt halkına düşmanlığı iş edinmiş tüm bölge ve uluslararası güçlerin, anı anına yükselen ve her günü zafere bir adım daha yaklaşan mücadelemiz karşısında artık ilerleyemez duruma gelmeleri, geliştirdikleri her tuzağın kendi başlarına bela olması komplonun artık miadını doldurduğunu ve tarihin karanlıklarına gömüldüğünün göstergesidir.

Özgürlük hareketimiz bölgede büyük bir güç olduğunu kanıtlamıştır

Star: Geride bıraktığımız bu 14 yılda uluslararası komplo ile mücadelede hareket olarak neleri değiştirebildik?

Rengin Botan: Sadece hareketimiz ve halkımız açısından değil, bütün bölge ve dünyada geçen yıllarda özellikle son birkaç yılda çok ciddi mücadeleler, değişim-dönüşümler yaşandı ve yaşanmaya devam etmektedir. Uluslararası güçlerin başını çektiği, Ortadoğu bölgesini yeniden dizayn etme girişimleri bölgemizi ciddi bir savaşın eşiğine getirmiş durumdadır. Kuşkusuz bu süreç sadece bölgede yaşanmıyor. Hemen hemen tüm sistem güçleri, şuanda yeni bir dünyayı dizayn etme projeleri geliştirmekteler. Öyle ki, bu gelişmeler çerçevesinde yaşananlara üçüncü dünya savaşı demek mümkündür. Karmaşanın yoğun olduğu bu sürece şu veya bu şekilde birçok güç katılmaktadır.

Yaşanan bu sürecin Kürdistan ve özgürlük mücadelemizi de yakından ilgilendirmesi, hareketimizin de sürece müdahil olmasını gerektirmektedir. Bugün özgürlük hareketimiz bölgede büyük bir güç olduğunu kanıtlamıştır. Bundan dolayı tüm bölge halklarına ideolojik perspektiflerini sunup pratikleştirmelidir. Elbette ki hareketimizin ulaştığı bu düzey dış güçlerin de attığı her adımda mücadelemizi hesaba katmasını zorunlu kılmaktadır. Bu durum özgürlük mücadelemiz açısından çok önemli bir gelişme aşamasını teşkil etmektedir.

Yüzyıllardır hem uluslararası güçler hem de bölge devletleri Kürt halkına karşı inkâra dayalı bir siyaset yürütmektedirler. I. Dünya Savaşı’ndan beri, hatta daha öncesinden Kürdistan, egemen güçlerin çıkarları doğrultusunda bölge devletleri arasında paylaştırılarak statüsüz bırakılmıştır. Aynı şey şimdi de bölge yeniden şekillenirken, tüm halklar belli bir yere ve statüye sahip olurken, Kürt halkı ve Kürdistan statüsüz bırakılmak istenmektedir. Oysa Kürtler yıllardır kendi özgürlük statülerini kazanmak adına ciddi mücadeleler vererek büyük bedeller ödemişlerdir. Halkımız özgürlük bilinci edinmiş, irade kazanmış ve artık kölelik statüsünü kabul etmeyen bir düzeyi yakalmıştır. Zaten uluslararası güçlerin Önderliğimize bu kadar öfkelenmesinin, tepkilenmesinin esas nedeni de budur. Önderliğimiz, herkesin bittiğinden emin olduğu Kürt halkını yeniden var etmiş, ona bilinç kazandırmış, varlığını ispat ederek, özgürlük talep eden bir halk düzeyine getirmiştir.

Ayrıca Önderliğimizin özgürlük felsefesi, demokratik –ekolojik, cinsiyet özgürlükçü paradigması sadece Kürt halkıyla sınırlı kalmadan tüm halklara, toplumlara ulaşmış durumdadır. Bu anlamıyla komplo karşısında direnen halk iradesi yükselttiği direniş ve mücadele ruhuyla, komployu ve komplocuları boşa çıkarmıştır. Özgürlük hareketimiz, bölge halklarına, egemenler ve komplocular karşısında ayaklanma ruhunu ve bilincini kazandırtmıştır. Kürtler ve Özgürlük hareketimiz, bölge halklarının yaşadığı devrimsel çıkışta büyük ilham kaynağı olmuştur. Bu halklar büyük bir uyanışı yaşayarak, egemen sistem karşısında özgürlük isyanını gerçekleştirmişlerdir. Sistem güçleri bu nedenle Önderliğimizi hedef alarak bertaraf etmek istemekte, bu şekilde intikam almaya çalışmaktadır. Ama bu intikam istemine karşı, Kürtler ve Kürt halkının bilinç, hakikat ve iradesi olan PKK, her bakımdan devrimi ifade eden bir döneme girmiştir. Bu dönem tamamen zafere kilitlenilen bir dönemdir. Bunu artık hiçbir gücün engellemesi de mümkün değildir.

Özgürlük mücadelesinin kazanımlarının Kürt halkında ortaya çıkardığı gelişme düzeyi tabii düşmanlarında da değişimlere yol açmıştır. Komplonun başarısız kaldığını, komployu tezgahlayan ve pratikleştiren güçlerin tümü hayıflanarak da olsa itiraf etmektedirler. Kürt halkının varlığını inkar eden, Kürdistan özgürlük mücadelesini terörize eden, bu mücadelenin yaratıcısı, geliştiricisi ve tüm başarılarının sahibi Önderliğimizi etkisiz kılarak bertaraf etmeye çalışan güçler, yani Kürt düşmanları bugün tam tersi ve olması gereken bir noktaya gelmişlerdir. Onlar artık Kürt halkının varlığını kabul etmek, özgürlüğünü tartışmakla kalmıyor, sorunun çözümünde esas muhatap ve aktör olan Önderliğimizin ayağına gitmek zorunda kalıyorlar.

“Önderliğimizin direnişi zaferin kapılarını aralamıştır”

Star: Önderliğimizin 1,5 yıla yakındır İmralı işkence sistemine karşı yürüttüğü direnişi nasıl ele alıyor ve değerlendiriyorsunuz?

Rengin Botan: Öncelikle bu konuda birşeyler söylemenin kolay olmadığını belirtmem gerekir. Özellikle Önderliğimize karşı görevlerimizi layıkıyla yerine getirememe, Önderlik üzerindeki saldırıları tam bertaraf edememe ve yetersiz yoldaşlığın yarattığı mahcubiyet bizi hep vicdani anlamda zorladı. Gelinen aşama itibariyle komployu tamamen etkisizleştirip Önderliğimizi özgürleştirmeyi bir borç bildiğimiz kadar, bunun gerektirdiği görev ve sorumlulukları eksiksiz yerine getirmek de önemli olmaktadır.

Öncelikle ortaya çıkan ve dile getirdiğimiz bütün gelişmelerin Önderliğimizin yaratımı ve büyük emeklerinin, çabalarının sonucu olduğunu belirtmek gerekir. Bu vesile ile Önderliğimizin tarihte ender rastlanan görkemli duruşu ve direnişi karşısında saygı ve minnettarlığımı tekrardan belirmek istiyorum. Önderliğimizin kendi özgürlüksel duruşu öncülüğünde Kürt özgürlük mücadelesini başlattığı günden bu yana hep özgün, özgür ve gelişmeler kaydeden bir direnişçi duruşun sahibi olduğu tartışmasızdır. Kapitalist modernite güçlerinin halkımızın ve hareketimizin özgürlük mücadelesini tasfiye saldırısında her zaman Önderliğimizi öncelikli hedef seçmesi elbette ki bu nedenledir. Bunun nedeni Önderlik duruşunun mücadelede belirleyici halka olmasıdır. Zira Önderliğimiz bu saldırıları etkisizleştirmek, bertaraf etmek adına önderliksel kurumu geliştirdi ve bunu örgütsel bir zemine oturttu. Sistemin saldırılarını bu şekilde boşa çıkarmayı başardı. Kuşkusuz Önderliğimizin geliştirdiği bu tutum dayandığı tarihsel kök, derin bilinç ve felsefi yaklaşımıyla bağlantılıdır. İşte İmralı işkence sisteminin her gün daha da ağırlaşarak yeni komplovari konseptlerle sürdürüldüğü ve sonuç almak istediği bu süreçte de Önderliğimiz tüm tasfiye oyunlarını çözerek buna karşı tavır aldı. İki yıla yakın bir süreçtir de İmralı’da dünyanın en görkemli direnişini sergilemektedir. Önderliğimizin bu direnişi mesajlarla dolu bir duruş ve tavırdır.

İmralı işkence sistemi Önderliğimize has çok bilinçli bir sistem olarak geliştirilmekte; yaklaşım, kurallar, uygulamalar, çıkarılan yasalar da bu çerçevede belirlenmektedir. Nitekim Önderliğimiz; ”İmralı sürecinde bana dayatılan komplo umudun zerresini bırakmayacak cinstendi” demektedir. Ancak milyonların özgürlük amacını yaşam felsefesi edinen Önderliğimizin yaklaşımı, İmralı’nın izole ve tecrit koşullarını bile devrimsel sürecin zafer yürüyüşünü gerçekleştiren bir zemin haline getirmiştir. Bu Önderliğimizin, her koşulda, bedeli ağır da olsa özgürlükçü duruşundan taviz vermemesinden ileri gelmektedir.

Önderliğimiz, İmralı’nın işkence ve tecrit sistemini, hakikat savaşının zirvede yürütüldüğü, Kürt özgürlük sorunsalının çözüm olanaklarının ortaya çıkartıldığı bir mücadele alanı haline getirmiştir. Yaşanan durum şudur; AKP bu dönemde uluslararası komplonun, özgürlük mücadelemizi tasfiye konseptinde öncülüğe soyunmuştur. Bunu da Önderliğimiz üzerinden yapmak istemiştir. Oyunlarla, yalan-dolanla ve oyalama siyasetiyle süreci kendi lehine dönüştürmek ve özgürlük hareketini bertaraf etmek istemiştir. Önderliğimiz ise, bu oyunları görmüş ve tavır koymuştur. Son dönemlerde yaşananlar gösteriyor ki, AKP hükümeti yeni oyunlar peşindedir. Kürt sorununu çözme adına Erdoğan’ın başlattığı tartışma ve bu temelde Önderlikle başlatılan görüşmeler gündeme yoğun şekilde oturtulurken; aslında ne kadar samimi ve çözüm niyetinin olduğunu yaşananlardan anlamak pek de zor olmamaktadır. Önderliğimizle görüşmelerin yapıldığı saatlerde Amed’de 10 yoldaşımızın şehit edilmesi, yine daha sonrasında Çele’de 14 yoldaşımızın şehit düşürülmesi, her gün medya savunma alanlarımızın onlarca savaş uçağı tarafından vurulması ve bunun özel savaş medyası tarafından işlenerek şov haline getirilmesi, bu sürece ne kadar samimi yaklaşıldığını en açık şekilde ortaya koymaktadır. En son Paris’te parti kurucularımızdan, Sakine Cansız (Sara), gençlik kadrosu Leyla Şaylemez (Ronahi) ve KNK üyesi Fidan Doğan (Rojbin) yoldaşlarımızın vahşi bir komplo ile şehit düşürülmesi, süreci yürütmeye çalışanların ne kadar samimi olduklarını bir kez daha gözler önüne serdi. Henüz arkadaşların şahadeteri üzerinden saatler bile geçmeden, AKP’nin kendini bilmez milletvekilleri ve bakanları olayın içyüzünü örtbas eden, katilleri koruyan açıklamalar yapmış, bu davranışlarıyla süreçteki samimiyetsizliklerini en açık haliyle ortaya koymuşlardır. Bu bile AKP’nin asıl hedefinin barış olmadığını, yalnızca hareketimizi silahsızlandırarak, tasfiye etmek istediklerini çok açık bir şekilde gözler önüne sermektedir. Herkese haksızlık ve hakaret yapmayı kendilerine hak görürken, en doğal hakları kendini savunmak olan Kürtleri sürekli töhmet ve baskı altında tutmanın neresinde samimiyet vardır. Yaşanılan bu olaylar çok açık ki yeni dönem komplosudur. Belirtmek gerekirse yapılmak istenen her ne oyunsa komplocuların kursağında kalacaktır. Önderliğimizin de tavrı bu komploları boşa çıkartma eksenindedir. Önderliğimizin büyük direnişi özgürlükçü duruşundan taviz vermeden, zaferin kapılarını aralamıştır. Bugün yaşanan tüm gelişmeler, ortaya çıkan büyük kazanımlar Önderliğimizin bu görkemli direnişçi duruşunun eseri ve sonucudur.

“Hiçbir güç Önderliğimizin özgürlüğünü eksen aldığımız bu mücadele döneminde bizi zafer ve başarı yürüyüşünden alıkoyamayacaktır”

Star: Uluslararası komplonun tamamen ortadan kalkması için, özgürlük hareketi olarak nasıl bir mücadele yürütmek gerekmektedir?

Rengin Botan: Uluslararası komplo, büyük bedeller üzerinden ortaya çıkmış bütün insanlık değerlerine, tarihin şahit olduğu en alçakça saldırıdır. İnsanı insan yapan iyilik, doğruluk, güzellik, ahlak, özgürlük, sadakat kısaca insani tüm değerlere karşı 15 Şubat komplosu ihanetin en dip noktasıdır. Bu değerlere saldırı halklara, kadına ve doğaya karşı işlenen en büyük suç ve ihanettir. Bundan dolayı komploculara karşı öfkemiz çok büyük ve bu öfkemiz mücadele gerekçemizdir.

Kuşkusuz Önderliğimizin esaretiyle sonuçlanan komplonun başladığı ilk günden bu yana özgürlük hareketimiz Önderliğimizin tarihsel direnişçi duruşunun takipçisi olmak kadar, yükselttiği mücadeleyle komplonun ortadan kaldırılması için seferber olmuştur. Gerek ideolojik, siyasi, sosyal, kültürel gerek askeri açıdan yürütülen mücadele komplonun her dönem geliştirdiği yeni saldırı hamlelerini boşa çıkartmış ve geriletilerek sonuç almasını engellemiştir. Mevcut durumda komplonun önemli oranda etkisizleştiğini ve geriletildiğini, hatta alt edildiğini belirtmek yerinde olacaktır. Ancak tümden ortadan kaldırılması için elbetteki çok daha ciddi şekilde mücadelenin topyekun yükseltilmesi olmazsa olmaz zorunluluktur.

HPG ve YJA Star olarak devrimci halk savaşının büyük mücadelesini doğru ve başarılı eylem çizgisine oturtmak, süreci hamlesel başarılara evriltmek yükümlülüğümüzdür. Zaferin kaçınılmaz olduğu bu dönemde tüm gücümüzü devrimci fedai bir ruhla mücadele ve eylem alanına kanalize etmek ve özgürlük yürüyüşünü nihai zaferle taçlandırmak, hem görevimiz hem de boynumuzun borcudur. 2012 yılında mücadelemizin ortaya çıkardığı hakikat, zaferi gerçekleştirebilecek düzeye geldiğimizi ispatlamıştır. Bu açıdan mücadelemizin temel dinamiğini oluşturan meşru savunma çizgisindeki gerilla güçlerimizin mücadeleyi çok daha zirvesel başarılara taşıracağı, bunun fedai duruşunu, iddialı ve azimli direnişini sergileyeceği tartışmasızdır.

Kuşkusuz bu dönemde YJA Star olarak da sorumluluğumuz ve mücadele gerekçelerimizin çok daha fazla olduğunun bilincindeyiz. Önderliğimize karşı gelişen komplonun en temelde kadın özgürlük çizgisinin yarattığı gelişim düzeyiyle bağlantılı olduğunu çok iyi bilmekteyiz. Nitekim Önderliğimizin değerli emekleriyle ortaya çıkardığı bu özgürlük sahasına, özgür kadın militanlarına her gün pervasızca geliştirilen saldırılar bunun en bariz kanıtıdır. Kadınları sistemin yok ediş çarkından, özgürlük alanına çeken Önderliğimizin kadınlara bahşettiği Kadın Kurtuluş İdeolojisi sistem karşıtı duruşun zirvesel ifadesi olduğu için kapitalist modernite güçleri bu özgürlük alanını kendilerine en büyük tehdit ve tehlike olarak görmekte; bu nedele de saldırılarını yoğunlaştırmaktadır. İşte bu sebeple büyük iradi güç ve mücadele donamı kazanmış kadın militanlar olarak komployu ortadan kaldırmak, egemenlikli sistemin saldırı alanlarını daraltmak ve sistemi işlevsiz kılmak mücadelemizin en temel köşe taşını oluşturmaktadır. Özgürlük çizgisinin yılmaz savunucuları ve fedaileri olarak bu dönemde her zamankinden daha fazla Önderliğimizin İmralı direnişine kenetlenmek, bu direniş çizgisini soluduğumuz her nefeste yaşamın her anına hakim kılmak ve topyekun mücadele döneminin öncülüğünü güçlü ve başarılı yapmak mücadeledeki temel amacımız olacaktır. Toplusal direnişin serhıldani duruşunu demokratik özerk sistemin temel dinamiği ve ayağı haline getirmek, güçlü birlik ve örgütlülük alanları oluşturmakla egemen ve faşist sistemin temellerini kökünden sarmak hedefimiz olacaktır. Özellikle kadının öz savunma alanını en güçlü şekilde örgütlemek, her türlü saldırıya karşılık vererek kadınların özgür yaşam alanını korumak ve bu alan üzerindeki tehditleri bertaraf etmek YJA Star olarak önceliğimiz olacaktır. Önderliğimizin fedai kadın militanları olarak mücadelemizi her an ve her yönlü geliştirerek özgürlük çizgisinin garantörü olmak adına tüm gücümüzü seferber etmekten geri durmayacağız. Hiçbir güç Önderliğimizin özgürlüğünü eksen aldığımız bu mücadele döneminde bizi zafer ve başarı yürüyüşünden alıkoyamacaktır. Bu dönemde mücadelemizi en üst düzeyde topyekün bir fedai ruh, bilinç ve örgütlükle yükselterek tek amacımız olan Önderliğimizin özgürlüğünü gerçekleştirecek; uluslararası komployu başarısızlığa uğratacak, ortadan kaldıracağız. Bu hem sözümüz hem de öncelikli devrimci sorumluluğumuz olacaktır.

Bu vesile ile tekrardan, kendilerini özgürlüğe adayan Önderliğimizin gerçek yoldaşları tüm kahraman şehitlerimizi saygı ve minnetle anıyorum. Önderliğimizin görkemli İmralı direnişini saygıyla selamlıyor, bu direnişin yılmaz takipçisi ve yaşamsal duruşunun ifadesi olacağımızı, yükseltilecek özgürlük ve hakikat mücadelesinin birer fadai neferi olacağımızı belirtiyorum. Aynı zamanda halkımıza her türlü pervasız, insanlık dışı saldırıları reva gören, Önderliğimiz şahsında halkların özgürlük tutkusu ve gelecek umutlarını yok etmek isteyen tüm komplocuları uluslararası 15 Şubat komplosunun yıldönümü sebebiyle nefretle lanetliyor ve komplonun mutlaka başarısız kılınarak ortadan kaldırılacağını bir kez daha belirtiyorum.