KEKİK KOKULU İKİ ÜLKENİN AŞIĞI

 

Yolu olanın hikayesi vardır, derler. Yolsuz olanlar ne destanlara konu olurlar ne de bir hikayeleri olur anlatılacak. Yola düşmek demek, yolsuzluğun yani diğer adıyla hiçliğin yokluğundan varlığın diyarlarına yürümek demektir. Bu anlamda var olmanın başka bir biçimidir yolcu olmak ya da yolda olmak. Her var oluş bir yol gerektirir, her varlığın bir yolu vardır kat etmesi gereken. Yola düşenler artık hikayelerini yazmaya başlamış demektir. Tıpkı Didar Lêgerîn ya da sistemdeki adıyla Nurcan Şen Karaman Arkadaş gibi. Didar Lêgerîn bir Yörük kızı, Mersin’in İçel ilçesinde 1978 yılında yaşama gözlerini açmış. Mersin, Adana gibi Türkiye’nin büyük metropollerinde büyümüş fakat köy yaşantısından da hiç kopmamış. Doğduğu ve büyüdüğü yerlerde tarihten bu yana isyan bayrağı hiç inmemiş. Osmanlı zulmü karşısında binlercesinin baş kaldırdığı ‘ferman padişahınsa dağlar bizimdir’ dediği coğrafyalarda Didar da ilk hafızalarını oluşturmuş, kişiliğini geliştirmiş. Öyle ki Toros’lu olduğunu, dağların insanı olduğunu hafızasının bir yerinde hep kayıtlı tutmuş. Belki de O’nu yola düşüren bu hafızasındaki dağlı olma gerçeği olmuştur. Çünkü Didar Arkadaş daha sonraları PKK’ye katıldığında kendisi için şöyle bir tanımlamada bulunur. ‘Kekik kokulu iki ülkenin aşığı’... Bilinir ki kekik bir dağ çiçeğidir, hatta rivayet edilir dağ ceylanları zarafetini bu dağ çiçeğinin güzelliğine borçludur. Didar Arkadaş da yaşamdaki zarafetti ve güzelliği ile tıpkı bu dağ ceylanlarını andırır. Dağlı bir kadın olmanın tüm asaletini duruşunda yansıtır.

Özgürlük felsefesini özde yaşayan Yörük Halkı Anadolu’nun en kadim topluluklarındandır. Evi dünya, çatısı gök olan bir halktır Yörük Halkı. Kendilerini Türkmen olarak tanımlarlar. Daha çok hayvancılık yaparak geçimlerini sağlamaya çalışan bu halk göçebe ve yarı göçebe yaşarlar. Yerleşik hayata geçmemekte ısrarlı olan bu halk topluluğunun başı devletle hep dertte olagelmiştir. Binlerce yıldır Toroslar’ın yaylarını kendilerine mesken eden Yörükler, özgürce yaşamak için devletle kavgadan hiç çekinmemişlerdir.  Kendi örf ve adetleri olan, toprağa, doğaya bağlı bu halkın özgürlük tarihleri araştırılmaya değerdir. Kim bilir, Yörük tarihi ne nice kahramanları, ne  nice özgürlük aşıklarını bağrında saklamaktadır.  Özellikle de anaerkil kültürün kalıntıları Yörük kültüründe çok baskındır. Bundandır PKK’ye katılan Yörükler’in çoğu da kadındır. Öncülük misyonu Yörük kadınında güçlüdür. Didar da bu misyonu taşıyanlardan. Sistem gerçekliğini yaşayan Didar temel çelişkisini ‘birey-toplum’ çatışmasında yaşar. Evli olan Didar, aile, kadın gerçekliğini bu ortamda daha da derinden analiz ederek, kendi var oluş gerçeğinin peşine düşmeye başlar. Hiçbir zaman kolay olanı tercih etmediğini ifade eden Didar, PKK’deki mücadelesinde de en ön mevzide olmayı kendine düstur edinir. İlk başlarda PKK’ye sempati düzeyinde yaklaşan Didar, sistemi çözümledikçe iki sistem arasında bir tercih yapma gerekliliği duyar. Tercihini özgür yaşamdan yana yapan Didar, yaptığı bir konuşmada kendini arayışını şöyle ifade eder; ‘’ Hiçbir bireyin kendi toplumsal gerçeğinden, kendi halk gerçeğinden uzak duramayacağını uzak durarak özgürleşemeyeceğini PKK bana öğretti. Özellikle Önderliğin son savunmalarında kendi şahsında, bütün bunları yoğun çözümlemesi, benim açımdan da çok tanımlayıcıydı. Kürt ve Türk halklarının umutları, yaşadıkları acılar, onlara küçükte olsa cevap olabilmek, bu noktada mütevazı yaklaşmak gerekiyor. Kendi açımdan büyük fakat halkın umutları açısından mütevazı bir cevap olma amacım var.  O ilk başta ki hep kendi içinde olan amaç durumu, şu anda çok daha toplumsal, çok daha halkçı bir niteliğe büründü. Kendimi bu işe adamak için her gün her an bir savaşım içinde mücadele yürütüyorum ve yürüteceğim. Sloganım başarmak, başarmak, başarmak, sıradan olmamak, bu insanlık tarihinde büyük bir insan olabilmek!’’

Asıl mesleği hemşirelik olan Didar Arkadaş gerillada da bu misyonunu sürdürür. HPG’nin özel kuvvetlerinde yer alarak zorlu olanı tercih etme duruşunu PKK içinde de sürdüren Didar, yoldaşlarını kurtarmaya giderken şehadete ulaşır.  Gabar’ın Çiyaye Bızına alanında 3 Eylül 2008 sabahı düşmanla çıkan çatışmada Felat Arkadaş yaralanır. Onu çatışma yerinden çıkarıp tedavi etmek için Didar Arkadaş tekrar çatışma yerine geri döner. Didar Arkadaş’ın tüm müdahalelerine rağmen Felat Yoldaş aşırı kan kaybından dolayı şehit düşer. Çatışma tüm sıcaklığı ile devam etmektedir. Arkadaşlar düşman çemberini yarıp çıkarken Didar yoldaş bedenine isabet eden düşman mermisiyle ölümsüzler kervanına katılır.

Mücadele Arkadaşları