Yükselen Çığlık

Derşin Mirza

80’li yılların başında cezaevlerinde yükselen “bizler yaşamı uğruna ölecek kadar seviyoruz ” sloganları bugün sesini daha da yükselterek devam etmektedir

Hedefi, amaçları, istemi ne olursa olsun bu eylem insanın gösterebileceği iradenin en üst boyutudur. Böylesi bir irade karşısında insanlığa düşen O insanların taleplerine kulak asmak ve saygı duymaktır. 

 Ama gel gör ki, öyle bir zamanda ve dünyada yaşıyoruz ki yükselen bu insanlık çığlığına kulak asmak bir yana birileri hem kendi kulağını kapatmakta hem de kirli, çirkin dayatmalarla toplumun kulağını da kapatmaya çalışmaktadır. 60 günü aşkındır cezaevlerinde bedenlerini ölüme yatıran yoldaşlarımız, kendilerini öyle sıradan, bireysel istemlerle ölüme yatırmadılar. Bu istemleri böyle görmek, böyle ele almak onlara yapılacak en büyük hakarettir. Görülüyor ki, yaşama sıkı sıkı bağlı olan bu güzel insanları gerçektende halkı için, çocuklarının özgür yarınları için canlarından başka ortaya koyabilecekleri hiçbir şeyleri kalmamış. Olsaydı ya da bırakılsaydı –çünkü bunu yapması gerekenler bırakalım böyle bir ortam yaratmayı, onlarca yıl Önderliğimizin, Özgürlük hareketimizin büyük bir mücadele ile yarattıklarını da görmezden gelerek var olan ortamı da daraltma çabası içerisindedirler- bu insanlar bedenleriyle değil, sözleriyle, demokratik eylemleriyle mücadele edebilirdi.

Şimdi tarihin en affedilemez sözde liderlerinden Erdoğan’ın gözlerini öylesine kan ve iktidar bürümüş ki, hem dengesizleşmekte hem de densizleşmektedir.  Öyle böyle değil, insanların gözünün içine bakarak “ölürlerse ölsünler” demekte, bununla yetinmeyip “siz bunları talep ederseniz, bizi böyle zorlamaya çalışırsanız sizleri bugünlere hasret bırakırız” demeye getirmektedir. Sanki bugünleri babasının hayrına o sundu. İnsan böylesi bir durum karşısında söyleyecek o kadar çok söz buluyor ki, sözü dile getirmek ancak onun seviyesini yükseltir diye dile getirmek istemiyor. Hele bir yap sayın başbakan, hele tehdit ettiklerini bir gerçekleştir.  O zaman bir bakacaksın yaratmak istediğin cehennemde önce sen ve senin tayfan yanacak. Tıpkı Saddam gibi… Hani dün sana cevap verenlerden birisi diyordu ya; “idam ipi bir gerildi mi, kimin boynuna geçirilir belli olmaz”  Irak halkına, Kürt halkına senin gibi cehennemi reva gören, gözünü hiç kırpmadan onları en vahşice katleden ve yarattığı cehennemden senin gibi övünç duyan kimdi?

Sonu?

Böylesi bir sonu isteyen biz değiliz ama görülen o ki dayatan sensin. Tehditlerinle, çığırtkanlığınla ortamı, toplumu geren, toplumu Kürt, Türk fark etmeden kin ve nefrete hazırlayan, şimdiden cehennemi yaşattıran da sensin.

AKP faşist hükümetinden umut bekleyen, ona bel bağlayan yok. Asla böyle bir şey olmaz da. Ama halkın, kamuoyunun daha duyarlı olması gerekir.  Bu çok istenilen düzeyde gelişmedi. Kendisine aydınım, öncüyüm diyenler bugün ellerini taşın altına koymazsa hangi gün ve zamanda bunu yapacaklar? İnsanlar eğer bugün zindanlarda yükselen bu insanlık çığlıklarını duymuyorlarsa, bir an için durmaları ve insanlıklarını sorgulamaları gerekir.

Şimdi cezaevlerinde kendi bedenini ortaya koyan, dağlarda her gün kendisini, canını yaşama adayan hiçbir arkadaşımız, böylesi cehennemler yaşansın diye kendilerini feda etmemektedirler. Böylesi günler son bulsun, daha güzel, daha yaşamaya değer günler yaşansın diye mücadele etmektedirler. Bu mücadeleyi yürütürlerken de birilerinin tehditleri karşısında ikirciklik yaşamazlar. Tabi davaya adanmışlığın ne demek olduğunu bilmeyenler bunu anlamakta, kavramakta, mermer kafalarına sokmakta zorlanabilirler. Ve utanmadan pişkin pişkin “hadi tadında bırakın” “bunlar dağdan aldıkları talimatla bu eylemi gerçekleştiriyorlar” diyebilir. Bir, karşında oyun oynayan ve oynadığı oyunu tadında bırakması gereken çocuklar yok. İki, hangi güç, iktidar bir insanı iradesi dışında böylesi bir eyleme yönlendirebilir. Hem de bir değil, binlerce kişiyi… Bu mümkün mü?

Erdoğan kabullenmese de cezaevinde kendilerini ölüme değil yaşama adayan bu insanlar, bu kararı ve eylem gücünü kendi iradeleriyle aldılar. Böylesi bir iradeyi kırmak ise AKP faşist hükümetinin gücünü çok fazla aşan bir durumdur.