Onurlu Direnişimiz...

Nalin Dilpak

Onurlu Direnişimiz Görkemli Zaferi Yaratacaktır

Önderliğimizin Özgürlüğü Sağlanmadan Çözüm Geliştirilemez

 

Önemli ve sıcak gelişmelerin yaşandığı 2012 yılını geride bıraktık. Hem HPG hem de YJA Star olarak önümüze koymuş olduğumuz hedefler neydi, biz bu hedeflerin ne kadarını başarabildik, ne kadarını başaramadık? Bunlar bizim açımızdan değerlendirilmesi gereken hususlardır.  2012 yılı gerçekten önemli bir yıldı. Sanırım savaş tarihimizde bu yıl kadar yoğun geçen bir yıl yoktu. Sadece HPG ve YJA Star açısından değil, tüm hareketimiz, halkımız ve Ortadoğu açısından önemli bir yıldı. Ortadoğu’da özellikle Arap Baharıyla başlayan sıcak gelişmeler, daha çok Suriye’de yaşanan krizli ortamla devam etti. Tüm egemen güçler özellikle Suriye’de yaşananları takip ederek, Suriye üzeri kendi politikalarını başta Kürt halkına olamak üzere tüm Ortadoğu halklarına dayatmak istedi. Bu temelde çoğu kez Esed hükümeti bahane edilerek, ABD’nin Suriye’ye müdahale etmesi istendi. Yine Ortadoğu’da Suriye üzeri yaratılacak olan yeni statüko için Güneybatı Kürdistan’daki halkımıza KDP benzeri bir model dayatılmak istendi. Fakat bu oyun ve planlamalar özgürlük hareketinin yürüttüğü mücadelelerle boşa çıkartıldı. Özgürlük hareketimiz Güneybatı Kürdistan’da yarattığı örgütlülükle yalnızca Kürt halkının konumunu güvenceye almadı; Arap halkının da konumunu güvenceye aldı. Bu şekilde özgürlük hareketimiz bir kez daha Ortadoğu’da önemli ve etkili bir güç olduğunu kanıtladı.

Fakat 2012 yıllında Ortadoğu ve bölgedeki gelişmelerden çok bizim açımızdan önemli olan, Önderliğimiz üzerindeki yoğunlaştırılmış tecritti. Önderliğimiz üzerinde yürütülen tecrit 2012 yılında daha da ağırlaştırılarak devam ettirildi. TC devleti geçmişte olduğu gibi tekrar inkar ve imhada ısrar etti. AKP hükümeti bu yıl da inkar ve imha siyasetinin birebir pratik uygulayıcısı oldu. Önderliğimiz bu uygulamalara karşı, İmralı’da geliştirdiği görkemli direnişle özgürlükteki ısrarını ortaya koydu. Önderliğimizin bu direnişine bizim de vermemiz gerekiyordu. Bu anlamda sadece Önderliğimiz üzerindeki tecridin kaldırılmasını değil, Önderliğimizin özgürleştirilmesini hedefledik. Hem halk hem de hareket olarak, Önderliğimizin özgürlüğü sağlanmadan herhangi bir çözümün gelişmeyeceğini ortaya koyduk. Bu temelde TC’nin sözde çözüm olarak sunduğu hiçbir politikayı kabul etmedik.

 

AKP Hükümetinin Hiçbir İnandırıcılığı Yoktur

Tabii biz bu süreci hem HPG hem de YJA Star olarak değerlendireceğiz. Fakat bizim gelişmelerimiz dışında da değerlendirmemiz gereken bazı gelişmeler var.  28 Aralık günü Roboski katliamının yıldönümüydü. Başta yıl boyu şehit düşen yoldaşlarımız ve Roboski’de katledilen 34 genci anıyor, anıları önünde saygıyla eğiliyorum. Kürt halkına, özgürlük hareketine, yurtsever ve demokrat insanların tümüne bir kez daha baş sağlığı diliyorum.

AKP hükümeti 2012 yılına Kürt sorununun çözümüne dönük adım atmaktan çok, katliamlar gerçekleştirerek girdi.  Aslında Roboski katliamında verilmek istenen mesaj şuydu; “Kürt halkını yine tanımayacağız, iradesini tanımayacağız, varlığını kabul etmeyeceğiz ve Kürt sorununun çözümüne dönük herhangi bir adım atmayacağız.” 4. Stratejik döneme girmemiş olsaydık ve bu temelde devrimci halk savaşı hamlesini başlatmamış olsaydık, kesinlikle Kürt halkına yönelik Roboski gibi katliamlar daha da geliştirilecekti.  AKP hükümeti bu katliamı Türk devletinin bir başarısı olarak gördü ve adeta bu katliamı kutladı. Bu katliamı gerçekleştirenlerden hesap sormak yerine, bu katliamı gerçekleştirenleri ödüllendirdi. Türk devletinin temel politikası sorunun çözümüne dönük sürekli bir beklenti yaratıp, insanları, demokratik kamuoyunu ve Kürt halkını bu politikalarına inandırmaktır. Sanki onlar bir şeyler yapmak istiyorlar da, birileri buna engelmiş gibi bir yaklaşım içerisinde oluyorlar. Bu politikalarla ömrünü uzatmaya çalışıyor. Son 10 yıldır bu politikalarla ayakta kaldı ve bu politikaları bilinçli olarak devreye koydu, koymaya da devam ediyor.  Sanırım artık herkes bu hükümetin asıl yüzünü gördü. Artık kimse bu hükümetten hiçbir şey beklemiyor.  Türk devletinin tarih içerisindeki gerçek yüzünü görmüş olan Kürt halkı, Türk devletinin Kürtlere yönelik politikasını az çok biliyordur. Yurtsever olmayabilir, herhangi bir siyasi oluşum içerisinde yer almıyor olabilir, fakat her Kürt bireyi şunu net bir biçimde anlamıştır; Türk devletinin artık hiçbir inandırıcılığı yoktur.  İnandırıcılığı olmayan bir devlet ise kaybetmeye mahkumdur. Türk devleti geçmişte Kürtlere karşı nasıl yaklaşmışsa, günümüzde de aynı şekilde, hatta daha da gerisinde bir yaklaşım sergilemektedir. Bundan dolayı Kürt halkı ne Türk devletinden ne de herhangi bir devletçi zihniyetten bir şeyler beklememelidir. Demokratik Özerklik çerçevesinde oluşturduğu öz yönetimini bir an önce geliştirmelidir.

2012 Yılı Direnişle Özgürlüğü Sağlama Yılıydı

Türk devleti ve ordusu, 2011 yılında yoğun tekniğini kullanarak, bazı sonuçlar elde etmeye çalıştı. Özel savaş tekniğini de kullanarak, gerillayı etkisiz hale getirdiğini, hatta bitirdiğini yansıttı. Medya yoluyla bunun çokça propagandasını yaptı. AKP hükümeti ve ordusu gerillaya karşı kullandığı teknikle, gerillaya büyük darbe vurduğunu ve sonuç aldığını, başarılı olduğunu zannetti. Fakat gerilla 2012 baharıyla birlikte, gerçeğin öyle olmadığını AKP hükümeti başta olmak üzere hem Türk ordusuna hem de tüm dünyaya çok açık bir şekilde gösterdi. Özgürlük için savaşma gücünü kaybetmediğini, yoğun bir eylemsellikle sürecin başaran tarafı olduğunu bir kez daha kanıtladı. Gerilla karşısında başarı elde edemeyen devlet, özel savaş politikasını devreye koyarak, toplumu bu özel savaş politikalarıyla etkisiz hale getirmeye başladı. KCK operasyonlarını yaygınlaştırarak, binlerce insanı tutukladı. Kim varlığına ve özgürlüğüne sahip çıkmaya çalıştıysa, onlara zindanın yolunu gösterdi. Halkı, ülkesi ve özgürlüğü için çalışan, bunun için çaba içerisinde olanlara, “yeriniz zindandır” dedi. Tüm bu baskılara rağmen Kürt halkı onurlu direnişinden ödün vermeden, direnişini sürdürdü.

Sürecin en temel öncü güçlerinden biri gerillaydı. Özgürlük mücadelesinde her daim, yaşanan gelişmelerin öncülük misyonunu gerilla üstlendi. Bunu bir görev olarak bildi. Başta da ifade ettiğim gibi gerilla böyle bir süreci başlatmış olmasaydı, Önderliğimizin yaşamı tehlikeye girmiş olacak, özgürlüğü dahi tartışılamayacaktı. Tabii bu tehlike bir bütün olarak kalkmadı. Ama gerillanın gösterdiği direniş, süreci yönlendirmede çok çok etkili oldu. Direniş yalnızca gerilla ile sınırlı kalmadı. Bunun yanında zindanlarda on binlerce yoldaşımız açlık grevi başlattı. Bu çok önemli bir eylemsellikti. Gerillanın eylemselliğine paralel gelişen bu zindan direnişi, sürece damgasını vuran bir direniş oldu. Şemzinan’da başlatılan ve Kürdistan’ın diğer sahalarına yayılan devrimci harekatlara paralel, zindanlarda geliştirilen direniş de çok onurlu bir direnişti. Eğer Önderliğimiz zindanlarda gerçekleşen bu eylemlilikler için çağrıda bulunmasaydı, direniş içerisinde bulunan yoldaşlarımıza “Eylemleriniz çok anlamlı, fakat benim için zindandaki arkadaşların böylesi bir eylem gerçekleştirmesini istemiyorum” demeseydi, zindan direnişleri şahadetlerle sonuçlansa dahi sona erdirilmeyecekti. Bu açıdan zindan direnişi çok onurlu bir direnişti. Bu direnişin temel mesajı, Kürt sorununun çözümünde Önderliğimizi tek muhatap olarak göstermesiydi. Ne Kürt halkı, ne de Kürt özgürlük hareketi Önderliksiz bir çözümü asla kabul etmez.

HPG ve YJA Star olarak, bizim açımızdan yeni ve farklı bir süreçti; yaşam biçimi, hareket tarzı, yoğunlaşma düzeyi açısından çok farklıydı. Bu farklılığı büyük bir etki yaratmasına da yol açtı. AKP hükümeti ve Türk devletini ciddi anlamda zorladı. Bu zorlanmaları hala da devam ediyor. YJA Star ve HPG olarak, düşmanı ne kadar zorladık, bu zorlamaların yarattığı gelişmeler nelerdi? Bu sorular yıl açısından sorulabilinecek ve değerlendirmesi yapılabilinecek sorulardır. Eğer biz bu soruları doğru analiz ederek, doğru cevaplandırabilirsek, önümüzdeki yıllarda da bize dönük beklentileri karşılayabilir, rolümüzü en etkili şekilde oynayabiliriz. Bu soruların doğru değerlendirilmesi, kendisiyle daha güçlü bir hazırlığı getirecektir. Çünkü bu yıl Şemzinan’da başlattığımız devrimci harekat etkili bir başlangıç oldu. Şemzinan’da başlatılan bu harekata kuzey sahalarının tümü cevap verdi. Bu anlamda bu devrimci harekatları tüm boyutları ile değerlendirmeliyiz. Şemzinan alanında başlatmış olduğumuz devrimci harekatla, gerillanın bu tarz harekatlarını tüm Kürdistan’a yayarak varlığını korumayı ve özgürlüğünü sağlamayı hedefliyorduk. Atılan önemli adımlarla bu hedefimizin startını verdik. Bundan sonra yapmamız gereken devrimci halk harekatını daha da derinleştirip, her alana yayarak etkili sonuçlar almayı sağlamaktır.   

Gerilla Onurlu Bir Mücadele Yürüttü

YJA Star ve HPG’nin bu sürecin gidişatını belirleyen bir savaş ve taktik tarzı vardı. Otuz yılı aşkın süreç içerisinde edindiğimiz gerillacılık tecrübesine,  bu yıl içerisinde büyük bir ivme kazandırdık. Yıl itibariyle gerçekleştirdiğimiz direnişler siyasal tıkanıklığı aştıran, gündem oluşturan, zengin, yaratıcı ve etkili bir taktik düzeyi açığa çıkarttı.  Bu sayede AKP hükümetinin ve Türk devletinin yürüttüğü politikaların tümü boşa çıktı. AKP’nin çözümsüzlükteki ısrarına ciddi darbeler vuruldu. Türk ordusu ise gerillanın bu performansı karşısında moralsiz düşerek, birçok alan üzerinde hakimiyetini kaybetti. Gerilla tüm Kürdistan sahalarında yürütmüş olduğu devrimci savaşla, AKP hükümetine ve işgalci Türk devletine, onun ordusuna gerekli yanıtı verdi; “eğer sen bir cevap bekliyorsan, al sana cevap” dedi. Devrimci halk savaşı hamlesinin, Şemzinan, Çele, Beytüşşebap’ta alan ele geçirme ve ele geçirilen alanı tutma temelinde başlattığı harekatın yarattığı ruh, bu ruhun Dersim, Erzurum, Garzan, Amed, Botan, Serhat, Amanos ve Karadenize kadar etkinlik sağlaması, aynı zamanda Güneybatı Kürdistan parçamızı etkiledi ve bu parçada yaşayan halkımızı varlığını koruma ve özgürlüğünü sağlama mücadelesine yöneltti. Kendilerini nasıl savunacaklarını öğrendiler. Karşılarında artık siyaset yapamayan, kendini koruyamayan, hedeflediklerine ulaşamayan bir Kürt halkı olmadığını gösterdiler. Tüm bunlar gerillanın 2012 yılında yürütmüş olduğu mücadelenin bir sonucudur. Bu anlamda bu mücadele çok onurluydu. Güneybatı Kürdistan’da, YPG adı altında öz savunma gücünü oluşturması ve bu öz savunma gücünün Serekani’yede çete ve Türk devletince desteklenen provokasyoncu güçlere karşı direniş ruhunu yükseltmesi, elbette gerillanın 30 yılı aşkındır yürütmüş olduğu özgürlük mücadelesiyle bağlantılıdır. Orada bulunan halkımız gerilladan moral ve güç aldı. HPG ve YJA Star gerillalarının yıl boyu sergiledikleri mücadele, direniş Kürdistan’ın her dört parçasında yaşayan Kürt halkının tümünü etkiledi.

2011 yılının kış aylarında gerilla güçleri olarak derin bir yoğunlaşma ve sorgulama yaşadık. Taktik ve tarz konusunda hangi gelişmeler sağlanabilir, düşmana hem kırsal alanda, hem diğer alanlarda nasıl daha etkili vurulabilinir? Bu sorular temelinde tartışmalar gerçekleştirdik. Bir kez daha gerilla tarzında, yaşamında, kural ve ilkelerinde yenilenmeyi esas aldık. Sadece bazı alanlarda değil, HPG ve YJA Star güçlerinin bulunduğu tüm alanlarda bu konularda yoğunlaşmayı sağladık. 2012 yılına sağlanan bu yoğunlaşma düzeyiyle girildi. Gerillayı yenileyecek ve sürece hazırlayacak yoğun bir eğitim görüldü. Gerilla yaşamının tümünü kendimiz açısından bir eğim sahası haline getirmeyi esas aldık. “İyi anlayabilirsek, sonuç çıkartabilirsek, başarılı oluruz” dedik. Eğer bu yıl başardığımızdan söz ediyorsak, bu elbette tarz ve taktiğe doğru yoğunlaşmaktan ve doğru sonuçlar çıkarmaktan kaynaklanmaktadır.

HPG ve YJA Star güçleri, 2012 yılına başarma ruhuyla girdiler ve katıldılar. Gerilla güçlerimizde, fedai ruh ön plandaydı. Mücadeleyi zirveye taşıyan, başarıya kilitleyen bu fedai ruhtu. Önderliğimiz bizlere birkaç yıl önce; “Devrim yıllarını yaşıyoruz. Devrim yakınlaşmış, çözüm yakınlaşmış, ama bu çözümü siz kendiniz sağlayacaksınız, buna öncülük edecek olan da gerilladır” dedi. Bu konuda derinleşme sağlandı, bir anlama düzeyi oluştu. Gerçekten eğer anlam derinliğine ulaşılırsa, başarılır. Gerillayı fedai bir ruhla mücadeleye sevk eden, bu inanç ve anlama düzeyiydi. Bu ruh, önümüzdeki yıllarda da daha büyük sonuç almamıza yol açacaktır. Biz bu süreç boyunca HPG ve YJA Star militanlarını kontrol altına almakta zorlandık. Çünkü herkes hamle içerisinde yer almak istiyordu, kimse geri cephelerde kalmak istemiyordu. Bizi başarıya ulaştıran bu ruhtu, bu katılım biçimiydi. Artık kimse bu ruhun başarıya ve özgürlüğe doğru yol almasının önünde engel olamaz. Pratikte önümüze koyduğumuz hedefler vardı, bu hedeflerimizin bir kısmını gerçekleştirdik. Yakalanan bu fedai ruhla, bu hedeflerin kalan kısmı da kesinlikle başarılacaktır. Bu hedef ve planlamaların en öncelikli olanı, Önderliğimizin özgürlüğünü sağlamaktı. İkincisi, AKP hükümetini Kürdistan’da etkisiz hale getirmek, üçüncüsü Kürt halkının varlığını koruma, dördüncüsü çözüme doğru adım attırma, çözümü sağlamaydı. Bu hedefleri gerçekleştirmeye, buna öncülük etmeye yetecek kadar ruh var, iddia düzeyi var. Çünkü bu ruh, 4. Stratejik mücadele döneminin ruhu, devrimci halk savaşı hamlesinin ruhu. 3. Stratejik dönemi çok daha fazla aşan gelişmeler yaşandı. Artık 4. Stratejik dönemde önümüzü görmemiz ve yürüyebilmemiz için herhangi bir engel kalmamıştır. 

YJA Star Kadınların En Etkili Savunma Gücüdür

YJA Star gerillaları olarak, 2012 yılı bizler açısından da çok büyük farklılıklar içeriyordu. Yazılı tarihte her zaman, kadının kendisini savunamadığı söylenir. Bu aslında erkek egemen sistemin geliştirdiği bir algıdır. Savunmayı militarist bir algıya dönüştürerek bunu erkeğe mal etmiş ve kadını her zaman savunulması gerekilen bir konumda bırakmıştır. Öyle ki, askerlik olgusu da hep erkekle özdeşleşmiş, bu da erkeğin sömürü ve baskıyla edindiği iktidar konumunu daha da beslemiştir. YJA Star, savaşa ve savunmaya ait militarist algıların hepsini bertaraf ederek, kadını kendi yarattığı değerleri koruyabilen ve özgürlüğü için savaşabilen bir konuma getirmiştir. Bugün de gerçek anlamda kadının tek savunma gücü YJA Star’dır.  4. Stratejik dönemde YJA Star’ın öncülük yapması, savaş stratejisinin ve taktiğinin geliştirilmesinde katkıda bulunması sürecin başarıyla ilerlemesinde oldukça etkili olmuştur. Biz şunu çok iyi biliyoruz; kadın gerillalar olarak, bizler ne kadar savaşın içinde olur, gelişen savaşa doğru yön verirsek, o kadar çabuk özgürlüğe yakınlaşırız.

Kadın gerilla gücümüzün büyük bir kısmı, savaş içerisinde yer aldı ve fedakar, cesur ve yiğit bir katılım sahibi oldu. 2012 yılı bu anlamda YJA Star güçlerimiz açısından birçok ilki ve yenliği barındırdı. YJA Star güçlerimiz ilk kez bu yıl özgün eylemler anlamında bu kadar büyük rol oynadı. Devrimci halk savaşı hamlesinde kadın gerillanın katılımına, öncülüğüne söylenecek herhangi bir söz yoktur. Her birimiz ayrı ayrı alanlarda bu hamleye katıldık, fakat her birimiz de birbirimizden güç, moral alıyorduk. İddiamız daha da büyüyor, katılımımız daha da güçleniyordu. Bu yıl ki mücadele düzeyimiz, bizi bir adım daha Önderliğimizin özgürlüğüne yakınlaştırdı. Yine Önderliğimizin özgürlüğüyle birlikte tüm dünya kadınlarının özgürlüğüne yakınlaştırdı.  Öyle ki mücadele heyecanımız ve coşkumuz bize özgürlüğü tattırdı. Bundan sonra hiç kimse varılan bu aşamayı geri bir düzeye çekemez. Kazanımları yok sayamaz. Özgürlüğe bu kadar yakınlaşmışken, bundan sonra hiçbir güç bizleri özgürlüğümüzü sağlamaktan alıkoyamaz. 2012 yılının pratik sonuçlarında gördük ki, biz kadınların başaramayacağı hiçbir şey yok.

2012 yılında geliştirdiğimiz özgün eylemlerin diğer eylemlerden farkları bulunmaktaydı. Daha önce de bazı özgün eylemlilikler yapıyorduk, fakat bu yılın eylemleri tamamen bizlerin özgücüne dayanmaktaydı. Tüm eylemlerimizi hiçbir kaygı duymadan, tüm riskleri göze alarak gerçekleştirdik. Gerçekleştirdiğimiz özgün eylemlerin planlamalarına dair hiçbir kaygı, tereddüt yaşamadık. Gerçekleştirdiğimiz her eyleme oldukça kararlı bir şekilde gittik.  Bu da kendisiyle birlikte bambaşka bir gücü açığa çıkardı. 2012 yılında Garzan’da parti tarihimizde ilk kez 15 kadın arkadaşımız topluca şehit düşürüldü. Türk ordusu tüm tekniğini kullanarak, bu yoldaşlarımızı katletmiştir.  Kendisini dünyanın bilmem kaçıncı ordusu olarak gören Türk ordusu 15 kadın arkadaşımızı çok vahşi bir şekilde şehit düşürmüş olabilir, ama bu ordunun gücü asla kadın ordusunu yenmeye, başarısız kılmaya yetmeyecektir. Kadın gerilla gücümüz, tarihteki ilk kadın savunma gücüdür. Bu gücün ideolojik bilinci, savaş taktiği anlamında donanımı ve deneyimi var. Bu düzeye gelmiş bir savunma gücünü kimse artık etkisiz kılamaz ve yok sayamaz. 2012 yılındaki eylem düzeyimiz ve pratiğe katılımımız Türk ordusunun bu katliamcı ve imhacı yönelimlerine bir cevaptı. 2012 yılında, özellikle Şemzinan ve Çele başta olmak üzere Dersim’de, Erzurum’da, Amed’de, Garzan’da, Botan’da TC ordusuna iyi cevaplar verildi. Türk ordusunun tekniği de, istihbaratı da, gücü de tek bir kadın gerillaya güç getiremeyecek, darbe vuramayacak, bitiremeyecek, güçsüz düşürüp savunmasız bırakamayacaktır.

Biz düşmana onlarca defa darbe vurarak, etkili eylemler gerçekletirdik. Bu noktada Jîn yoldaşın eylemi en anlamlı örnek olmuştur. Bu düzeye ulaşmak, tüm kadınları özgürlüğe daha da yakınlaştırmaktır.  Böylesi bir düzeye ulaştıysak, bu elbette Önderliğimizin emek ve çabaları sonucu oluşmuştur. Bu anlamda bizler her zaman Önderliğimize karşı borçluyuz. Yine bu sürece öncülük etmiş olan başta Rojin, Canda, Jîn, Revan, Nergiz, Zeynep yoldaşlar başta olmak üzere onlarca değerli kadın şehidimize borçluyuz. Onlar sürece en fedai şekilde katılım sağladılar, komutanlık yaptılar. Katılımlarıyla doğru taktiğin, planlamanın nasıl olacağını ortaya koydular. Biz şuna kesinlikle inanıyoruz; eğer bir devrim olacaksa, bu kadın öncülüğünde gelişecek ve gerçekleşecektir. Önderliğimiz 30 yıldır bunu söylüyor. Fakat biz bu yıl bunu daha yakından gördük ve yaşadık. Gerçekleşecek olan bir devrimin öncülüğünü yapacak olan, savunmasını geliştirecek olan, örgütlülüğünü oluşturacak olan biz kadınlarız. Tabii tüm bunların yanında biz kadınlar savaşın ve yaşamın da kültürünü oluşturacağız. YJA Star gerillalarının katılımı bunu ortaya koydu.  2012 yılı bu gerçekliği kanıtlayan bir yıl oldu. Bundan sonra YJA Star öncülüğünde, Ortadoğu’da oluşturulacak bir kadın savunma gücüne ulaşmak gerekiyor. Sadece Kürt kadınları değil, tüm Ortadoğulu kadınların bu savunma gücünün içinde yer alması gerekiyor. Bundan daha onurlu bir şey olamaz. Özgürlüğü elde edebilmemiz için kadın savunma gücü olarak belli bir örgütlülük kazanmış durumdayız. Ve özgürlüğümüzü kazanmak durumundayız. Çünkü Kürt kadınlarının her gün öldürüldüğü, şiddet gördüğü, taciz ve tecavüze uğradığı yetmiyormuş gibi bir de halkına ve ülkesine karşı ajanlaştırılıyor. Toplumsal ahlak ve kültürden uzaklaşması için her şey yapılıyor. Öyle ki birçoğu kendisini tanıyamaz hale geliyor. Hiç kimse devletin kadını bu hale getirmesine izin vermemelidir. Bu durumda kadınlar elbette nereye gideceklerini biliyorlar. Nerenin yaşam ve savunma alanı olduğunu biliyorlar. Neresinin ahlakın, kültürün, insanlığın ve demokrasinin yeri olduğunu biliyorlar.

YJA Star 2013 Yılını Özgürlük Yılı Haline Getirecektir

2013 yılı açısından da önümüze koymuş olduğumuz hedefler var.  Kürdistan’ın her dört parçasında ülkemizin ve halkımızın varlığını korumak ve özgürlüğünü sağlamak için ne gerekiyorsa yapacağız. Fedailik gerekiyorsa fedailik, öncülük gerekiyorsa öncülük yapacağız. Halkımıza, ülkemize ve hareketimize yönelik geliştirilmek istenen inkar ve imha politikalarına yönelik olarak karşı bir duruş içerisinde olacağız. Ülkemizi, halkımızı ve hareketimizin varlığını daima koruyacağız. Önderliğimizin özgürlüğünü sağlamak için kendimizi çok ciddi bir şekilde hazırlıyoruz. Geride bıraktığımız yıllar da gösterdi ki, fedailik ve fedakarlık konusunda önümüzde engel oluşturabilecek hiçbir şey yoktur. Son olarak şunu söyleyeyim; tüm Kürt gençlerini böylesi bir süreç içerisinde yer almaları, böylesine tarihi, devrimsel bir süreçte rol oynayabilmeleri için, yine kader belirleyen günlerde ve yıllarda rol oynayabilmeleri için özgürlük saflarına davet ediyoruz. Gençlik, bunu kendisi açısından bir şans ve fırsat olarak görmeli ve bu fırsatı asla kaçırmamalıdır.

YJA Star gerillaları olarak, süreci 4. Stratejik dönemin ruhuyla karşılayacağız, yoğunlaşma, taktik ve yeni tarzlarla devrimci harekatlarımızı daha da büyüteceğiz, geliştireceğiz. Sadece belli alanlarla sınırlı bırakmayacağız. Tüm Kürdistan’a yayacağız. Tüm yoldaşlarımız da sürece bu biçimde hazırlanıyor. Bu temelde yeni mücadele yılımızı herkese şimdiden kutluyor ve başarılar diliyorum.